Osman Konak

Tarih: 13.11.2023 16:30

ZİYA AKIN(KADİR USTA)

Facebook Twitter Linked-in

ZİYA AKIN(KADİR USTA)

MARANGOZ

Ormanüstü(Kusera)köyünde 26 Temmuz 1940’da İsmail Hakkı ve Şerife Akın oğlu olarak dünyaya geldi. Ziya Akın’ın çocukluk yılları köyde annesine yardım ederek, bazen de yaylada çobanlık yaparak geçti.

 

Okul yaşı geldiğinde Maçka merkezdeki ilkokul da bu eğitimini tamamladı. Ortaokul’a Maçka da başladı, ancak birinci sınıf bitiminde okuldan ayrıldı. İlkokul öğretmeni Kapıköy köyünden Süleyman Dönmez Bahçekapılı’dır.

                 Babası İsmail Hakkı Akın Maçka ilçesi köprübaşında iki dere arasında bulunan ve türkülere de konu olan Maçka hapishanesi yanındaki marangoz atölyesinde, en büyük oğlu Ali Akın ile beraber çalışmaktadır.

 

Bir müddet babası ve ağabeyi ile birlikte çalışan Ziya Akın kendileri ile anlaşamayınca bu marangoz atölyesinden ayrılmak zorunda kalır. Sinop da kendi köylüsü olan Eyüp Özgen’in yanında çalışmaya gider. Bir yıl kadar bu ilde aynı mesleğe devam eder sonra tekrar Maçka’ya döner.

 

               Maçka’ya döndüğünde köylüsü olan Ali Fahri Genç ve Ağabeyi Ali Akın’ ın açmış olduğu marangoz atölyesinde tekrar çalışmaya başlar.Marangoz atölyesinde genelde o yıllarda köylere hitap eden işler yapılmaktadır. Kapı, çerçeve ve ağaç doğrama yapılsada o yılların ihtiyacı olan, genelde köy ve yayla evlerinin örtülmesinde kullanılan ve adına“Hartuma” denilen bir metre uzunluğunda 10,15 cm genişliğindeince tahta malzemesinin yapımına devam ederler.  Ürettikleri bu malzemeleri de köylerde at sırtında, Trabzon ve civar ilçelerde araçlarla kaçakta olsa satışını yaparlardı.

 

Askerlik çağı gelene kadar bu işle uğraş vererek marangozluk mesleğini öğrenir. Askere gitmeden önce kendi köylüsü olan Temel Kalaycı’nın kızı Hatice ile Ormanüstü(Kusera) köyünde bir köy düğünü ile evlenir. O yıllarda Maçka’da köy düğünleri ile evlenerek yuva kurmak bir gelenektir.Düğün öncesi kız evinde kına yakılır,oyunlar oynanırdı.Ertesi gün gelin alayı kız evine gider, at üstünde gelin alınarak düğün evine getirilirdi. Düğün evinde hazırlananyemekler kurulan masalarda yenilir,içkiler içilir,silahlar atılır, horonlar oynanırdı. Düğün ertesi günü ise kadınlar için“Cumalık” denilen eğlence ile son bulurdu.

 

             Ziya Akın; yapmış olduğu bu evlilikten 2 erkek 3 kız babası olur. 1960’da Erzincan da askerlik görevini tamamlar ve tekrar Maçka’ya döner.Askerlik dönüşünde kısa bir süre Maçka sinema salonunda çalışır. Daha sonra ağabeyi Ali Akın ile tekrar marangoz atölyesinde birlikte çalışmaya başlar.

Bir süre de kendi köylüsü ve akrabası olan Kemal Yazıcı ile birlikte lokanta işletmeciliği ile esnaflık hayatına devam eder.

              1969’da Maçka’da ki çalışma hayatını sonlandırarak Almanya’ya işçi olarak gider.Almanyada işçi olarak çalışma hayatına başladıktan bir süre sonra eşini de yanına alır. Çocukları Maçka’da bulunan babası İsmail Hakkı Akın yanında kalır. Almanya’da inşaat işçiliği yapmaya başlar fakat çalışma şartları ağır ve zordur. 5 yıl Almanya’da işçi olarak çalışarak hayatını devam ettirir.

 

             1974’de ağabeyi Ali Akın bir bahar akşamı Maçka deresinin çok yoğun aktığı bir zaman da Reşadiye mahallesinde ki evine giderken karanlık bir ortamda dereye düşer. Ertesi günü Mataracı bölgesinde dere kenarında cansız bedeni bulunur. Ağabeyi Ali Akın’ın vefatından dolayı Almanya’daki çalışma hayatını sonlandırarak yurda döner.

 

Tekrar eski mesleği olan marangoz atölyesinin başına geçer. Ancak aksilikler peşini bırakmaz. Küçük oğlu Ergin Akın o tarihlerde adı Maçka Merkez İlkokulu olan, şimdiki adı ise Cumhuriyet İlköğretim okulu olan okulda okumaktadır. Okul bahçesinden geçen elektrik tellerinin, bahçe ortasında ki odun direği yanına dökülen taş ve moloz yığının üzerine çıkması sonucunda, Maçka Milli Eğitim Müdürlüğünün tedbirsizliği neticesinde elektrik akımına kapılarak vefat eder. Bu ölüm Ziya Akın ailesini çok üzdüğü gibi tüm Maçka halkını da çok üzmüştü. Bu olay neticesinde açmış olduğu tazminat davasını kazanarak almış olduğu tazminat tutarını bir hayır kurumuna bağışladığı bilinir.

 

Bu olaylar karşısında çok sıkıntılı günler geçiren Ziya Akın kendisini artık işine vererek yaşamaya ve hayatla mücadeleye devam etmek zorunda olduğu bilincindedir.1978’ e kadar eski marangoz atölyesinde çalışmaya devam eder. Sonra ki yıllarda şimdiki Meryemana caddesindeki araziyi Bilal Kandemir ve kardeşlerinden satın alarak yeni bir marangoz atölyesi kurar. Kendisi ve yanına almış olduğu işçileri dükkânda çalışıyor, zaman zaman o yıllarda öğrenci olan oğlu Ali(Yüksel)Akın kendisine yardımcı oluyordu.

 

Orman İşletme müdürlüğünden ihale usulü ile almış olduğu tomruk ağaçları çeşitli ebatlarda atölyede işleyerek üretime dönüştürüyordu. Günün akşamına kadar marangoz atölyesinde çalışan Ziya Akın(Kadir Usta),akşam iş çıkışlarında şimdiki Ziraat Bankası yerinde bulunan ve işletmeciliğini Ömer Alan ve kardeşlerinin yaptığı, “Dört Kardeşler Lokantası”nda çok iyi anlaştıkları arkadaşları ile toplanırlar.

Bu arkadaşlarından bazıları Kemal Karahasanoğlu(Şoför), Ülfet Aksoy(Kasap) Ömer Eyüboğlu(Kahveci),Yılmaz Eyüboğlu(Serbest), Ali Sait Ekşi(Orman İşletmede memur)Necmettin Koçhan(Petrol Ofisi Bayi) İrfan Konak(Şoför) başka birçok arkadaşları ile akşam yemeği yer, birkaç kadeh içki içer ve çok güzel sohbetler yaparlardı.

 

            Ziya Akın(Kadir Usta) aynı zamanda motor sürme merakı, av merakı ve balık tutma merakı da bulunuyordu. Kendisine ait motor ile bazı zamanlarda arkadaşları ile av yapmaya, Mulaka(Yaylabaşı) ve Meryemana derelerinde balık tutmaya giderlerdi. Tuttukları balıkları ilçe merkezinde lokanta da pişirir aynı arkadaşlarla afiyetle yerlerdi.

            1993’e kadar esnaflık hayatına devam etti. Bu tarihten sonra ticari işlerinin tamamını oğlu Ali(Yüksel)Akın’a devretti.Ticari işlerinde kendisi sadece dışarıdan koordinatör görevini yapıyordu.

 

Artık boş zamanı çoktu,bu zamanıda sevdiği arkadaşlarla değerlendiriyordu.Bazı arkadaşlarla fırsat buldukça kahvehanede kâğıt oyunu oynuyordu. Bu arkadaşlarından bir tanesi de sağlık ocağı şoförlerinden Selahattin Yılmaz dır. İçilen çaylara çok itiraz eden Selahattin Yılmaz lavaboya gittiği zaman tabela arkasına Ziya Akın(Kadir Usta) tarafından çaylara başka çaylar ekler, biranda içilen çay sayısı 15, 20 çayı buluyordu. Oyunda yenilen Selahattin Yılmaz kızar ve bu kadar çayı kim içti? diyerek söylenirdi. Oyun sonunda hep birlikte şakalaşırlar, ortaklaşa çay paralarını verir ve gülüşürlerdi.

 

                Sağlığında Ormanüstü yaylasında bir cami yaptırmak için girişimde bulunmuştu. Köylünün yardımları ve kendisinin büyük gayretleri sonucunda bu cami inşaatı tamamlanmıştır. Ayrıca maddi ve manevi konularda da her zaman köyü olan Orman üstü(Kusera) için yardımlarda bulunmuştur.

1993 yılının sonunda talihsizlik tekrar yakasına yapışır. Çağımızın rahatsızlığı olan böbrek yetmezliği hastalığına yakalanır.Ankara Başkent hastanesine gider, ünlü Doktor Mehmet Haberal tarafından muayene edilir ve böbrek nakli için sıraya yazılır. 

 

Trabzon’a döner hafta da üç gün diyaliz makinesine bağlanır. Bir taraftan da böbrek nakli yapılmasının çaresini aramaktadır.Trabzon da Dr. Adnan Parlak tarafından da muayene edilir. Hindistan da kaçak olarak böbrek nakli için girişimlerde bulunur. Hindistan’a gitmek için tüm hazırlığını yapar ve 50.000(Elli bin).USD yi hazırlar ve bu ülkeye gitmek için gün sayar. 

 

Bütün amacı biran önce Hindistanda böbrek nakli olarak eski sağlığına kavuşmasıdır.Bir gece rüyasında oğlu Ali(Yüksel)Akın tarafından çalıştırdığı odun kesme motorunu kendisine verilmesini ister. Çalışır vaziyette almış olduğu odun motoru stop eder ve bir daha çalıştıramaz. 

 

Sabah uyandığındabu gördüğü rüyayı ailesine anlatır. Bu rüyadan dolayı ailece verdiği karar sonrasında Hindistan’a gitmekten vazgeçer.Daha sonraki yıllarda böbrek nakli için Hindistan’a giden hastaların o ülkede hayatlarını kayıp ettiklerini gazete ve televizyonlardan öğrenir. Bu ülkeye gitmemekle isabetli bir karar verdiğini söyler.

 

Bu rahatsızlığı ve daha sonra şeker hastalığı rahatsızlığından bir süre sonra kısmı felç geçirir.25.01.2004 günü vefat eder.Vefatından iki yıl sonra hasta iken yazıldığı böbrek nakli için hastane tarafından adresine bilgi gelir. İhtiyacı olan böbrek bulunduğu, nakil için gelmesi gerektiğine adresine bildiri gönderilir. 

“Bu yapılan bildirim” “Bir insan yaşamı için alınmış, ancak hiçbir işe yaramayan çok geç kalınmış bir sonuçtur”.

Kaynak kişi: Oğlu Ali(Yüksel)AKIN

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —