KEMALİZM VE SOSYAL DEMOKRASİ
Kemalizmin kurucusu Gazi M. Kemal Atatürk'tür.
Kemalizm Gazi M.Kemalin bütün düşünce sistemini içerir, bilimi rehber edinir,
kurallarını toplumum gereksinimi belirler.Halk egemenliğine
Altı ok bu kuralların ta kendisidir.
Cumhuriyetçilik. Devletçilik, Milliyetçilik , Laiklik, Devrimcilik, Halkçılık.
Bunlar 1935'lerde yapılan parti kurultayında kabul edilerek 1937 anayasasına
konulmuştur.
Kadro dergisini çıkaranlardan birisi olan Yakup Kadri Karaosmanoğlu bir gün
Gazi M.Kemal' e sorar:
"Paşam , bizim ideolojimiz nedir, bizi tanımlayan hangi sistemde tanımlamalıdır"
Paşanın yanıtı şu olur :
"Bizde ideoloji yoktur, İdeolojisi olanlar zaman içinden eslikiyor, kendilerini
gelişen koşullara uyarlayamıyorlar, onun için biz dar kalıplar içinde kalmak istemiyoruz, bizim ihtiyacımız bilimdir, bilim neyi gerektiriyorsa ona uygun
olarak hareket deriz."
Ayrica bir başka sözü de şudur:
"Benim naçiz vücudum bir gün elbette toprak olacaktır, fakat Turkiye Cumhuriyeti
İlelebet yaşayacak ve Türk milleti emniyet saadetinin kefili olan prensiplerle
medeniyet yolunda terettütsüz yürümeye devam edecektir."Gazi M.Kemal
Ayrica, 1920'lerde :
"Türkiye'de din ve ırk ayırt etmeksizin vatandaşlık bakımından herkese
'Türk ' denir demişti.
Ve bütün bunların en büyük dayanağı "milli bağımsızlık " ilkesine dayanır.
Gazi M, Kemal okuyan yazan bir insandır.Yaşami süresince 4000'den fazla
kitap okumuştur. 1789 Fransız devriminden , 1917 Sovyet devriminden
etkilenmiştir, ayrıca da bu devrimle olan dayanışmasından dolayı ulusal kurtuluş savaşımız büyük bir destek sağlamıs ve başarıya ulaştırmıştı.
Soyal demokrasi farklı bir konudur.
Avrupa'ya özgüdür,kendine ait kurucuları vardır.Bunlar Karl Kautsky, Eduard
Bernştein, Jaun Jaures, Leon Blum gibi Alman ve Fransız düşünürler.
Bu aydınlar derler ki işçi sınıfının patronlara karşı mücadelesini azalmak,
için ücretlerine daha çok zam yapmak gerekir.Bunun için de emperyalist
sömürüye elde edilen rantların bir kısmını işçi kesimine vermek gerekir.
O zaman da işçi sınıfının keskin sınif mücadelesini yumuşatmış olursunuz,
ayrica da uluslar arası işçi dayanışmasını da etkisiz hale getirirsiniz.
Nitekim de öyle oldu, Avrupa'da son dönemlerde yaşanan işçi aristokrasisi
bunun en belirgin örneğidir.Son bunalım döneminde ortalığın hareketlenmesi
biraz da bundandir.Fransada , Almanya'da , diğer Avrupa ülkelerinde falan.
Çünkü geri bıraktırılmış ülkeler kurtuluş sürecine girince dış rantlar azalıyor.
Bu da metropol toplumun her kesimine yansıyor.
Oysa ki Türkiye'de durum aynı mı?Turkiye kimi sömüruyor ki , kime ne dağıtacak?
Turkiye sömürülen bir ulke.
O yüzden CHP çıkıp da ben sosyal demokrat bir partiyim , demesi halkı değilse
bile kendi kendini kandırması demektir.Emekçilere bol keseden özgürlük , eşitlik
sözu vereceksiniz, iktidara geldiğinizde de sözünüzü yerine getirmeyeceksiniz.
Bu hallkı kandırmak değil de nedir?
O zaman da size ne derler rahmetli Erdal İnönü'nun dediği gibi, "Aslan Soyal Demokratlar."
Dediğimiz gibi CHP'nin başka ideoloji aramasına gerek yok, her şey Gazi M.Kemalin
yaptığı uygulamalarda var.Onlari ilke edinsin yeter!