Menü Maçka Haber
Osman Konak

Osman Konak

Tarih: 08.08.2023 12:29

HALİL ENGİN KAHVECİ

Facebook Twitter Linked-in

HALİL ENGİN

KAHVECİ

               Maçka’da en iyi çay demleyen kahveci kimdir? Bu gün yirmi yaşın üzerindekilere sorduğunuz da ilk akla gelen isim kahveci Halil Engin olur…

              Halil Engin 1937’de Yeşilyurt(Hacavera) da doğdu. Babasının Trabzon’da Cumhuriyet Oteli işletmeciliğini yaptığından dolayı, ilkokula Trabzon’da Yavuz Selim İlkokulunda başladı. İlkokul birinci sınıfı bu okulda tamamladı. Bir süre sonra babasının vefat etmesi nedeniyle bir yılın sonunda Maçka’ya dönmek zorunda kaldı.

“Güzel ilçemiz Maçka’da yarım yüz yıl kadar devam ettiği esnaflık yaşantısını ve hayatını kendi deyimiyle okuyucularıma anlatalım”..

              Trabzon’da ki yaşantımdan babamın ölümüyle ayrıldım ve köyüme geldim. İlkokula Maçka’da bulunan şimdiki Orman işletme Müdürlüğünün eski binasında 4.sınıfa kadar devam ettim.4.sınıfın sonunda kendim istemesemde okulu bırakmak zorunda kaldım.

Öğretmenlerimden bazıları Ormanüstü(Kusera)köyünden Celal bey, Hamdi Çağatay, Ali Kalfa gibi isimleri sayabilirim.

Babamın ölümünden sonra ağabeyim Muhammet Engin Maçka merkez de küçük bir kahvehane işletmeciliği yapıyordu. Beni de yanına alarak artık esnaflık hayatıma bir kahveci çırağı olarak başladım. 1947’den 1953’e kadar ağabeyim Muhammet Engin ile birlikte çalıştıktan sonra birçok Maçkalının yaptığı gibi bende gurbete gittim.

İstanbul’da akrabaların yardımıyla Karagümrük semtinde Sinan Pişiren adında bir Arnavut vatandaşın lokantasında garson olarak çalışmaya başladım. Sinan Pişiren ile çok iyi anlaşıyorduk. Benim çalışmamı çok beğenmiş olacakki bazen lokantayı bana bırakıp gidiyordu. İki yıl kadar bu lokanta da çalıştıktan sonra kendi isteğim ile bu işyerinden ayrıldım.Daha sonraki yıllarda bu lokantadan ayrılışımın benim için bir hata olduğunu söyleyebilirim.

Bu işyerinden ayrıldıktan sonra bir süre hiçbir iş yapmadan İstanbul’da boş gezdim. Taşı toprağı altın diye söylenen İstanbul’da başka bir iş aramaya başladım.İstanbul’da akrabalarımın gemilerde(Şehir hatları vapuru) çalıştığını biliyordum. Köyümüzden İstanbul’da bulunan tanıdıkların vasıtasıyla Üsküdar,Karaköy,Yalova hattında yolcu taşımacılığı yapan Fenerbahçe vapurunda çaycı olarak çalışmaya başladım.İkiyıl bu gemide çalıştıktan sonra askere gittim.

              Askerliğimi Tokat ilinde subay gazinosunda aşçı olarak tamamladım. Askerlik bitiminde İstanbul’da ki gurbet hayatımı noktalayıp Maçka ya döndüm. 

             1960’da Emine Engin(Yavuz) le evlendim. Bu düğünümde babalığım olan fırıncı Muzaffer Konak tabancası ile çok mermi attığını ve bana verdiği desteği hiç unutamadığımı söyleyebilirim.

             Maçka’da o yıllarda memurların iş çıkışında oturabileceği, sohbet ederken çay içebileceği tüm memurların uğrak yeri olan Şehir Kulübü vardı. Bu şehir kulübü şimdiki Kurşunlar ticaretin karşısındaki binada, altı Belediye binası, üst katı ise Şehir kulübünün bulunduğu yerdi. Bu şehir kulübünün işletmeciliğini alarak çalıştırmaya başladım.

Şehir kulüpleri o şehirlerde yaşayan genellikle memur ve idarecilerin gelip oturduğu, oyun oynadıkları, sohbet ettikleri çay içerek dinlendikleri yerlerdi.

Müşterilerim arasında daha sonra ki yıllarda Valilik yapmış, o zamanın Maçka Kaymakamı Turgut Fırat vardı.  Sonraki yıllarda Giresun Belediye başkanlığı yapmış o yıllarda Maçka Orman İşletme müdürlüğünde Orman şefi olarak çalışan Mehmet Işık, Maçka’nın eğitimine çok büyük katkısı olan ve ileriki yıllarda TÖB-DER Genel Başkanlığı yapmış, aynı zaman da köylüm olan Gültekin Gazioğlu’nu sayabilirim.

Şehir kulüpleri o şehrin herzaman aynası olmuştur. Buraya uğrayan Maçka’nın birçok aydını ilçe halkına çok bilgiler aktardığına inanıyorum. Gündüz pek iş olmadığı, genellikle memur kesimlerin oturup dinlendiği bir mekân olduğundan mesai saatleri sonrasında yoğunlaşan bir müşteri profili olduğu bilinir. Bu mekânlarda çok iyi sohbetlerin olduğu ve çok çekişmeli geçen briç partilerinin oynandığını söyleyebilirim.

            1965’de Şehir kulübü işletmeciliğini devrederek mülkiyeti Maçka belediyesine ait olan Maçka lisesine çıkan merdivenlerin yanında bulunan kahvehane işletmeciliğini alarak çalışma hayatıma devam ettim. Bu işyerimin karşısında geçmişte Maçka’nın sayılı esnaflarından, herkes tarafından sevilen sayılan Muhittin Topaloğlu tarafından dikilen ıhlamur ağaçlarının bulunduğu herkes bilir. Bu ıhlamur ağaçlarının altına masa ve küçük iskemleler koyarak vatandaşların istirahat etmeleri ve sohbet etmeleri sağlanırdı. Zaman zaman bu masalarda çok zorlu ve çekişmeli geçen domino oyunları oynanırdı.

 

Ihlamur ağaçlarının altı her zaman siyasi düşüncelerin tartışıldığı, hükümetlerin yıkılıp yapıldığı bir yer oldu. Bazen ise o yıllarda Maçka’da eğitim veren birçok öğretmenin boş zamanlarında oturup çay içerken seviyeli,kültürlü sohbetlerin yapıldığını ve bir sohbet yeri olduğunu söyleyebilirim.

              Ihlamurlar altındaki bu kahvehane işletmeciliğimi 1975 li yıllara kadar devam ettirdim. Bir vesile ile şimdiki hükümet konağı karşısındaki binaların arka caddedeki bir dükkân kiralayarak“Meydan lokantası” adı altında bir lokanta açtım. O yıllarda hükümet konağı önünde hiçbir binanın bulunmadığı, araçlarında yok denecek kadar az geçtiği bu meydanda Maçka’nın gençleri, çok güzel ve çekişmeli geçen futbol maçları oynarlardı.

Yaz ayların da köy futbol takımlarının iştirak ettiği futbol turnuvalarının düzenlendiği biliyoruz. Federe olmamış Maçka spor kulübünün Trabzon’dan getirmiş olduğu futbol takımlarıyla yapmış olduğu maçlar çok çekişmeli geçerdi.Maçka spor soyunma odası olarak lokantamın altında boş bulunan bir odayı kullanırlardı. Maçka spor o yıllarda federe olmadığı, forma renklerinin ise yeşil beyaz olduğunu hatırlıyorum.

Bu maçlar oynanırken çok defa top lokantanın çamlarını kırdığını, ama hiçbir zaman bundan rahatsız olmadığımı, zira genç çocukların oynayacak başka bir alanları olmadığının bilincindeydim.

Bu lokantamın işletmeciliğini 1977’de devrederek tekrar kahvehane işletmeciliğine döndüm. Nakliyeciler kooperatifinin bulunduğu Orman işletme Müdürlüğü yanındaki kahvehaneyi işletmeye başladım.Kahvehanenin bir kenarında o yıllarda Maçka ormanlarından kesilen ağaçların çevre il ve ilçelere satışı, taşıma işini yürüten Maçka nakliyeciler kooperatifi bulunuyordu.Caddenin bir tarafında da yeni gelişmeye başlayan otomotiv sanayinde çalışan esnaf arkadaşlar bulunuyordu. Kaportacı Musa Şahinoğlu, ön takım ustası Mustafa Bahçekapılı, motor tamircisi Musa Teke, Oto boyacı Turhan Gür, Kaportacı Mustafa Kurt gibi arkadaşlarında ekmek paralarını kazandığı dükkânları mevcuttu.

Bu esnaf arkadaşlar devamlı araç tamiri ile uğraş verdikleri için zaman zaman giymiş oldukları iş elbiseleri çok kirli oluyordu. Kahveme çay içmeye geldiklerinde masa ve sandalyeleri çok kirletiyorlardı.Bende bu arkadaşlara ne kadar söylesem de bazı arkadaşlar aldırış etmiyorlardı. Bu arkadaşlardan Musa Teke’nin babası olan Behram Teke oğlunun iş elbiselerinin kirli vaziyette kahvehaneme geldiğini gördü.  Bir gün bana “sen bizim Musa’yı kirli elbiselerle bu kahvehaneye kabul ediyorsan” çok büyük esnafsın diyerek teşekkür etmişti. 1984’de bu işyerimi devrettim.

 

Biraz dinlenmek için bir süre hiçbir işle meşgul olmadım.Maçkalı olup ta Maçka’nın en eski kahvehanesinden olan Yenigün Kahvehanesi ve otelini sanırım bilmeyen yoktur.Bir süre sonra Yenigün Otel ve kahvehanesini kiralık olarak işletmeye başladım.

         1985’de ünlü gazeteci ve televizyoncu Uğur Dündar bölgede yaptığı çekimler sonrasında mesleğimle ilgili olarak benimle bir röportaj ve sohbet yaptı. Bu yaptığı çekimi bir süre sonra hem gazetelerde ve TV de yayınladı. Kendisine ikram ettiğim çayı içerken başka bir yerde böyle kaliteli ve lezzetli çay içmediğini söyledi. 

Türkiye’nin ünlü sanatçılarından aynı zamanda köylüm olan Volkan Konak Maçka’ya geldiğinde ne zaman bir kahvehane açacaksın? diye sorardı... Senin çayının tadını çok zamandır özledik diye söyler.1984 yılı sonlarında aldığım Yenigün otel ve kahvehanesini 1987’de devir hakkım olmadığından eşyalarımı alarak binayı mal sahibine teslim ettim.

Bir süre hiçbir işle uğraşmadım. Maçka Belediye Başkanı Neşat Karahasanoğlu’nun şimdiki 100.yıl parkı ve Maçka spor tesislerinin(Şu anki BİM Marketi) bulunduğu yerde yaptırmış olduğu otobüs terminallerin den bir dükkân kiralayarak çay ocağı işletmeciliğine devam ettim. 1990’da Maçka ve çevre ilçelerde de yaşanan sel felaketinde burasının yıkılması sonucunda tekrar boş kaldım.

           1995’de tekrar kahvehane işletmeciliğine döndüm. Turistik Lokanta karşısında mülkiyeti Talat Topaloğlu’ na ait kahvehaneyi kiralık alarak iki yıl kadar kahveciliğe tekrar devam ettim.

          1997’de çocuk yaşta başlamış olduğum lokantacılık ve çaycılık mesleğime yaşımın ilerlemiş olduğundan son verdim. Yapmış olduğum esnaflık hayatımda her zaman diğer esnaf arkadaşlarımla yardımlaşma içerisinde oldum. 

          Eşimin 2013’de vefatı nedeniyle yalnız kaldım. Şimdilerde Maçka merkezdeki evimde tek başıma hayatımı devam ettirmeye çalışıyorum. Boş zamanlarımda zaman zaman ıhlamurların altında dostlarımla sohbet eder tavla oynarım.Mesleğimden dolayı iyi bir tavla oyuncusu olduğumu arkadaşlar ve dostlar hep söylerler…

Kaynak: Halil ENGİN

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —