Gizli Aşk Bu Söyleyemem 4
Celal Bahçekapılı
Artık Celal Bahçekapılı’yı tanıdığınıza göre düşüncelerini size anlatmaya devam edeyim.
Bedri Rahmi Eyüboğlu konuşma dilimizi bakın nasıl açıklıyor?
“Trabzonlunun başı öteden beri "I" harfi ile hoş değildir. Trabzon yerlisinin dilinde "ı"ların hemen hemen hepsi incelir ve ”i” kesilir. "Ü"lerde de çoğu zaman noktalarını unuturlar. Kelime başlarında gelen “G” ler, “C” kesilir. “B” lerde çoğu zaman “P”. “T” ler de “D” olur. Mektep, medrese, okul, fakülte. Bunların çoğunu siler süpürür, ama günlerden bir gün bizim “i” yok mu hani şu Tirabzon, kalaylıyı kalayli yapan “i” o günlerden bir gün olmayacak bir yerde sipsivri dilini uzatır. Aynı oyun bozanlığı ara sıra “u” da “ü”lerin noktalarını bir tarafa atmakla yapar.”
Celal hocamın ömrü bu dili düzeltmekle geçti. Nasıl geçmesin ki kendisi Türkçe öğretmeniydi. Ne kadar sevimli, ne kadar şirin, ne kadar ölmezoğlu ölmez olursan ol bazen kuralları yören için değiştiriyorsun. Tarihin getirdiği otantik müziği de yaşatman gerekiyor. İşte hocam bu gitgeller arasında kendine yol çizdi.
Bazı insanların aşklarını saklamak istediğini biliyordu. Çünkü saklanan aşkın saklamak istediği insanın ruhu duymayacak olsa bile, sevilenin incinmesini istemezdi. Aşka gölge düşürülmesini asla kabul etmezdi. Gizli, açık, mutlu, hüzünlü aşk hikayelerini düşünür, ağızda çok tanıdık bir tat bırakması için güftesini yazmaya dikkat ederdi.
Onun içindir ki okunan şarkılar muhakkak dinleyen insanda saklanan bir anıyı gün yüzüne çıkarır. Başına gelecek olan kazayı sanki biliyormuş gibi ömrünün kısa olacağını hissetmiş olacak ki “ömür gelip geçiyor” başlıklı güftesini bakın nasıl yazmış.
Çubuk vurdum çimene
Çimen çiçeğine
Gel beraber gezelim
Ayrı gezeceğine
Ayşem kapılarında
Ettim yarı geceyi
Gel beraber gezelim
Seneler tez geçeyi
Günden güne insanlar
Yavaş yavaş eriyor
Günler geçip gidiyor
Ömür törpüleniyor
Omuzlar bükülürken
Yüzlerde kırışıyor
Gidiyor ömür elden
Gençlik geri gelmiyor
Ayşem sen de değiştin
İstersen bak aynaya
Değer mi bu dünyada
Ölüp parcalanmaya
Gel söyleyip gülelim
Bu hayat buna değer
Darılıp da ayrılmak
Ufak işlermiş meğer
Bu yaştan sonra artık
Gün güne hiç uymuyor
Eski duyduklarını
Artık içim duymuyor
Gözümde yoktur artık
Ne apartman ne yalı
Kalmadı yüreğimin
Eski neşesi hali
Celal hocam, “fani dünyada kalır yalan dünyanın malı” derken ne kadar da haklıymış. Ömür gelip geçiyor, an yaşadığımız anmış. Mekanın cennet olsun.
Not: Haftaya devamı var.