EVREN VE İNSAN
Bugün dünyada iki büyük savaşım vardır: birisi doğayla insan arasındaki
savaşım ,,diğeri de insanın kendi içindeki savaşımı.
İnsanla doğa arasındaki savaşımda insan kendi kurallarına göre doğayı
dönüştürmek , değiştirmek ister.
Örneğin iklimi, örneğin, doğal yapıyı, çevreyi ,denizleri, karaları aklınıza ne
gelirse hepsini kendi aklına ve kurallarına göre değiştirmek istiyor.
Hatta bunu kendi içinde bulunduğu ekonomik sistemin gereksinmelerine
göre yapmak istiyor.
İstiyor da becerebiliyor mu?
Hayır , beceremiyor, hiçbir zaman beceremez de.
Daha beter doğanın yapısını bozuyor , doğanın kendine özgü kurallarına
aykırı hareket ederek, kendisini riske atıyor.Onun da ayrıca bedelini ödüyor.
Örneğin yer altından geçen deprem faylarına dikkat etmeden şehirler
kurarsanız doğa size bunun bedelini ödetir, ama geç ama erken.Hem de çok
acı bir şekilde.
Sız ormanı yöntemine uygun kesmezseniz bunu bedelini ödemek zorundasınız.
yollarıyla,yangınıyla.
Sız denizlerden uygun biçimlerde yaralanmazsanız oraları kirletirseniz,
çöplerle, naylonlarla doldurursanız bunu bedelini ergeç ödersiniz.
Balıklardan daha az yararlanarak, yada hiç yararlanmayacak, denizle aranıza
büyük mesafeler koyarak, ona yaklaşamayarak.
Kaç tane YEŞİL BARIŞ ÖRGÜTÜ'nüz (Greenpaes) olursa olsun.
Nükleer enerjiyi barışçıl bir amaca yönlendirmedikten sonra ne kadar karşı
çıkarsanız çıkın önüne geçemezsiniz.
Dünyanın köylerini, kasabalarını, kentlerini , sanayi tesislerini nükleer enerjiyle
Isıtıp, aydınlatıp çalıştırmadıktan sonra.
Ne kadar acıklı,Nagazaki'ye ve Hiroşima öyküsü anlatırsanız anlatın.
Ve ne yaparsanız yapın doğanın temel yasalarını değiştirmeye kalkmayın , örneğin
iklimi değiştirmezsiniz, güneşi hiç bir zaman batıdan doğduramazsınız.O halde yapılması gereken en sağlıklı iş doğanın temel yasalarını bilerek
ona uygun çözümler üretmek, onunla uyum içinde bir arada yasamayı becermek,
onunla inatlaşmamak,,onunla dost olabilmek.
Güneşin doğudan dogmasına itiraz etmeyerek, onunla birlikte yaşamak.
Bir de insanın kendi içindeki savaşımı var, özellikle ülkemizde yaşanıyor son
zamanlarda.
Buna ne zaman nerde rastlasam "bananecilik" demek geliyor içimden.
Kibirlilik, insanlara üstten bakma, küçümseme, sadece insanlara değil bütün
canlılara , hayvanlara , bütün börtü böceğe bile yanlı bakmak,
Dünyanın merkezinde kendini hissetme,,her şey benim için, ben varsam sen varsın şey var.Ben yoksam yoksam hiç bir şey yok.Ölüme bile niye üzülür insan;
ben öldüm de o niye yaşıyor?
Yani Yunus Emre'nin dediği gibi:
"Biz dünyadan gider olduk,kalanlara selam olsun."sözü sadece bir söz ,neyi ifade
ediyor,
Beraber paylaşmak, birlikte tat almak , ortaklaşa yasamdan mutlu
olmak.
Bunlar da ne oluyor böyle!
Bu iyiyle kötünün çarpışması,iyi insan, kötü insan kime denir?
Kendini içinde her türlü börtü böceğin olduğu koskoca bir doğanın parçası sayan
İnsan gerçek insandır, yasamayı hak eden insandır , evrensel insandır.
Hele bir de bu doğa parçasını kendi yurdu gibi seven, koruyan, sakınan insan
emperyalizme peşkeş çekmeyen insan .
Selam olsun o yüce insana.