Menü Maçka Haber
ismet eyüboğlu

ismet eyüboğlu

Tarih: 11.12.2023 20:42

DEMOKRASİ VE DİKTATÖRLÜK

Facebook Twitter Linked-in

DEMOKRASİ VE DİKTATÖRLÜK
Bu iki kavrama kimse yabancı değil , yıllardan beri kullanılıyor.
Hiç düşündùnuz mü bu iki kavramın anlamı nedir?
Demokrasi çok güzel. diktatörlük çok çirkin mi diyeceğiz?
O zaman sınıf ayrımlarını ,halkın ekonomik durumunu dikkate almayacak mıyız, 

alamayacaksak o zaman bu iki kavramı nereye oturtacağız?
En kestirme tanımla demokrasiyi halkın kendi kendini yönetmesi olarak
anlaşılır.
Diktatörlüğü de despotizmin keyfi yönetimi olarak algılarız.
 Peki bu söz edilen halk nasıl bir halktır, içinde katman katman işçiler, köyluler
Oorta sınıftan insanlar yok mudur;bu halkin içinde tabandan yukarıya kadar
kademe kademe zenginler yok mudur?
Kon elbet !
Peki demokrasi bu çok katmanlı toplumda hangi katmanın yönetim anlayışıdır?
Daha doğrusu kim kimi yönetiyor?
Bu yönetimden kim memnun kalıyor, kim kalmıyor?
Bir de emperyalist güçler var, onlarin rolü nedir, onlar kiminle işbirliği yapıyorlar?
Bakın dostlar eğri oturup doğru konuşalım tarih boyunca hiç bir demokrasi
hiç bir özgürlük toplumdaki bu sınıfsal ayrışmanın dışında bağımsız değildir.
Bir sınıflı toplumun yönetimi en üst tabakadaki egemen sınıftan bağimsiz değildir,
toplumu hangi canbazlıklara , hangi dalevaralara saparlarsa sapsınlar bundan
kaçınamazlar
Bazan açık diktatörlükler, bazan yalandan demokrasiyle, hepsi aynı kapıya çıkar.
Örneğin bizde yapilan 12 Eylül darbesi hangi koşulların sonucudur?
Emperyalist güçler yetmişli yıllar boyunca Türk toplumunu darbeyi arar hale
getirdi.Burada kendisiyle işbirliği yapan, yada olanı biteni sessizce izleyen
hiç bir etkisi olmadan izleyen hale getirdi.Türkiye kan gölüne döndü, artık halk
gelsin de kim gelirse gelsin , ister demokrat olsun , ister diktatör yeter ki evime
huzur içinde gidebileyim demeye başladı, bir parça ekmeğimi soğansız olsa bile
yemege varım  demeye  başladı, o zaman da bizim oğlanlar ayağa     
kalktı işi becerdi,12 Eylül 1980  saat dörtte bir çete yönetime el koydu, kimse de
sormadı ki bu gelenler neyin nesi,demokrat mı diktatör mü
Oysaki emperyalizmin kışkırttiği bu oğlanların arkasında ABD ve NATO vardı,
sorunun asil özü ekonomisti ve arkasında  24Ocak Kararları vardı.
Türkiye yıllardan beri uyguladığı yari devletçil yari özel sektörü girişimi bırakıp
tamamen liberal ekonomiye dönüşecek.Bunun için de Türkiyenin bütün kapılarını
batıya , emperyalist kapitalist ülkelere açacak Özal gibi ekonomiyi borç
batağına sürükleyecek birine ihtiyaç vardı, sürükledi de.
Şimdi siz bu rejime demokrasi mi diyeceksiniz, diktatörlük mü?
Tek Ecevit çıktı dedi ki bu kararlar sopasız uygulanmaz. Arkasından 12Eylül
sopası da geldi, Türkiye açık diktatörlükler yönetilmeye başlandı.
Bir de şu tanıma bakalım:
"Egemen sınıfın yıllarca sömürdüğu sınıflara karşı dayattığı demokrasi anlayışına karşı,

 halkin yönetim anlayışı, halk diktatörlüğüdür.Ancak halkın diktatörlüğü
otokrasinin demokrasi anlayışından bin kat daha özgürluçudur.

Çünkü halk diktatörlüğünün toplumun yüzde doksanının yüzde onuna karşı bir baskı aracıdır.
Onlarınsa yüzde onun yüzde doksanına karşı bir baskı aracı oluşturuyor.
Ve bunun adına proletarya diktatörlüğü diyoruz.

Ve bu tutum sınıfların ortadan kalkmasına kadar devam edecek.
O halde kimdir diktatör, kimdir demokrat?"
(Lenin'in bütün eserleri.)
Peki buna karşılık M. Kemal Atatürk  ne yapmak istedi?
M. Kemal Atatürk bir devrimci , bir demokratti.Sınıfsız bir toplumu özledi.
"İmtiyazsiz, sınıfsız kaynaşmış bir kitleyiz"böyle bir  toplum  hayalidir.
Elindeki devlet gücüyle , karma ekonomi ile hep bunu kurmaya çalıştı.
Kuzey komşusu ile dostlukları, Sovyetler Birliği ile asla ilişkilerinizi bozmayın,
öğütleri hep bunun örneğidir.Çünkü o da biliyordu dünya nereye gidiyor olduğunu.
Son zamanlarda birileri hep çıkıp demokrasi demokrasi diye nara atmaları
bize bunları düşündürdü.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —