CELAL BAHÇEKAPILI
TERZİ
1925’de Maçka Örnekalan(Mağura) köyünde dünyaya geldim. Babamın adı Şevket, Annemin adı Makbule’dir.
Babam köyde çiftçilik ve hayvancılıkla uğraş veriyordu. İlkokulu köyümüz Örnekalan(Mağura) da okudum. Öğretmenim o yılların ve bölgemizin iyi öğretmenlerinden, bitişik köyümüz Yeşilyurt(Hacavera) dan Hüseyin Kazım Baloğlu idi.
İlkokulu bitirdikten sonra ya okumaya devam edecek, yada her Maçkalı gibi gurbet de iş sahibi olacaktım. Babamın isteği ile Maçka merkezde o yılların iyi terzilerinden Rasim Sümer’in yanında çırak olarak mesleğime başladım.
Burada bir yıl çalıştıktan sonra, yine Maçka’da İbrahim Bahçekapılı yanında çıraklığa devam ettim. Bir süre sonra buradan da ayrıldım. Birçok Maçka’lı gibi bende gurbet yolunu tutarak, o yılların deyimiyle taşı toprağı altın denilen İstanbul’a bir vapur yolculuğu yaparak üç günde gittim.
Maçka’dan ilk defa ayrılıyordum. Henüz yaşım da küçüktü. Bu şehirde neler göreceğim diye çok merak ediyordum. İstanbul’a gittiğimde bazı akrabalarımın yanında bir süre kaldıktan sonra iş aramaya başladım.
Kapalıçarşı’da yine akrabalarımdan terzi olan Kamil Bahçekapılı yanında üç yıl çalıştım. Gündüz çalışıyor, akşamları ise dükkânın arka kısmında küçük bir yatak üzerimde uyuyordum. Bu yaşantı benim için çok zor oluyordu. Mesleğimi öğrenmeye başlamıştım, fakat askerlik zamanımda yaklaşmış, askere gidecek yaşa gelmiştim.
İstanbul’da çalıştığım terzi dükkânından ayrılarak köye döndüm.Köye dönüşümde Babam da beni evlendirmek için hazırlık yapıyordu. Köye geldiğimden birkaç ay sonra komşumuz olan ve 2006 yılında hayatını kayıp eden çok sevdiğim eşim Yeter Bahçekapılı ile evlendim. Bu evlilikten sonraki yıllarda on çocuk sahibi oldum. Evlilikten bir müddet sonra eşimi köyde bırakıp İstanbul Hadımköy’e askerlik görevim için gittim. Askerlik süresince terzi olduğum işe yaramıştı. Alay terzisi olarak Askerliğimi orada tamamladım.Askerliğimi tamamlayarak ailemin yanına Maçka’ya döndüm. Ancak para kazanmak zorunda olduğumu düşünerek tekrar gurbete çıkarak 1952’de yeniden İstanbul’a gittim.
Eski çalıştığım kapalıçarşı’da tekrar çalışmaya başladım. Benim gurbette,eşimin köyde olması çok zor oluyordu. Gurbet kahrı çekilmiyordu, çalışmaya başladığım bir yılın sonunda bu hasretliğe dayanamadım ve tekrar Maçka’ya dönmek zorunda kaldım.
Maçka’ya dönüşümden sonra ilk dükkânımı akrabalarımın bir kısmının yaşadığıHamsiköy köyünde açtım. Bu dükkânı bir yılın sonunda kapatarak Maçka’da Mülkiyeti Öğretmen Ali Osman Özten’ e ait dükkânı kiralayarak mesleğime Maçka merkez de devam ettim.
İlk dikiş makinemi Maçka esnaflarında terzi Abidin Yılmaz’ dan satın aldım. Elektrikli ütüler olmadığı için kömürlü ütü kullanırdık. Dokuz kilo ağırlığında bu ütülerin içine kömür koyup yakar, ütünün kızmasını beklerdik.Yaşadığım köyden sabah erken bir saatte ailemin yanından işe geliyor, akşam geç vakitte karanlık olunca yürüyerek köye gidiyordum. Yıllarca çalışma hayatım böyle devam etti.
“Hiç unutmadığım bir anımı anlatayım”!
Bir gün akşamakadar çalışıp akşam karanlığında yalnız başıma köyün yolunu tutmuştum. Bitişik köy olan Yeşilyurt(Hacavera) ile bizim köy Örnekalan(Mağura) arasında vadiden akan bir dere vardır. Akşam karanlık olmuş ben de tam buradan geçiyordum, belimde tabancam da vardı. Bu vadiden geçtiğim sırada bana burada bir yabani hayvan saldırdı… Ne hayvanı olduğunu anlamadım, çok korkmuştum ve tabancamı çıkarıp ateş bile edemedim. Taşlarla ve elimde ki sopayla zor bela bana saldıran hayvanı kovdum. Daha sonra bu derede “dere köpeği” olduğunu, bu hayvanında dere köpeği dedikleri hayvan olduğunu öğrendim.
Başımdan geçen bu anıyı hiç unutamam! “Çünkü çok korkmuştum”!!!
Ertesi gün herzamanki gibi tekrar işime devam ettim…
Bir gün iş yerimde çalışırken o yılların Maçka’da ki en iyi otel ve kıraathanesi olan “Yenigün Otel ve kıraathanesi”işletmecisi Mehmet Karahasanoğlu bana otellerine bir Tiyatro gösterisi için gelenler olduğunu söyledi. Tiyatrocuların yapacakları gösterilerde kullanacakları kostümleri Maçka’da kimsenin yapamadığını, benim bu kostümleri yapıp yapamayacağımı sordu.Bende gelsinler yapmaya çalışırım söyledim.
Tiyatro grubundaki arkadaşlar dükkânıma geldiler… Nasıl bir kostüm istediklerini anlattılar, bende o isteğe göre kostümlerini hazırladım ve kendilerine teslim ettim. Çok memnun kalmıştılar. Ücretimi ödeyip kostümleri alarak Maçka’da on gün boyunca güzel bir tiyatro gösterisi sundular bende bu gösteriyi izledim…
İş hayatım boyunca yaptığım bütün işlerden, hiçbir işim olmadı diye geri gelmedi… Mesleğimi iyi yapmak için her zaman çok çalışırdım.Fakir ve yetim olan, köyden gelip okula giden öğrencilerden diktiğim önlük,pantolon gibi malzemelerden para almazdım. Bu öğrencilere iyi okumaları için hep nasihat ederdim.Kravat bağlamasını çok müşterilerime öğrettiğimi hatırlıyorum.
1940’da başlayan Maçka’da ve İstanbul’da devam eden terzilik sanatımı 2000 yılında noktaladım. Bir Bağ Kur emeklisi olarak 2006 yılına kadar köyüm Örnekalan(Mağura) da yaşamaya devam ettim. 2006 yılında eşim Yeter Bahçekapılı’nın vefatından sonra şimdilerde Maçka merkez de kızımla beraber hayatımı sürdürüyorum.
“ Kim bilirdi birlikte yaptığımız bu güzel sohbet ve bana anlattıklarının bir gün kitap sayfalarında kalacağını…” Maçka Esnaflarından Terzi Celal Bahçekapılı amcamızda bu dünyadan 30 Kasım 2018 de sonsuza dek göç etti…
Kaynak kişi:Celal BAHÇEKAPILI