ASRIN FELAKETİ
Türkiyem başın sağolsun.
Kara bir haftayı geride bıraktık. Deprem acı yüzünü bir kez daha gösterdi. Bu
sefer merkez üssü Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbsistan ilçeleri oldu.
Türkiye bir anda karardı. 06 Şubat Pazartesi saat 04.17’yi gösterirken 7.4 şiddetinde ki,
deprem on kenti etkiledi. Bir anda insanlar neye uğradığını şaşırdı. Sokaklar, caddeler yıkılan
binaların molozlarıyla doldu. Gecenin karanlığına karışan çığlık sesleri enkaz aralarına yayıldı.
Yaşlı, genç, çocuk her birinin kendine göre bir yaşantısı vardı.
Yarı yıl tatili bitmiş, okullarda ilk ders zili çalacaktı. Ancak deprem buna müsaade
etmedi. Çocukların okullarına kavuşması hayal oldu. Bazıları hiçbir zaman okuluna ve
arkadaşlarına kavuşamayacak.
Bir çok hayat enkaz altında sönüp giderken, bir çok hayatta depremin acı yüzüyle yaşayacak.
Hayatlar vardı, hayaller vardı. Birbirine benzemeyen hikayeler vardı. Umutlar vardı, geleceğe
ait planlar vardı.
Son akşam yemeği yediklerininin farkında bile olmadılar. Sabaha uyanamadılar. Soğuk bir
Şubat akşamının kendileri için son akşam olduğunu da, bilemediler. Gün ışıdığında günlük
işlerin telaşında olacağını zannettiler. Oysa hepsi bir hayaldi.
Allah’tan geldik Allah’a gidiyoruz. Her faninin bir ecel vakti vardır. Nerede, nasıl,
ne zaman olacağını Allah’tan başka kimse bilemez.
Enkaz aralarına karışıp, giden canlar da oldu, yeniden hayata merhaba diyen
canlarda. Kurtarma anında yeniden doğmuş gibi sevinen canlarda oldu, sedye üzerinde
ambulansa taşınan canlarda oldu.
Dokuz saat arayla, iki büyük deprem; Türkiye’yi derinden sarstı. On ayrı kent, 13
milyon insan. Bu kadar acı, bu kadar hüzün! Asrın felaketi yaşandı.
Kurtarma ekipleri; canla başla, gece gündüz demeden enkaz altında can aradı. Enkazdan
çıkacak iyi haberler beklendi.
Seksenbeş milyon nüfuslu Türkiye, tek yürek oldu attı. Depremzedelere, her kent,
her ilçe yardım elini uzattı. Yardım konvoyları birbiri ardına afet bölgesine gitti.
Türkiye’de adeta seferberlik ilan edildi. Mehmetçikten madenciye, Afad’tan akuta,gönüllü
kurtarma ekibine kadar herkes depremzedelerin yardımına koştu.
Can arandı, canlar arandı! Soğuk hava, yağan yağmur, ekiplerin çalışmasını engellemedi.
Canla başla enkaz aralarında çalışıldı. Umutlar, hiç tükenmedi, her daim can bulma ümidi
yaşandı.
Bu kadar acı, hüzün, yaşanmasına rağmen deprem ülkesi olduğumuz bilinmesine
rağmen deprem yönetmeliği olmasına rağmen hala bina inşa ederken, kurallara uymamak
bugünkü bilançoyu gözler önüne serdi.
Daha fazla para kazanma uğruna canlar hiçe sayılmamalı. Verilen yanlış imarların bedelini ne
yazık ki, vatandaş ödüyor.
Ev sahibi,olacağım diye kendine uygun gördüğü evi alırken, evin hangi şartlarda, hangi toprak
zeminine yapıldığına hiç bakmıyor. Nereden bilsin, eksik malzeme, kullanılıp yanlış yere inşa
edildiğini.
Tüm bunları üst üste koyarsak, ortaya bu vahim tablo çıkmaktadır.
Deprem ülkesiyiz. Fakat afet ülkesi olmayalım bunun için okullarda afet dersi okutulma
zamanı çoktan geldi.