ismet eyüboğlu

Tarih: 26.05.2023 10:36

ANILAR  :7

Facebook Twitter Linked-in

ANILAR  :7
Köye kesin dönüş , eve yerleşme.
Trabzon'a indikten sonra dayımlara gittim.Birkac parča eşyam oradaydı, sonra da  anamı bulmak icin Macka'ya gittim.Anamı buldum, teyzemlerdeymis.Anlattim
ona köyün durumunu, bulduğum evi.Bir iki gun kaldıktan sonra kalktık Trabzon'a
indik, eşyalarımızı toparladık, otobüse yetiştirdik, köye çıktık. Öğretmenler yardımcı oldu, cocuklar öğretmenler çabucak taşındık, ama yerleşemedik, yerleşme ertesi
güne kaldi.Ertesi gun her şeyi anama bırakıp okula gititim.Anam bir şeyler yaptı, toparladı, ben de geldim, yardım ettim , yerleştik.
Birinci sınıfta derse başladık.
Dört senede hiç okutmamisim, hep dört, beşinci sınıfları okuttum.Cocuklarin anadili
Rumca.Kendi aralarında konuşuyorlar.Siralar kırık dökük, pencereler öyle, döşeme
toz toprak içinde, duvarlar badanasiz, karatahta öylesine köy ustaları yapmış,
çocuklar haşari,  dardan sustan anlamıyorlar,her biri sınıfın içinde koşusturuyor.
Çok yaramaz olanlar da var, uslu olanlar daha fazla.Onlar eriyip gidiyor,arada
Öyle iki ay idare ettik, ondan sonra bir yol bulduk.
Nedir o yol?
O yol sınıfı bir bütün olarak kullanmak, tahtasıyla, döşemesiyle duvarIarıyla,vücuduyla...
Nasil mı?
Öğretmen fişi yazıyor, tahtaya asıyor, öğrenciler hep birlikte okumaya başlıyor.
Koro halinde birkaç kez okuyor, ondan sonra teke tek okuma dönemine geçiyorsun.
O da bittikten sonra yazma dönemine geçiyorsun.Kolla yazma, kafayla yazma,
döśemede fasulyelerle yazma, tahtaya yazma, en sonunda da deftere yazma.
Herkes yazdi mı defterler öğretmen denetiminden geçirilir.Ondan sonra da yazılar
süslenir. Süsleme işi nasIl yapılır?
İki renkli kalemle. Mavi ve kırmızı .Herkes kendince en güzeli yapmaya çalışır.
Daha sonra yazılar herkesin beğenisine sunulur.Defterler tahtaya dizilir, her öğrenci
düşüncesini ve beğendiğini açıklar.Beğenilen on öğrencinin yazısı seçilir, duvara
duvarda oluşturulan kalıcı panoya büyük bir onurla asılır.
Böyle bir çalışma yöntemi.
Bu çalışma yöntemi oturtulduktan sonra herkes her an bir şeyle
uğraşıyor.Zaman da öyle akıp gidiyor.Rahat ettik, öğrenciler de ben de.
Okul sabahçi, öğleciydi.Sabahtan ilkokul birler, iki ve üçler, öğleden sonra
dördüncü , beşinci sınıflar.
Muhtarı ve imamı tanımak istedim.TanIdim da, muhtar Mustafa Tek, foterli,
kravatli bir adam, okulla ilgili değil, daha çok kendi işleri ve parti işleriyle ilgileniyor.
Kuşçu köyün imamıyla daha içten ilişkiler kurabildik, daha samimi olduk.
Cami imamıyla da taniştik, köyde yada camide.Ondan da yakin, içten bir iliski
kuramadık.
Vatandaş öğretmene uzak davranıyor, yada lâkayit.Birgün okuldan çıkışta orta
yaşlı bir adama rastladım. Merhaba dedikten sonra biraz sitem ettim, dedim ki
amma içten davranıyorsunuz, gözlerimiz yaşarıyor, insan köyùndeki misafire
böyle mı davranır, okulla sizin aranızda sanki bir uçurum var, okul bir yana
sız bir yana .
Adam beni dinledikten sonra ne dedi biliyor musunuz?
" Sız de sizden öncekiler gibi yapacaksınız, onlar köyün işsiz güçsüz uşaklarını
alıp lojmanda gece yarılarına kadar oyun oynarlardi, ondan sonra da gidip yatarlar,
sabah da saat onda derse giderlerdi.Buraya bir tek öğretmen geldi, o da
TonyalI Huseyin'di.TonyalI Hüseyin adam gibi adamdı. sadece oğrencisiyle değil
butun köyle, butun köylülerle ilgilenen bir adamdı.Hey gidi Tonyali Hüseyin ne
adam idi, haksızlığa kim olursa olsun karşı çikar, haklinin yanında yerini alır
öğrenciler ondan fehmeder, sayar , korkar.Hatta öyle bir adamdı ki düğünlerde
çıkarıp barabenlisini havaya sekiz tane atardı, ondan baska buraya öğretmen
gelmedi."dedi, bense düşünmeye başladım.Kimdi bu Tonyali Hüseyin, ne zaman gelmişti buraya, ne kadar kalmıştı, nasıl,bir adamdı?

 

                                       DEVAMI HAFTAYA 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —