UYGARLIK DOĞAYLA SAVAŞ MİDİR?
Gecenin sabaha yakın bir saati...
Uykudasınız.
Gözleriniz hafif açıldı.
Bir ses duyuyorsunuz, öğütücü, kahredici bir ses.
Gecenin derinliklerinden geliyor.
Sanki çarklar, dişliler birbirini eziyor.
Ha geçti , ha geçecek diyorsunuz, bekliyorsunuz, etrafınızdaki herkes mışıl mışıl
uyuyor.
Siz bekliyorsunuz :Ha geçti, ha geçecek, ha geçti, ha geçecek...
Ses gittikçe hızlanıyor, gittikçe daha kahredici oluyor.
Kalkayım mı, kalmayayım mı, diye içinizden geçiyor.
Bir de bakıyorsunuz ki , etrafınızdaki dolap kapakları, camlar , çerçeveler birbirine
çarpıyor.
Yatağınızdan fırlıyorsunuz.
Sizinle birlikte etrafınızdakiler de fırlayıp ayağa dikiliyor.
Çocuklar bağrışıyor,herkes canhiraç bir çocuk kapıp kendini sokağa atmak peşinde.
Sokağa indiğinizde sokak ana baba günü, her kafadan bir ses çıkıyor.
Dondurucu bir soğuk var, her taraf buz tutmuş, kırağı, ürkütücü bir soğuk.
Binalar birbirine değecek gibi inip kalkıyor.
Derken biraz ara veriyor...
Bir gözünüz hâlâ evde.
Acaba girsek mı, girmesek mı diye.
Girseydim , palto, kaban, battaniye ...
Derken tekrar başlıyor o cehennem gürültüsü ve hareket
Kimisi arabasına biniyor, ısıtıcılarını çalıştırıyor,kimisi eski kasaları bulup ateş
yakıyor,
Böylece sabah oluyor, ortalık ana baba günü, yıkık evler, evlerin altında kalan
canlar...
Şaşkın insanlar, bir şeyler yapmaya çalışan görevliler...
Derken arkasından bir daha , nerdeyse önceki kadar.
Vay anam vay, vay anam vay, vayy!
Günün ortasında al sana ikinci deprem. Bu da neyin nesi?
Kambur üstüne kambur, yük üstün yük , ton üstüne ton...
Soğuk, kırağı, üşüme , titreme, gecelik, pijama , yalın ayak , başı kabak...insanlar,
çocuklar.
Ya altta kalanlar, ya altta kalanlar...
Karanlık, ölüm sessizliği.Altta kalanların canı çıksın.
İşte bu kaç gündür seyrettiğimiz, görüntüler bunlar.
Türkiye'nin bu kadim UYGARLIK bölgesini ve Suriye'yi.Binlerce ölümüz var.
Suriye'de de.Dünya uygarlığının 12000 yıllık bölesi.Yüz yıllar süren bir ihmalin
sonucu.Bu sadece bir ihmalin, bir aç gözlülüğün sonucu.Para hırsı, gökyüzüne
dayanmış apartmanlar. UYGARLIK doğayla savaş değil, doğayla uyumlu geçinmek-
tır.Doğanın yasalarını bileceksin, o yasalara uygun bir yasam sistemi kuracaksın.
Mutluluk budur, doğru yaşama, doğal yaşama budur.
Sınıflı toplumlarda ne gezer böyle bir anlayış, böyle bir izan,çal,çırp,cebini doldur.sınıf
atlamaya bak.ALTTA KALANIN CANI ÇIKSIN.
TÜRKİYE bir depremler ülkesi, bununla.birlikte yaşayacaksın, Japonya nasıl yaşıyorsa, dünyanın diğer ülkeleri nasıl yaşıyorsa sen de öyle yaşayacaksın, ya da
bu acılara katlanacaksın, planlama yapacaksın,önünü göreceksin,ona göre adım
atacaksın , teknolojiyi kullanacaksın, insanların mutluluğunu düşüneceksin.
Biz buradan Maraş, Antep, Kilis, Hatay, Adana, Malatya, Adıyaman, Urfa, Diyarbakır,Elazığ halkına ve tüm Türkiye’ye selam ve saygıyla geçmiş olsun diyoruz,
ve sözümüzü :
"BİZİ ÖLDÜRMEYEN KÖTÜLÜKLER, BİZE GÜÇ VERİR ." diyerek bitiriyoruz.
Maçka’daki evimizi her zaman ihtiyacı olan birisiye paylaşmaya hazır olduğumuzu
belirtiyoruz.