Fatma Karahasanoğlu

Tarih: 28.11.2023 11:03

TAVŞAN

Facebook Twitter Linked-in

                                     TAVŞAN 

 

                         Kış soğuklarından oldukça bunalan tavşan kendi kendine; “bir yaz gelsin, ilk işim halı ve kilim dokumak olacak.” konuşur.

Uzun kış geceleri yerini yavaş yavaş bahara bırakır. Baharın yeşili, havaların ılınması tavşanın çok hoşuna gider. 

Yaz ay mevsimi de, gelince tavşanın keyfine diyecek kalmaz.

Sıcak hava, tavşanın tüm kemiklerini ısıtır, gevşetir. Tavşan, keyifle gülerek; “bu havada kilim halı mı dokunur?” 

                        İnsanoğlu da, bir çok konusunu, tavşanın halı dokuması gibi öteler. 

“Bugün yaparım, yarın yaparım, bir dahaki ay yaparım” derken aylar, yıllar geçip gider. Geriye baktığınızda konuştuğunuz yalan kalır. Onu da, unutup gidersiniz. Zaman her şeyin ilacı derler ya! İşte bu da böyle bir şey.  Zamanla unutuldu. 

  Yapmak istediğiniz o iş, aynı yerde kalır.

Her şey zamanında olmalıdır. Demir tavında dövüldüğü gibi her işte zamanında ve yerinde olmalıdır.  Demir tavında dövülmediği zaman ne olur? 

Bunu ben bilmem. Bilsem de söylemem. 

Zamansız hiçbir iş yapılmamalı. Bir işin de zamanı fazla geciktirilmemelidir. 

Ötelenen bir iş zaman içerisinde mutlaka karşınıza çıkar. Bırakıldığı sorun gibi kalmaz. Daha da büyür. Dallanıp budaklanır.

Bu sefer de, gel işin içinde çık bakalım. Kolay mı? 

Dallanan budaklanan sorunlar rahat çözülür mü? Sanki siz bunu bilmiyorsunuz. Bal gibi biliyorsunuz.

                   Bildiğiniz her ne varsa, açıktan söyleyin ki, herkes duysun. Sakın, ha! Yalan konuşmayın. Tavşan gibi söz verecekseniz, hiç söz vermeyin. Tavşanı gördük, üşüyünce halı kilim dokumaya söz verdi. Isınıca, verdiği sözden döndü. 

Kurt öyle mi?  Kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz. Tedbirini bir sonraki kışa göre alır. Sizin anlayacağınız, tavşan gibi yapmaz.

Siz siz olun, tavşan gibi davranmayın, olur ya! bir sonraki kış daha ağır geçer.  

Aklıma bir hikaye geldi. Büyükanne,iki torunuyla ormanın derinliklerinde yaşıyormuş. Sonbahar gelince kış hazırlıkları  yapmadılar. Büyükanne dedi ki; “ben öleceğim.”. kız torun dedi ki; “ben evleneceğim.” Erkek torun dedi ki; “ben askere gideceğim.”

Öylece oturup kaldılar. Havalar soğumaya, kar yağmaya başladı. Ne büyükanne öldü, ne kız torun evlendi, ne de erkek torun askere gitti. 

 

 

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —