SONBAHAR
Bir yaz daha bitti. Sonbaharın ikinci ayı Ekim’de takvim yapraklarını tüketmeye başladı. Her gün kendine has, duruşuyla geçerken ağaçlarda sararmaya yüz tutan yapraklarını dökmeye başladı.
Hazan ayı, hüzün ayı şairlere, yazarlara, ressamlara konu olan bir mevsim! Duygular daha farklı yoğunlaşır. İnsanın iç dünyaları başka oluşumlara yer açar. Doğanın da, kalp atışları farklılaşır.
Dallar, çimenler, ağaçlar yeşilken, sonbaharla birlikte sararan yapraklar ve çimenler insanın beyninde değişik duygular, oluşturur.
Sıcaklık kuşları, artık doğayı sesiyle çınlatmıyor. Ağustos böceği güzel olmayan sesiyle her gün resital vermesi doğaya farklı bir canlılık katmaktaydı.
Sonbaharla birlikte Ağustos böceği sesini kesti. Pörtü böcekler, toprağın derinliklerinde gözden kaybolup giderken, çalışkan karıncalarda kışlık yiyeceklerini yaptı.
Sonbahar insanın ruhunda nasıl bir etki bırakır ki, yazar ve şairlerin ilham kaynağı olur. Bir çok şiirde, sonbaharın izlerini görürsünüz. Sadece şiirde değil, tablolarda da aynı hissiyatı yakalarsınız. Fırçanın değişik renklerle boyadığı tablodan sonbaharın hüznünü fark edersiniz.
Roman satırlarında da, Hazal mevsiminin en can alıcı yerlerini okursunuz. Sonbaharla birlikte neler değişir? Hangi düşünce, hangi düşüncenin kapılarını açar. Bir hayat, diğer hayatın mana dolu gizeminde kaybolur.
Gizem dolu bir hayatın ruhta bıraktığı izler, arasında neler saklıdır. Her kim ruh derinliklerine inerse, mevsimlerin ne mana taşıdığını yakından hisseder.
Sonbaharın sararan yaprakları toprağa gelişigüzel düşerken, toprakta her birini sevgiyle kucaklar. Davetsiz oluşlarına aldırmaz.
Toprak ana bu! Davetsizde, davetlide olsa bağrına basmasını bilir. Düşen yaprakların rengine bakmaz. Yeşil olur, sarı olur. Toprak ana, için önemli değildir.
Üzerine yeşil örtü çektiğinde rengarenk çiçeklerin büyümesini sabırla bekler. Büyüyen çiçekler ve yeşil örtü sonbaharın gelmesiyle yavaş yavaş sararıp solar. Çiçekler, yok olup gider.
Artık sonbahar da, toprak ananın, bağrında büyüyen çimenleri sarartır kurutur. Çimenin içinde yaşayan böceklerde kendilerine başka yuvalar arar. Bazıları da, ölüp gider.
Her mevsim kendi özelliğini kainata sunar.
Bütün umutlar bir sonraki bahara kalır.
Hüzün mevsimi dedik ya! insan ruhunda bıraktığı duygusallık, günlük işlere de yansır. Bazen isteksizlik, bazen de istekli davranışlar sergilenir.
Takvim yaprakları birer birer gün eritirken, insan ömrü de takvim yaprakları gibi erir.