SENİ ÖZLEYECEĞİZ
Anılar, hayatımızın belki de vazgeçilmezleri arasındadır.
Anı deyince akla o kadar çok şey gelir ki, hangisini anlatacağınıza karar veremezsiniz. Nazmiye teyzem, renkli bir o kadar da, neşeli kadındı. Hayatta hiç sorunu yokmuş gibi davranırdı.
Türkçe öğretmeni oluşumu yoksa istediği çevrede yaşayışımı bilmem ama yüzünde gülücükler hiç eksik olmazdı.
Teyzem, hayata çok farklı gözlerle bakmasını bilen ender şahsiyetlerdendi. Anneme bir abla demesi vardı ki ağzından bal akardı. Annem de ondan söz ederken, şefkat gülücükleri gamzeli yanağında dağılırdı. Kardeşlerin bu denli bağlı oluşu, çevresindekileri adeta kıskandırırdı. Dedemin onları bu şekilde yetişmesi kardeşler arasındaki saygı, sevgi, çerçevesi inanılmaz ölçüdeydi.
Annem, teyzemden on üç yaş büyüktü. Teyzemi okula göndermeden önce mutlaka saçlarını tarar ve örerdi. Teyzem, annemle durduğu yılları her zaman söylerdi. Kardeşler arasındaki tutum inanın çok güzeldi. Hani derler ya, “kız kardeşler konuştu ay kıskandı.”
O denli birbirlerine tutkundular.
Kardeş evine gitmek belki de, hayatın en güzel yanlarındandır. Anılar yazdım ya, bazıları hafızalara iyice kazınır. Her defasında film şeridi gibi gözlerinizin önünden geçer. O geçiş, sizi o yıllara alıp götürür.
Bir yıl biter, yeni yıla girerken aile arasında toplanmalar olur. Eski yıl, yerini yeni yıla bırakırken iyi dileklerde de, bulunulur.
Ortaokula gittiğim yıllardı. Annem yılbaşı için bir çok yiyecek hazırladı. Yiyecekleri özenle babamın arabasına yerleştirdikten sonra Nazmiye teyzeme gittik.
Teyzem bizi kapıda karşıladı. Özenle hazırlanan yiyecekler masaya yerleştirildi. Teyzemde annem gibi çok şey hazırladı.
Biz çocuklar kendi aramızda oynarken, iki kardeş baş başa verip, hem konuşuyor hem de masayı hazırladı. Tatlılar, börekler, köfteler, salatalar, sarmalar, pastalar, çerezler, meyveler, daha bir çok yiyecek yenilmek için masaya dizildi.
Önce çorbalar servis edildi. Ardından ana menüye geçildi. Benim mutluluğuma diyecek yoktu. Benden iki yaş küçük olan kuzenim Gülru’yla kendi aramızda konuşup, gülüştük.
Siyah beyaz olan televizyonda yılbaşı geceleri daha başkaydı. Ekran karşısına geçip, şarkı söyleyenlere bizde eşlik edip, gecenin tadını çıkardık.
Uykusu gelen, geceden uzaklaşıp, uyku alemine dalardı.
Gece ne kadar sürerdi bilmem ben, uyandığımda gün çoktan açmış olur, kahvaltı için masa hazırlanmış olurdu. Annemle teyzem yine kendi aralarında konuşmaya devam ederdi. Akşamdan kalan yiyeceklere yeni yiyecekler eklenir, tavşan kanı çay, bardaklarda sahibini beklerdi.
Ah, teyzem! Gidişin bizi üzdü. Her şeyi geride bırakıp, gözlerini ilk açtığın aile bireylerine uçup gittin. Seni çok özleyeceğiz. Mekanın cennet olsun.