DUYGU KARAHASANOĞLU

Tarih: 08.02.2026 16:36

SAYGI, EDEPTENDİR

Facebook Twitter Linked-in

                                              SAYGI, EDEPTENDİR 

 

                          Dünyaya genel bir bakış atıldığında, ilk göze çarpan nedir? Herkes kendine göre mutlaka yorumlayacaktır. Önemli olan yorumlananın, neyi anlatmasıdır. 

Gece güne, gün geceye döndüğünde insanların düşüncesi nedir? Öyle anlar olur ki, hiç kimse ait olduğu yeri istemez. Mutsuzluktan şikayet eder durur. 

İyi de, istenilen nedir? Bir insan, en çok neyi ister? 

İşte burada fikirler, değişiyor. Herkes kendi fikrini kabul ettirmenin telaşına düşer. Bu öyle telaş ki, karşı tarafı etkilemek için bin bir çeşit kılığa girer. Dere tepe aşar. Olmadık vaatler sıralar. Yeter ki, karşı taraf fikrini kabul etsin. 

Evet, evet, evet. Bu denli sabit fikirli insanlar var. Dünyanın kendi etraflarında döndüğünü zanneder. Küçümser tavırlar, ukala davranışlar, kendini beğenmiş haller, düşüncesiz duruşlar vb. 

İki adam, kıyasıya kavgaya tutuşur. Birbirlerine olmadık sözler sarf eder. Birinci adam, fikrini eninde sonunda kabul ettireceğini söyledikçe, ikinci adamda ısrarını sürdürerek fikrini kabul etmeyeceğini söyler. 

Uzun süre münakaşa ederler. Bu sırada yoldan geçmekte olan yaşlı adam, kavgayı ayırmak ister. Ancak iki adamı ayırmak ne mümkün. Birbirlerine adeta kenetlenmişler. Yaşlı adam,birinin ceketinden, birinin gömleğinden çeker. 

Birinci adam derin nefes alıp, yaşlı adama dönerek; “bu, bu var ya, benim fikrimi kabul etmiyor.”

İkinci adam, söze atılarak; “benim doğrum var. Fakat bu adam, kendi fikrini kabul ettirmeye çalışıyor.”

Yaşlı adam aralarına girerek, her ikisinin de yüzünü dikkatle inceler. Yüzlerinde parmak izleri ve morartılar görür. 

Bir müddet sonra; “bakın evladım! Herkes kendi aklını ve fikrini beğenir. Fikirler, zorla kabul ettirilmez. Aynı fikirde olmayabilirsiniz. Ancak birbirinizin fikirlerine saygı göstermek zorundasınız. Saygı, edepten. Edep, saygıdandır.”

                           Hiç kimse kusura bakmasın. Öyle günler yaşanıyor ki, pes dedirtecek türden. Olmaz denilenleri, ‘olur’ diye kabul edenlerin sayısı arttıkça, saygıdan söz etmek artık imkansızdır. 

Bu denli vurdumduymazlık, bu deni bananecilik, ne için? Göz, göre göre omuz silkerek, tavır almak kime nispettir? Yada kime inattır?    

Kibir, kıskançlık, fesatlık, haset, yalan konuşmayı çoğaltmak yerine, mütevazi, hoş görü, merhameti, sevgiyi, saygıyı, çoğaltmak daha iyi değil midir? 

 

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —