NASIL DI, NASIL OLDU
Komşuluk hakkı der durulur. Ancak komşuluk haklarına ne kadar riayet edilir? Herkes kendine göre komşuluk haklarına saygı gösterdiğini söyler durur.
Peki! Gerçekte de bu böyle midir? Suç, kürk olsa kimse giymez.
Komşuluk hakkına riayet edilmediğini yapılan çarpık binalarda da görmekteyiz. Nasıl mı? Üç katlı bir binanın yanına on katlı bir bina yapıldığında, üç katlı evin rüzgarı ve güneşi kesilmiş oluyor. Bu da, komşuluk hakkına girer. Bu tür örnekleri çoğaltabiliriz.
Eskiden mahallelerde sözü dinlenen saygın kişiler vardı. Mahallede birbirini tanıyanlar, olduğu gibi birinin derdi diğerinin derdiydi. Mahallenin zengini, fakiri gözetir, diğer mahalleye muhtaç etmezdi. Evler birbirlerini rahatsız edecek şekilde kurulmazdı. Kalın yüksek duvarlar örüp, site içine alınıp, sınıf ayrımı yapılmazdı. Evler; genellikle iki katlı olup, kalın duvarlar etrafa örülmezdi. Evlerin arka kısmında bahçe olurdu. Bu da yaşam alanı demekti.
Şimdi görüyoruz ki, bir çok yerde yüksek katlı bina inşa edilip etrafları kalın duvarlarla çevrilmektedir. Site içerisine alındığı ifade edilmektedir. Bir de, sitenin giriş kapısına bir güvenlik de, yaptırılmaktadır. Oysa eskiden evler, tek katlı ya da çift katlıydı. Güvenlik diye bir şey de yoktu. Hırsızlık deseniz, öyle bir kavramda yoktu. Mahallede birbirini tanıyanlar oturur, yabancı gelen biri hemen göze çarpardı. Yardımlaşma insanlık adına Allah rızası için yapılırdı.
Cenazede, düğünde, bayramlarda bir araya gelir; acılar, sevinçler paylaşılırdı. Bir de bina altlarına iş yeri dükkan konulmazdı. Evlerin mahremliği göz önünde bulundurulurdu. Üç beş kuruş almak uğruna evlerin altı maşallah iş yerine çevrildi.
Evler, ev olarak kullanılır, iş yeleri beli yerlerde olurdu. Bunun da adı çarşıydı. Alış veriş çarşıda yapılır. Evlerin altı, ev halkının yaşam alanı olarak bırakılırdı.
Tüm bunlar saygının sevginin ön planda olduğu yıllardaydı.
Gören göz, görmeyen göze, göz. Duyan kulak, duymayan kulağa, kulak olurdu. Hatalar, yanlışlar alay edilmediği gibi yardımcı olunurdu.
Akrabalık bağıda büyük önem taşımaktaydı.. Akrabalarıyla geçinemeyenler, komşularıyla geçinmesi de, beklenemez.
Akraba bağları eskiden güçlüydü. Bayramlarda, bir araya gelinir, ortak sofra başında tüm akrabalar komşularıyla birlikte oturur, zaman geçirirlerdi. Bugünkü gibi değildi. Yapılan her katlı bina komşuluk ilişkilerini biraz daha zedeleyerek uzaklaştırdı.
Apartmanlarda bir çok yaşam olmasına rağmen yabancılaşma o oranda artarak devam ediyor. Aynı kapıdan giriş yapılsa da, yabancılaşma artarak devam etmektedir.
Komşuluk haklarına önem verilmedikçe, sorunlar artarak devam edecektir. Komşu hakları her ne olursa olsun, riayet edilmelidir. Mümin olan biri, komşusuna ne şekilde davranacağını çok çok iyi bilir.