Menü Maçka Haber
Fatma Karahasanoğlu

Fatma Karahasanoğlu

Tarih: 14.07.2023 14:20

MERDİVEN

Facebook Twitter Linked-in

                                       MERDİVEN 

 

                       Değişen ve gelişen teknolojiyle birlikte her alanda değişim yaşanmaktadır. Kim hangi mesleği icra ediyorsa, o mesleğin gerekleri yerine getirilir. Meslekler yerine getirilirken teknolojiden de faydalanılır.

Hızla gelişen teknoloji imkanlarından herkes üzerine düşen pay kadar faydalanır. 

Kimi daha çok pay alır. Kimi de pay almadan öylece ortada kalır. 

                        Veren el mi, alan el mi, daha üstün. Bu konuyu tartışacak değilim. Uzatılan ele kimi para verir, kimi de vermez.  Kimi ihtiyaçtan kimi de arsızlıktan elini açıp ister. Bunun da muhakemesini yapacak değilim. 

Gözlemlediğim ve bir çok kişinin görüp rahatsız olduğu olayları yazmak istedim. Zincir market önlerinde bekleyip isteyenlerle son günlerde sıkça karşılaşır olduk.market çıkış kapısının kenarında durarak, alış veriş yapanları bekleyenler, arasında yaşlı da var, genç de var. İhtiyaçlı olup olmadıkları yüzlerinden beli olsa da, bir insanın onuruna yakışmayacak hareketlerde bulunmaları sizce ne kadar doğrudur? 

Teknoloji çağını yaşıyoruz ancak el açanların nerde yaşam sürdüklerini anlayamıyoruz. Bir taraf merdivenin en üst basamağında, diğer tarafta merdiven basamağına henüz başlamadı. 

                  Dilenciler önceden el açıp Allah rızası için para isterdi.  Şimdiyse; “bir şey söyleyeceğim,”  “yada seni birine benzettim,” diyerek para istiyor. 

Geçen gün arkadaşla sohbet ederken, konu dilencilere geldi. Sokakta yürürken, yanımıza yaklaşan kadın, “sizi birine benzettim. Adınız şu mu, çalışıyor musunuz, yanınızda ki anneniz olacak, aynı size benziyor. Aaa kızınızda aynı siz. Evet ne soracaktım. Onu unuttum. Hatırladım, siz şu yerde çalışıyordunuz, değil mi? Oradan gözüm ısırıyor sizi. Ağır bir hastam var onun için para topluyorum. Gönlünüzden ne koparsa. Ama sizi nerede gördüğümü hala hatırlayamadım. Yardım kuruluşundaydınız, herhalde. Ah! Bir bilseniz hastamın durumunu, doktorlar iyileşecek diyor ama bu kadar paraya ihtiyacım var.  İyi bir insana benziyorsunuz.” Konuşma böyle uzayıp giderken,  arkadaşım dilenciye daha fazla konuşma hakkı vermeden, susturduğunu söyledi. 

                   İhtiyaçtan dolayı el açıp isteyen dilencilerin eskiden gururu vardı. Yaptıkları işin zorluğunun bilincindeydi. Para isterken mahcubiyetleri, yüzlerine yansırdı. Kaldırımın kenarına oturup, güçlükle “Allah rızası için sadaka derdi.” Her geçen para kutusuna bir miktar para bırakıp, hayırlı günler söylerdi. 

Yaşlı kadının gözleri görmediğinden kimin para verip vermediğini anlamazdı. Benim sesimi tanırdı. Her defasında onunla konuşup hal hatırını sorardım. Bazı günler para yerine ekmek verdiğim olurdu. Yaşlı kadın ekmeği alır almaz, bir parça koparıp bana uzatırdı. Ben afiyet olsun deyip başka bir şey isteyip istemediğini de sorardım. O kadar tok gözlü bir kadındı ki, hiç bir şey istemezdi. Bana dua edip, yine gelmemi söylerdi.   Torununu da, tanırdım. Zaten yaşlı kadını aynı köşe başına o torunu getirirdi. O zamanlar ortaokula giden torunu şimdi üniversiteyi bitirip iş sahibi bile oldu.

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —