KİMSE KUSURA BAKMASIN!
Hayat pahalılığı yüksek enflasyon, her birimizin ortak sorunu haline geldi. Toplum olarak her gün artan fiyatlara dur diyemezken, biraz da kendimizi sorgulama ihtiyacı olduğu kanısındayım.
Nedenler, oldukça açık ve nettir. Meyve ve sebze fiyatlarının yüksek oluşunun yanında süt ve et ürünlerinin de alım gücünün üzerinde olması, bir çok kesimi olumsuz yönde etkilemektedir.
Hiç kimse kendini sütten çıkmış ak kaşık olarak görmesin. Ortada pahalılık varsa biraz da kendimize öz eleştiri yapmalıyız. Gereğinden fazla müsrif olmak ve düşüncesiz harcama yapmak bir aile bütçesine zarar verdiği kadar ülke ekonomisine de, zarar vermektedir.
İsterseniz olaya objektif olarak bakalım; bankadan kredi çekerek, döviz bürolarında uzun kuyruklar oluşturmak neyin nesi? Döviz alıp ne olacak? Akıllı bir insan kredi çekip döviz alır mı? Yine kredi çekip, altın almak da, bir başka israfın diğer bir adı değil mi?
Şimdi gelelim, tapulu evlere. Köyde şimdiki adı mahallede dayalı döşeli bir ev. İlçe merkezinde yine dayalı döşeli bir apartman dairesi, bitmedi! Şehir merkezinde yine apartman dairesinde dayalı döşeli bir ev daha! Bitmedi, denize sıfır yazlık ev, bu da diğerleri gibi dayalı döşeli. Bitmedi! aile fertlerinin her birine bir araba. Bitmedi! Her gün dışarıda yemek,yemek!
Bitmedi, bitmedi, bitmedi! Evdeki mobilyalar yılda bir yenisiyle değiştirilmesi. Elektrikleri ve suyu boş yere harcamak.
Otellerde serpme kahvaltılarındaki israf inanılmaz boyutlara ulaştı. Kahvaltı salonuna giren müşteriler, önce yiyecekleri gözden geçirdikten sonra porselen tabaklara gözüne kestirdiği yiyecekleri sırayla doldurur.
Bir insanın yiyeceği bellidir. Yüz çeşit kahvaltılık hazırlansa da, midenin ölçüsü ve yiyeceği miktar bellidir.
Yiyecek tabağını doldurduktan sonra masaların birine oturur. Çayını yudumlarken; “yumurtaya alerjim var, domates bana dokunuyor, şeker hastasıyım reçel yiyemem.”
Yahu! Be, insan bunlar sana dokunuyor da, tabağında bunların ne işi var? Neden onları tabağına doldurdun? Bırak, yerinde kalsınlar!
Yapılan istatistiklere göre her gün iki yüz bin yumurta çöpe atılıyor. Bu büyük bir rakamdır.
Herkes, elini vicdanına koysun ve düşünsün! Hiç kimse bağda bahçede çalışıp hayvancılık yapmak istemiyor.
Ekmek elden su gölden zihniyetiyle, yaşamak isteyenler hayat pahalığından, kusura bakmasın şikayet edemez. Her şeyin bir bedeli vardır.
Tasarruf ailede başlar, tasarrufu öğrenen bir çocuk yetişkin olduğunda hangi makama gelirse gelin, tasarruf onun yaşam biçimi olduğu için tasarruf yapar.