İNEKLER VE ASLAN
Uçsuz bucaksız yeşil çimende otlayan üç inek yanlarına dost olmak için gelen aslanla dost olur. ilk başlarda inekler aslanın dostluğundan şüphe duysa da, aslanın süslü konuşması onların şüphesini yok eder. Benekli, siyah ve sarı inekler aslanla dostluklarını iyice ilerletir. Her yere birlikte giderler, otların en tazesini aslan ineklere gösterir.
Bir gün yeşil çayırlarda gelişi güzel otlayan ineklerden siyah olanın yanına giden aslan; “sarı ve benekli inek var ya, seni hiç çekemiyor. Senin hakkında neler konuştuklarını kendi kulaklarınla duy.” Diye fısıldar. Siyah inek, aslanın dostluğundan şüphe etmeden peşinden gider. O güne kadar bu üç inek hep birlikte otlamıştı. Hiç ayrılmadılar. Aslan kendine göre uzaklaştırdığı siyah ineğe uygun yerde saldırır ve parçalayıp bir güzel karnını doyurur.
Benekli ve sarı inek, siyah ineğin yanlarında olmadığını geç fark ederler. Öteye beriye koştururlar. Ancak siyah ineği bulamazlar.
Hava kararmak üzereyken aslan tek nefes iki ineğin yanına varır. Sarı ve benekli inek aslana şüpheyle bakınca, aslan üzgün bir sesle; bana öyle bakmayın. Siyah inek son günlerde iyice kendini beğenir olmuştu. Sizden utanıyordu. Kurtla arkadaş olmuş. Ne kadar söyledimse, vazgeçiremedim. Siyah ineği öğle vakti kurtla giderken gördüm. Arkasından koştum ancak yetişemedim. Yetiştiğimde kurt onu çoktan parçalayıp yemişti. İki inekte arkadaşlarının başına gelenden çok üzüntü duydu.
Birkaç hafta sonra olanları unuttular. Yeşil çayırlarda koşup oynamaya karınlarını doyurmaya başladılar. Aslan’ın bu seferki kurbanı sarı inek olur. Yanına yaklaşarak usulca; “benekli inek senden hoşlanmıyor. Kurtla anlaştığını duydum. Kurt seni yiyecek. Benekli inekle fazla dolaşma.” Söyledikten sonra sarı ineği, benekli inekten bir hayli, uzaklaştırmayı başarır.
İstediği uygun yere geldikten sonra siyah inek gibi sarı ineği de, parçalayıp yer.
Benekli inek olan bitenden habersiz. Tek başına yeşil çayırda otlamaktadır. Sarı ineğin olmadığını fark ettiğinde aslanın toz toprak içerisinde yanına geldiğini görür. “ne o aslan kardeş, üstün başın toz içinde. Neler oldu? Sarı inek de uzun zamandan beri ortalıkta yok. Sen onu gördün mü?”
Aslan, yine üzgün bir şekilde; “sorma! Benekli inek kardeş. Sarı inek son zamanlarda iyice şımardı. Kaç kere kayanın üzerinden onu aldım. Ama O başına buyruk, oldu. Tıpkı siyah inek gibi gidip kurtla dost oldu. Hiç kurttan dost olur mu? Bu dostluğun kendisine zarar vereceğini defalarca söylesem de, fayda etmedi. İlle de onunla dost olacağım diye tutturdu.”
Benekli inek duyduklarına inanmak istemedi. Olduğu yere çöküp oturdu.
Sarı ve siyah inekle çayırlarda geçirdiği günleri hatırladı. Dereden su içtiklerini, çiçeklerin arasında koşup oynadıklarını, taze çimenlerden otladıklarını bir bir hatırladı. Kendini çok yalnız ve çaresiz hissetti. Yanı başında duran aslanı bile fark etmez oldu. Aslan benekli ineği teselli etmeye çalışsa da, başarılı olamadı. Benekli inek yalnız kalmak istediğini söyledi.
Aslan itiraz etse de, benekli inek birkaç gün görüşmeme konusunda kararlı olduğunu bir kez daha söyledi. Aslan, “tamam iki gün seni yalnız bırakacağım. Sonra görüşürüz.” Dedi ve uzaklaşıp gitti.
Benekli ineğin aklına bir fikir gelmişti. Bunun için aslandan iki gün uzaklaşması gerekiyordu. Doğup büyüdüğü çiftliğe gitmek için bir gün hiç durmadan koşup gitmeliydi. Her ihtimale karşı bunu iki gün olarak aslana demeliydi.
Benekli inek, çevresini iyice süzdükten sonra ardına bakmadan koşmaya başladı. Ağaçların arasından, yeşil otların içerisinden, küçük su gözelerinden, bayırlardan, düzlüklerden, hiç durmadan ardına bakmadan koştu. Nefesi iyice tükendi. Soluklanmak için bir ağacın altına oturdu. Gözleriyle etrafı iyice taradı. İki arkadaşını aslanın yediğini çok iyi biliyordu. Fakat aslana belli etmemişti.
İkinci gün öğle vakti çiftliği uzaktan gördü. Bir an önce kavuşmak için sabırsızlandı.
Çiftliğin büyük kapısına vardığında kalbi yerinden çıkacak gibi attı. Ardına kadar açık olan kapıdan içeri girmeden önce son kez arkasına baktı ve çiftliğe girdi.
Yaşlı adam, süt kazanlarıyla uğraşıyordu. Benekli inek, yaşlı adamın arkasından dolaşıp, önüne çıktı.
Yaşlı adam, doğruldu ve baktı. Benekli ineği hemen tanıdı. Boynuna sarılarak; “bunca vakit nerdeydin? Hani diğerleri yok. Sarı ve siyah inek nerede?”
benekli inek, olan biteni anlattıktan sonra bir daha çiftlikten kaçmayacağına dair söz verdi.