HÜRRİYET
Bir hastahane polinikliğinde üç kadın, hasta arasındaki diyalog oldukça, ilginç ve düşündürücüydü.
Hastalardan ikisi çarşaflı, biri de, pantolon üzerine gömlek giyinmiş, başı da açıktı. Sözlü sataşma o kadar ileri boyuta taşındı ki, ağza alınmayacak kelimeler hastane koridorunda çınladı.
Başı açık kadın hasta, ilerlemiş yaşına rağmen edep ve adaptan ne yazık ki, yoksundu. Bir hanıma yakışmayacak sözler sarf etmesi iki çarşaflı hanımın elbette gururuna dokunacaktı.
Bir insanın hürriyetiyle alay etmek ve onu itham etmek, kimsenin haddine değildir.
Ne zamandan beri kılık kıyafete sokakta karışılır oldu? Ne zamandan beri bir insanın giysileriyle alay edilir oldu? Ne zamandan beri hakaret etmek, hak sayılır oldu? Ne zamandan beri ayrımcıık sokaklarda kol kola gezmeye başladı?
Kim ne istiyorsa, onu giyebilir, buna hiç kimse karışamaz. Ve karışmaya hakkıda yoktur. İster mini etek giyer, ister çarşaf giyer. İsterse şortlu gezer, isterse tesettürlü dolaşır.
İnsan, inancı gereği kıyafetlerini seçer. Buna da hiç kimse, ama hiç kimse karışamaz.
Kendini farklı görmek isteyenler bir başkasının, giysisi üzerinden siyaset yapamaz.
Hak ve hürryet insanın özündedir.
Dini inançlara göre giyim kuşam farklılıklar gösterir. Bu farklılıklar kişinin kendisini bağlar. Bir başka kişiyi ilgilendirmez. Yada ilgilendirmemelidir. Her şeyden önce hoş görü ve tahammül etmek gerekir.
Müslümanlar Cuma namazı camiye gider. Yahudiler Cumartesi günü sinegoga gider, Hıristiyanlarda Pazar günleri kiliseye gider. İbadetlerini bu şekilde yaparlar. İnancı olmayanlarda kendilerini başka alemlerin içine atar.
Burada anlaşılmayan bir şey var mı? Ya da eksik yazdığım. Herhalde anlamışsınızdır. Onun için kıyafetiyle, hiç kimse alay edilemez. Herkes ne istiyorsa onu özgürce giymelİ.
Siz siz olun, giydiğiniz kıyafetle alay edilmesini istemiyorsanız, bir başkasının kıyafetiyle de alay edemezsiniz. Onu hiçbir şekilde giysisiyle birlikte itham da, edemezsiniz. Herkes bu ülkede aynı şartlara sahip olarak yaşamaktadır. Bir başkasının, bir başkasından üstünlüğü yoktur.
Söz dokuz boğumdur, diyen atalarımız boşuna dememiştir. Önce ne diyeceğini içinde kendinle tartıştıktan sonra konuşacaksın. Kurduğun cümleler nereye hitap ediyor, yada anlatmaya çalıştığın konu nedir? Herşeyden önce ağzından çıkan sözcükleri kulağın duyuyor mu?
Her bireyin özlük hakları vardır. Bunun içindir ki, hiç kimse özlük haklara saldıramaz.