Fatma Karahasanoğlu

Tarih: 11.07.2024 12:22

GÜZELLİK

Facebook Twitter Linked-in

                                                        GÜZELLİK 

 

                              Kendisini güzel zannedenler çevresine farklı gözle bakar. Dünyanın en güzel insanı kendisi olduğunu düşünürler. Onun kadar kimse güzel değildir. 

Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler hikayesindeki cadı gibi. Cadı aynanın karşısına geçer ve konuşmaya başlar; “söyle bana, benden daha güzel var mı?”

Ayna dile gelerek; “evet senden daha güzel bir kız var.” 

cadı duydukları karşısında küplere biner. Aynaya tekrar sorar. “söyle bana ayna. Bu kız nerede?”

Ayna, pamuk prensesin yerini söyler. 

Cadı bir sepet kırmızı elma alarak, aynanın söylediği yere gider. Kapıyı çalar. Ancak bir tuhaflık vardır. Her şey olduğundan daha küçük. Cadı, anlam veremese de, kapıyı bir kez tıklatır.  Kapıyı açan Pamuk prensese; “güzeller güzeli, sana elma getirdim. Güzelliğin dedikleri kadar da varmış.”

Pamuk prenses mahcup olur. Cadı, elma sepetinden daha önce zehir kattığı kırmızı elmayı alır ve uzatır.

Hikayeyi burada kesiyorum. Cadı, Pamuk Prensesi zehirleyip, dünyanın en güzeli olmak istemiştir. Kendisinden güzel olmaması için bu planı yapmıştır. 

                         Günümüzde de,  güzelliğinden emin olmayanlar bir başkasının güzelliğini kıskanır.  Sadece güzelliğini değil, yaptığı işi, çevresini, malını, mülkünü, çocuğunu, evini, vs. 

Allah  kimseyi doyumsuz kıskanç yapmasın. Azla yetinmeyi ve olduğu gibi yaşamayı nasip etsin.  

                                Dilden dile dolaşan gerçek yaşanmış bir hikayeyi paylaşmak istedim. Vaktiyle Anadolu’nun bir köyünde evli çift yaşarmış. Yoksul bir aileydi. Ne var ki, kadın günün birinde gönlünü karşı köyden genç birine kaptırır. Eşine durumu anlatamayacağını bildiğinden kaçmaya karar verir. 

Bir gece yattıktan sonra sessizce yatağından kalkar. Daha önce hazırlamış olduğu bohçasını alıp evden çıkar. 

Gecenin sessizliğinde, cırcır böcekleri arkadaşı olur. Dinlenmek için bir ağacın altına oturur. Bohçasından çıkardığı azığı alırken, eline kağıt parçaları değer. Ne olduklarını anlamak için eliyle dışarı çıkartır. Para olduklarını görünce şaşırır. Bir kağıt parçası gözüne ilişir. Kağıtta; “gideceğini biliyordum. Bu paralar sana anne sütü kadar helaldir. Sendeki güzellik beş para etmez, bendeki aşk olmazsa.” 

Herkes kendi konumunu ve bilgisini bilir. Hikayede olduğu gibi.  Adam ne denli anlayışlı ve duyarlı. Eşinin bir gün gideceğini bilir. Ve karşı koymaz. O gün gelir ve yaşanır. Olanları anlayışla karşılar. 

                 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —