EVİNİN YOLUNU TUTAR
Kadınların toplumda yeterince söz sahibi olmadığını görmekteyiz. Çeşitli toplantılarla bu dile getirilse de, somut bir adım atıldığına tanık olmadım. “cak”, “cek”, “malı”, “meli” lerle iş yürümez. Yürümediğini de defalarca gördük.
Toplumun genel yapısına baktığımızda kadınlar evlerde, vasıfsız işlerde çalışmaktadır. Hangi ev kadının sosyal hakları var? Ev işlerinin altında ezilirken, sigortasız çalışmaktadır. Ev kadını sigortalı olmasını sağlamak için hangi birime görev düşüyorsa, yapmalıdır. Gençken ev işlerini rahat yapan kadın, yaşının ilerlemesiyle elden ayaktan düşmektedir. Bu tip kadınlar arkalarına baktığında, boşa giden koskocaman yılları görüyorlar. Herhangi bir devlet işinde ya da özel sektörde çalışmadıklarından emekli aylıkları da bulunmamaktadır.
İşte bu kadınları görmek gerekir. Evli de olsa, ev kadınlarına belli bir ücret ödenip, sigortalı yapılmalıdır. Türkiye’nin bir acı gerçeği de, kendilerini “ev kızı” olarak tanıtan tam dört milyon genç kadın var. Gelecekleri yok. Sadece iyi bir kısmet çıkarsa, evlenip, ev hanımlığına terfi edecekler.
Evde oturmaya mahkum bırakılan genç kızları, hayata bağlamanın yolları elbette vardır. Ancak yollar kesinlikle ekonomi açısından olmalıdır. Halk eğitim merkezlerinde, bir çok dalda kurslar açılır. Bir çok hanım bu kurslara baş vurur. Yıl sonuna kadar büyük bir gayretle kurs aldığı dalda çalışır. Sonra ne olur? Yaptığı el işiler yıl sonu etkinliği olarak sergilenir! Sonra ne olur? Hiçbir şey olmaz. Kadınlar el emeğiyle kalır. Yine evinin yolunu tutar.
Burada yerel yöneticilere de büyük görev düşmektedir. Kadınların yaptığı el sanatlarını değerlendirecek ortam hazırlamalı. Hazırlanacak ortamlarda kadınlar kendilerini gösterip, el işlerini yada el sanatlarını satıp, para kazanacak.
Her şey para değil mi? Kadınlarında kendi ayakları üzerinde, durması gerekmiyor mu? Her defasında kadınlar kurslara gidiyor. Boş yere zaman geçiriyor!
Kadınlar ne kadar söz sahibi olursa, toplum o oranda daha fazla gelişecektir. Kadına verilen değer, toplumda söz sahibi olmalarıyla doğru orantılıdır. Kadın hak ettiği yerde değildir. Eğer hak ettiği yerde olmuş olsaydı, kadın hukuksuzluğu olmazdı. Bugün töre adı altında cinayet işlenmektedir. Cinayetlerin adı da, kadındır. Kadın, mal gibi alınıp, satılmaktadır. Buna ses çıkartılmıyor ancak kendi isteğiyle birini seçtiğinde adına töre konulup o kadın aile içerisinde infazı gerçekleştiriliyor. Cahillik başa beladır.
Kadınların toplum da, söz sahibi olması isteniyorsa, öncelikle kadınlar yönelik şiddet bitirilmelidir. Kadınların ekonomik özgürlüğü sağlanmalıdır. Kadınlar pasif işlerde çalıştırılmamalıdır. Her şeyden önce kadınlara güven duyularak yönetici kadrolarına alınmalıdır.