ELVEDA DAĞCAN!
Büyük torunum on altı yaslarında.
Seni aldığımda iki buçuk, yaşlarında küçücük bir çocuktu.
Hatırlıyor musun seni el bebek gül bebek almıştık, komşumuz Turhan'dan.
Sen de pırıl pırıl bembeyaz tüyleri olan bir bebektin.
O gün kendi yetiştirdiğimiz ineğin sütleri vardı, seni hep onunla besledik.
Bir gün geldi seni benden istediler, ben de boş bulundum , olsun dedim.
Aldı götürdüler seni, senin arkandan ne üzülmüştüm anlatamam.
Aradan iki gün geçmişti, bir de baktım seni alanlar geri getirdiler, baktım
balkonda dolaşıyorsun.
Aman bende bir sevinç bir sevinç, sorma gitsin.
Meğer seni iki tane sakat çocuk için almışlar, sana özel mamalar, özel kulübeler
almıslar.Hepsini elinin tersiyle itmişsin, doğru bizim çamurlu kulübene gelmişsin,
bir sevinç içinde.
Ondan sonra senin kıymetini daha iyi anlamışım, daha seni ötekine berikine
vermek mi?Asla!
Tam on dört yil seninle beraber yaşamışım, acıyı tatlıyı paylaşmıştım,ne senin
benden, ne benim senden en küçük şikayetimiz olmamış, tek şikayetimiz arada
sırada benim kısa ayrılıklarımız olmuştu, O'nu da bizim hanım telâfi etmiş.
Tam on dört yıl geçmiş.
Diyorlar ki on dört yil senin yaşın için büyuk zaman!
Yaşını doldurmuşsun.
Ah, sevgili DAĞCAN, sevgili kuzum, sevgili oğlum, güzelim, ballı,
Seninle az şey mı paylaştık, yaylaları, ormanları, çimenleri, Vazelonu, yağmuru
çamuru, neler neler..
Şimdi yattın ölüyorsun, öyle mi?
Kaç aydır rahatsizsin, kaç aydır sana ilaç alıyorum, ama hiç biri para etmiyor.
Gittikçe eriyorsun, küçüle küçüle bir deri bir kemik kalmışsin, sana baktikça ben de
üzülüyorum.Ölüm bütün canlılar için en son kurtuluş.Bizim için de öyle!
Yarin seni bahçede güzel bir yere gömecegim, seni doğaya teslim edeceğim,
hepimiz ondan geldik ona döneceğiz, elden ne gelir .
Yeni köpek mi, asla almam.
Neden mi?
Artik ben de ömrümün sonuna doğru yaklaşıyorum,geri kalan ömrüm bir köpeği
bakmaya yetmeyebilir.
Ondan sonra da bakarsın arkadan gelenler kıymetini bilmezler, götürüp sokağa
bırakırlar, yaban ele verirler, mahçup oluruz. Kolay değil senin gibi bir varlığın
kıymetini bilmek.Bir kedinin, bir tavuğun bile değeri büyük.
Biz Maçka'ya dönük döneli , az kediyi trafikte yitirmedik.
Benim kümesimdenbir tavuk var, yedi yaşında, öter durur, yumurta yok bir şey yok.
Olsun , kendi kendine eceliyle ölsün.
Bu dünya sizlerle guzel, biz bunu anladık ama geç anladık.Anlatmadilar bize
zamanında, çok hain davranmışım size çocukluğumda.
Sokakta kimsesiz kedileri görmek , köpekleri görmek hüzne boğuyor insani.
Elinden de bir şey gelmiyor, yapacağın bir şey yok, devlet gücün yok, barınak
yapamazsın, yapsan ne olacak, yapılanlara bakıyorsun,,neyi halletmişler
Bazıları da diyecek ki sen neden bahsediyorsun kardeşim , bu ülkede insanın
kaç paralik değeri var ki hayvanın da olsun.
Ne diyelim, ,sen de haklısın kardeşim demekten başka!
Diyeceğim tek şek "Çocuklarınızı , hayvan sevgisinden uzak tutmayın, uzak
tutarsanız, insan sevgisinden de uzaklaştırırsınız.İnsan sevgisinden uzaklaşan ne
olur, merhametsiz olur, acımasız olur, bencil olur, sadece şeklen insan olur.
Böyle insanlarla başbaşa kalmamak için bile bunu yapmalısınız."
İSMET EYÜBOĞLU