Menü Maçka Haber
Fatma Karahasanoğlu

Fatma Karahasanoğlu

Tarih: 08.09.2023 14:47

ÇOCUKLAR

Facebook Twitter Linked-in

                                  ÇOCUKLAR 

 

                           Geçen günü parkta otururken,  iki, üç yaşlarında bir çocuğun kediyle oynadığını gördüm. Tekir cinsi yavru kedi o kadar sevimliydi ki, çocuk bir türlü ondan ayrılmıyordu. Babanennesi çocuğu yavru kediden ne kadar ayırmaya çalışsa da, çocuk “tıymalamaz, biy şey yapmaz. Onu seviyoyum.” Diyerek kediyi yere oturarak, sevmeye devam etti. 

Çocuğun bu hareketi oldukça dikkatimi çekmişti. Gerçekten de kedi, çocuğa hiç bir şey yapmadı. Her ikisi de, kardeşçe, oynadı. Çocuk kediyi kah kucağına alıyor, kah, eğilip öpüyor. Kedide sevgiden memnun memnun, çocuğun, başında ve sırtında gezindirdiği parmaklarında büyük haz duyduğunu gözlerine ima ediyor. 

Çocuk kediden, kedi çocuktan oldukça hoşlanmıştı. Birbirleriyle sarmaş dolaş saatlerce oynadılar. 

Çevresiyle ilgilenmeyen çocuğun tek dünyası o anda kediydi. Bir ara eve götürmek istediğini yine çocuk diliyle babannesine söyledi. Ne var ki, babaannesi buna müsaade edemeyeceğini çocuğun anlayabileceği bir dille ifade etti.

Çocuk biraz mızıldandıktan sonra kediyi tekrar kucağına aldı. Başını öptü. Sıkıca sarıldı. Kediyi bağrına bastı. Gurbete giden anne ve evladın hasreti gibi. 

Uzun bir süre onları izledikten sonra oturduğum yerden kalktım, babaannenin yanına gittim. Çocuğun kediyi çok sevdiğini söylediğimde, babaanne içini çekerek dert yandı. Her gün parka gelip, kediyi sevdiğini söyledi. Dahası aynı kedyi bulamayınca, çocuğun ağladığını da, ifade etti.. Kutu kutu mama getirdiklerini de, babaanne sözlerinin arasına sıkıştımayı ihmal etmedi.

                    Çocuklarla hayvanlar arasında farklı bir diyalog vardır. Bu öyle bir diyalogdur ki, anlamak mümkün değil. Aralarındaki iletişim görünmez bir bağ gibidir. 

Dilden dile dolaşan bir hikaye vardır. Öyle bir hkaye ki, sizde okuyunca, farklı olduğunu anlayacaksınız. 

Anadolu’nun bir köyünde çiftçilikle geçinen aile, sabah erkenden bahçelerine giderler. Her gün aynı saatte bahçenin yolunu tutar, öğle azıklarını da, yanlarında getirirler. 

Çiftçi, çiftin dört yaşında bir de çocukları vardır. 

Yine her zaman olduğu gibi sabah erkenden tarlaya gitmek için evden çıkarlar.  Azıklar arasında çocuk, için sütte vardır. 

Güneş iyice kızdırınca, öğle yemeği için azıklarını açarlar. Çocuğa tasta süt verilir. O sırada bir yılan çocuğun tasındaki sütten içmeye başlar. Çocuk elindeki kaşığı var gücüyle yılanın başına vurarak; “etmeyinnen, etmeyinnen” yüksek sesle bağırır. 

 İşte, bir çocuk, tastaki sütü ekmekle yemesi için yılanın başına vurarak ikaz eder. Yılanda, çocuğa hiçbir kötülük yapmadan yanından uzaklaşıp gitmiştir.                                

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —