BİR PARÇA HAYAT
Alış veriş merkezleri dolu, hastaneler dolu, stadlar dolu, huzurevleri dolu, cadde sokaklar dolu, cezaevleri dolu, cafeler dolu, eğlence mekanları dolu, plajlar dolu.
Buraya kadar anlaşılmayan var mı? Sanrıım yoktur, öyleyse devam edelim.
%90’ı Müslüman olan bir ülkede; kütüphaneler boş, camiler boş, ilim meclisleri boş, meslek öğrenme yerleri boş, köyler boş, tarlalar bahçeler boş…
Nerede yanlış yapıldı? Sürekli beynimi kurcalar durur. Lüks yaşamak istenir, ancak çalışmaya kimse yanaşmaz. Kimse elini taşın altına koymaz. He şey hazır beklenir.
Armut piş, ağzıma düş. Bu kadar aymazlık ne için? Neden kimse çalışmak istemiyor? Neden verimli topraklar bırakıldı?
İnsanlar o kadar tembelleşti ki? Evde yemek pişirmek yana dursun, marketten dondurucu yiyecekleri alıp ısıtmakta zor gelmeye başladı. Getir yemek, bu işi çözer misali bir çok kişi getir yemekten öğün geçirir oldu.
Kendi işini yapmaya bile zorlanandan ne beklenir? Ben söyleyeyim, hiçbir şey. Hani bir söz vardır; mal geldi, mal gidiyor.
Ha, şunu da kimse üzerine alınıp, gönül koymasın. Söz, sadece tembellik edip çalışmayanlaradır.
Ne demişler, işleyen demir, pas tutmaz. Ne yazık ki, çalışmayanlar, adeta pas tuttu. Elleri kolları işlemez oldu. Gözler görür, çenede maşallah bir pabuç oldu. Sözüm meclisten dışarı.
Kumaş tüccarı olan adam, çok cimriymiş. O kadar cimriymiş ki, karısı ne zaman çorba pişirse, adam; “ o kadar çorbayı orduya yedireceksin?” dermiş. Oysa karısı iki tabaklık çorba pişirirmiş. Adam cimri ya, iki tabak çorbayı bile hesap edermiş.
Bir akşam yemeğinde, karı koca tavuk yiyormuş. O esnada kapı çalınmış. Kadın, kocasına bakmış, adam, yerinden ağır ağır kalkıp, kapıya gitmiş. Dilenciyi karşısında görünce kapıyı üzerine hızla kapatmış. Karısı kimin geldiğini sormuş.
Adam, yemeğine devam ederken, “dilenci” demiş.
Kadın çok üzülerek; “yediğmiz tavuktan bir parça verseydik.” Dedi.
Adam boş ver der gibi başını sallamış. Sabah işe gittikten sonra karısını arar. “dükkanımdaki kumaşların hepsi yandı. Yangın çıktı.” Der.
Kadın; “akşam eve gelen dilenciye iyi davranmadığın için başına bu iş geldi.”
Artık evli kalamayacaklarını söyleyen kadın, boşanır.
Aradan epeyi zaman geçer. Kadın tekrar evlenir. Yine bir akşam yemeğinde karı koca yemek yerken kapı çalınır. Bu sefer, kadın, kocasına bakıp kapıya doğru gider. Dilenciyi görünce, geri döner. Kocasına der ki; “yediğimiz tavuktan bir parça verebilir miyim?” kocası düşünmeden; “tabi verebilirisn.” Deyince kadın, bir parça et alıp, dilenciye uzatır. Ve gönderir. Yemek masasına geri döndüğünde; “gelen dilenci, eski kocamdı”. Dedi.
Karşısında oturan adam fazla şaşırmaz ve der ki; “yıllar önce de, sizin kapınıza dilenci olarak gelen bendim.”