ismet eyüboğlu

Tarih: 22.12.2023 14:45

34-ANILAR

Facebook Twitter Linked-in

34-ANILAR
Pazarcı İsmail Amca,
İsmail Amcanın  gençlik,dönemlerini bilmiyoruz, biz O'nu yaşlılı dönemlerinde
tanıdık.Tanıdığımızda ise babacan bir adamdı, pazarcılık,yapardı,iyi bir insandı.
Hatta kendisiyle yoğun ailesel ilişkilerimiz olmuştu.Hanımı Nafiye yenge anamla çok
samimi ilişkileri olan bir kadıncağızda. Nafiye yenge Kuserali değildi, Zanoy köyùndendi,
Zanoy Maçka'nın en eski ve köklü köylerinden biriydi.
Küçük bir evleri vardi Kusera'da .Çocuklukta sık sık  gidip oyun oynardık orada
kızlarıyla beraber.Büyük kızı Nimet benim akranımdı.O da benim gibi öğretmen
olmuştu, hatta bir kez beraber çalışmıştık İbrahim Alemdağ Ortaokulunda.
O da çok iyi bir kızdı, işsiz kaldığımız en kötü dönemlerde kapımızı
çalan ender insanlardan birisiydi.
Nafi'ye yenge de iyi bir insandı , hatta anam kocasından ayrılıp Trabzon'a döndüğünde anamı da reciye yerleştirmek istemişti, kendisi de recide çalışıyordu.
O zaman reci koskocaman fabrika,  dünyanın kadını çalışıyordu orada, ama kardeşleri
orada çalışmasına izin vermemişlerdi. namda  köyùn yolunu tutmuştu.
Biz dönelim İsmail amcaya.
İsmail amca gençliğinde hiç de öyle bugun göründüğü bir insan değilmiş.
Her sene Karabdal’a gidermiş.Karandal ya da Kara Abdal buradaki yaylalardan
kurulan geleneksel bir şenlikti.Adı üstünde Kara Abdal.Abdal sözcüğü tasavvufi
bir sözcük.Dünya malından , mülkünden vaz geçmiş ,kendini başka değerlere
adamış insan demek.
O insan kim?
O insan alevi kültüruyle yoğrulmuş, onlarla birlik bütünlük oluşturmuş.
Buna bakarak diyebiliriz ki, Karadeniz'de alevilik çok eski bir inanç şeklidir.
Bu da Çepni inançlarıyla ilişkili demek.Karadenizli olmanın en yoğun şekli Çepniliktir
Ancak Abdal sözcüğü ile Aptal sözcüğünü birbirine karıştırmamak gerekir.
Alptal sözünü günlük yaşamda geri zekalı anlamına gelen sözle karıştırılır.
Ayrıca abdal Kırşehir yöresinde yaşayan Alevi bir boyun adıdır.Örneğin Neşet Ertaş
bu boydandır.Pirsultan Abdal dendiği gibi.
Buralarda kurulan şenlikler çok eski yıllara dayanır.
Şenliklerin amacı daha çok ticaridir. İnsanlar üretimlerini buralarda sergilerler,
değiş tokuş yaparlar.Değisik yaylalardan gelen insanlar senenin belirli vakitlerinde
daha önce belirledikleri yerde toplanırlar kemençe davul eşliğinde , hem eğlenirler
hem de mallarını değiş tokuş ederler.Böyle bir kaç tane dernek vardi .Ayeser, Kadirga, Kara Apdal, Lişer  gibi.Şimdi her yaylada yapılıyor , ama bu yapılanlar yapay, ismini verdiklerim ise geleneksel şenlikler.
İsmail amca gençliğinde bir tosun bakar büyütür, satıp Kara Abdal'a gidermiş.
Yemek , içmek girla,oraya gittiği zaman paraya para demezmiş
Bir gün kafayı iyice çekmiş , çağırmış garsonu :
"Bana oggali bir kahve yap."demiş, garson tamam demiş ama kahveyi bir türlü
yapıp getirmemiş.İsmail Amcanın canı sıkılmış, gitmiş garsona :
"Neden kahveyi getirmedin?" diye sordu.
Garson da "Ateş yoktu." diye bir yalan uydurmuş.
İsmail Amca da nasil ateş olmaz diye , cebindeki elli lirayı çıkarıp kibritler tutuşturmuş.
Elli lira da o zaman büyük paraymış, insanların diline düşmüş, o gün bu gündür
söylenir durur.
Bir de İsmail amcanın bir türküsü vardı:
"Gelemem ben , gidemem ben,
Her güzele gönül veremem ben
Helme nenem,helme nenem."
"Helime "İsmail Amcanın anasının adıdır.
İsmail Amcanın başka marifetleri de var .
İsmail Amca bekarmış, köyùn en güzel kızlarından birini sevmiş. Sevmiş ama
kızın aile yapısıyla İsmail Amcanın aile yapısı birbiriyle uyarlı değil.Kızın aile yapısı
zengin, İsmail,Amca ise kendi emeğiyle geçinen birisi.O zamanlar şimdiki gibi
değil, her şey tek taraflı, aileye bağlı.İsmail Amca istiyor ama çıkıp da niyetini
açık açık belli edemiyor.O arada gelip aile durumu iyi olan ya da okumuş bir başkası talip oluyor kıza .
Kızın aileside kızlarını ona veriyor .İsmail Amca buna çok bozuluyor, ne yapsın ne etsin , düşünüyor, taşınıyor , gidip kızı alanların mezradaki evlerini tutuşturuyor.
Böyle değisik  nedenlerle bir iki tane evi tutuşturdu.
Hatta bir kezinde de evi yaktıktan sonra gelmiş köy kahvesinde oturuyor,
bakmış dışarıya, sağa sola, havaya, kendi kendine söyleniyormuş:
"Havada yangin kokusu var "diye
Yaktığı evlerden birisini sahibi yanan evini yaptırmaya karar vermiş .
Bir gönüllüler ekibiyle birlikte çıkmışlar mezraya , ekip canhıraç çalışıyor,
aralarında İsmail Amca da var.O da en çok  çalışanlar arasında.
Çalışırken evin sahibi zaman zaman galiz küfürler savuruyor evi yakana.
İsmail Amca da bu küfürlerden nasibini alıyor, ama işine de devam ediyor, ne yapsın?
Bu sefer de akşamdan gelip evi yeniden tutuşturmaz mı?
Nihayet gençlik bitiyor, İsmail Amca akıllanıyor, olgunlaşıyor, az çok para da kazanıyor, artık karar veriyor, bu gençlikte yaptıklarının hesabını vermeye,
ayrıca da hacca gitmeye.
Yaktığı evlerin sahiplerini ziyaret ediyor. Para teklif ediyor, kimisi kabul ediyor
birisi ise asla kabul etmiyor.İsmail Amca ne yaptıysa faydasız.
Ama o her şeye karşın yine de hacca gitti ve köyün Hacı İsmail Amcası oldu.
Bir de Sarı Mustafa Ağa var.
Sarı  Mustafa köyün yoksul insanlarından birisidir.Ayrıca kulakları çok az duymaktadır.Sürekli keçi bakmaktadır.Her yıl Mustafa Ağanın elli altmış keçisi vardır.


 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —