Menü Maçka Haber
ismet eyüboğlu

ismet eyüboğlu

Tarih: 01.09.2023 14:56

3-ANILAR

Facebook Twitter Linked-in

3-ANILAR

Kitaplar,Köydeki çalışmaların köye zararı, çevre tahribatı, 
hayvanlara karşı tutum, ihtiyar katırın öyküsü.

Kitaplar  konusu, daha öncede geçmişti, , hem kendim okur,,hem de okumak isteyene vermek için her zaman yanımda sevdiğim kitaplar bulundururum.Roman olabilir, düşünsel kitaplar olabilir, örneğin Montaigne'nin denemelerini okutmadığım öğrencim yoktur diyebilirim, Sabahattin Eyüboğlu'nun denemeleri Mavi ve  Kara , Soktates'in SAVUMASİ'ni halen de öneriyorum.Kitaplar benim yalnızlığımı giderir, 
rekabetçi olmayan bir tarzda yetişmemi sağlar.
Muhtarın o akşam konuşmasından sonra işkillenmeye başladım.Elimde az da olsa 
kitaplarım vardı.Bunlar biraz da dönemin gereği siyasi nitelikte kitaplardı.Kaldığım 
ev de her şeyiyle bana ait değildi,,biri ihbar ederse al başına gereksiz yere bir 
sürü bela. Köy yerinde her şey de olabilir, köyde bazı insanlar acımasızdır, ihbar da edebilirler  böyle bir dönemde, babanı bile ihbar edebilirsin ,ağzım burnum diyene kadar kendini zor kurtarır.
Düşündüm taşındım,Onogol'da issiz bir ev vardı, aklıma orası geldi,,gittim kitapları
orya yerleştirdim.Tek sıkıntı fare.Fare olursa fena, onun için de sık sık gidip 
kontrol etmek lazım.
Köyün ortasında iki mahalle var birbirine bitişik,,Orta mahalle ve Çeşmeler Mahallesi.
Bu iki mahalle belki de köyün en eski yerleşim alanları.
Bu iki mahallede binalar eskiye dayanır, 
Koca koca armutlar,elmalar, ıhlamurlar vardır,cevizler, kirazlar...
Simdi bunların hiçbiri yerinde  yok, Eskiden devlet de izin vermezdi, 
kimse de gelip dokunmazdı, şimdi devlet de izin veriyor, vatandaş da ziraat odunu 
diye kesip kesip götürüp satıyor.
Bir de köyde yeni bina yapımı diye bir hastalık türedi.Eski binayı yıkıp yerine betondan, çok katlı bina yapımı çoğaldı.Evet,  eski binalar da köyün yapısına uygun 
değildi.Kışın çok odun yakan binalar.İki tarafta kapı, ortada ocak,,yak babam yak, 
arakadan üşürsün, önden kavrulursu.Ondan sonra git dayan ormana .Kes kes
getir yak. Ondan sonra kısa zamanda ormanlar çırılçıplak kalır.
İyi de bunun çaresi kocaman çok katlı bina yapmak mıdır.
Doğaldır ki bunların hepsi vatandaşın kişisel sorunu olmaması gerekir, devlet diye 
bir kurum müdahale etmesi gerekir, en kolay yolu göstermesi gerekir.
Köyde hayvanlara karşı tutum nasıldır?
Hayvanlar köyde sevilir, bakılır, ancak bu hayvanın getirisine bağlıdır .Kedi 
fare tutmak içindir, köpek bekçilik içindir, inek süt ve et içindir, at  eşek , katır yük taşımak içindir. Her hayvana getirdiği yarar açısından bakılır .Bu yararı vermeyen 
hayvana doğanın bir parçası olarak , onun da yaşama hakkı var anlayışıyla bakılmaz.
Her hayvandan karşılıklı yarar beklenir, kentteki hayvan sever entelektüellerin bakış 
açısıyla hayvana bakılmaz .Bunun örnekleri de var Köyde gözümü açtım, karşımda yaşlı bir katır buldum. Yaşlı bir katır, en az kırk yaşlarında. Saçı başı ağarmış bir zavallı hayvan. Odunu onunla taşıyorsun, yükü onunla taşıyorsun. Yillarca beraber olduk.
En sonunda da aşağaki köyden yaylaya bir yolculuğumuz oldu. Oldukça maceralı bir yolculuk, anlatmadan geçemeyeceğim.
Köyün dediğim neresi, önce ondan söz etmem gerekir.
Zanha ve Kusera...Bu iki köy kardeş köy sayılır. Aralarında on kilometre vardır yada 
yoktur. Halkın çoğunluğu birbiriyle yakin akrabadır. Çoğunlukla Kuserali'lar göçmüş
yada yer satın almışlar Zanha'dan.  Zanha aslında bir Rum köyüdür. Rumlar mübadele sonucu gittikten sonra kalan yerleri Sürmeneliler,Oflular doldurmuştur
Ancak boş kalan yerlere de çevre köylerden gelip yerleşenler olmuştur.
Bizim eskilerimiz de Zanha'dan yer alanlardan. Yaylalar ortak, ormanlar ortak,
mezereler ortak. Benim amcam Kadir efendi Zanha'ya yerleşmiştir, anamın anası
Zanha'nin kadim sülalelerinden dumanlılardandır. Tahsildar Sabri'nin kız kardeşidir
Bir yaz günü , Temmuz olabilir, on bes, on altı yaşlarındayım. Evden dediler ki 
yaylaya gidilecek, kim gider İsmet gider, nasıl gider neyle gider. Katırla.
Ne götürür yiyecek vs.
Yaylayla köyün arası kaç saat, altı saat, bizim yaşlı katırla yedi saat.
Hayvanı yüklediler, önüme kattılar, Ancak geç kaldılar, akşam nerdeyse Taşoluğu'da 
oldu, Biz yavas yavas gidiyoruz. Taşoluğu'nu geçtik, yolun yarısı demek. Hayvan yalçın bir kayadan tırmanacak oldu, bir de baktım ki hayvan yüzü köyu oldüğu yere kapaklandi. Akşam da olmak üzere .Uğraştim,,didindim, baktım ki hayvan kalkmıyor, ne yapayım ne edeyim derken aklıma sepetleri ve semeri çıkarmak geldi. Çıkardım, fakat hiçbir şey değişmedi. Hayvan gene yatıyor. Sepetleri ve semeri bir çamın altına çektim, hayvanı o vaziyette bıraktım dedim ki Kusera'ya gidip anama haber vereyim. Gittim, gece olmuştu. Dedim böyle böyle  oldu, geç gönderdiler diye söylendi,gitti komşulara haber verdi, tekrar olayin olduğu yere gittik, bir de baktık ki hayvancık kalkmış otluyor ,çıplak vaziyette.
Aldık hayvanı köye getirdik. Hayvan o gece oturdu dinlendi, yedi içti, ertesi gün 
gittik yükünü yükledik, kalktık yaylaya çıktık, katırın asil sahibi dedemdi,  yayladaydi, 
durumu öğrenir öğrenmez bize bastı kalayı, sız benim güzelim katırımı yolda izde 
rezil ettiniz. Biz ne dersek adamı ikna edemedik, hepsini kabullendik oturduk, dinledik.
Bir ay geçtikten sonra katırcağız, ahırda ölüp kalmıştı. Getirip bahçenin içerisinde 
geniş bir çukur açtık , hayvanı oraya  gömdük.
İşte köylünün hayvana bakış açısı bu.

İSMET EYUBOGLU
OKURYAZAR ÖĞRETME


 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —