ismet eyüboğlu

Tarih: 11.12.2023 20:17

29- ANILAR

Facebook Twitter Linked-in

29- ANILAR

Üç arkadaştık.
Remzi, Hasan ve ben.
Üçümüz de Kuseralı'ydik, ama köyden değil Trabzon'da arkadaş olmuştuk.
Kış aylarında okul için Trabzon’da toplanıyorduk.
Üçümüz de okuyorduk, ben Trabzon Karma ortaokulda , Remzi öğretmen
okulunun orta okul bölümünde.Hasan da ortaokulda.
Ben evde kalıyordum , dayımların yanında, Kemerkaya'da.
Remzi Bakırcılar içinde babasıyla , Hasan da Moloz'da, o da babasıyla.
Bilindiği gibi üç semt de birbiriyle çok yakin.
Eğitim öğretim açısından en kaliteli eğitimi Remzi alıyordu.
Öğretmen okulları o dönem diğer okullara oranla işini en ciddi yapan okuldu.Remzi de verileni alan bir çocuktu.Remzi ayrıca kitap okuyan,
resimle haşır neşirdi.Aramızda bol bol okuyan bir öğrenciydi.
Hiç unutmuyorum Ferudun Fazıl Tülbentçi ismini ilk ondan duymuştum.
Tarihçiymiş,  birçok,kitaba imza atmış.Jules Verne yine aynı o da bilim kurgunun
ilk yazarlarındanmış, yine ayni şekilde emprestyönistler, aksprestyönüstler,
fovistler, kübizim gibi resim içeren kavramları yine ben ondan duymuştum.
Çok sesli batı müziğini ondan duymuştum.
Onun Trabzon uzun sokakta eski kitaplar satan sahaf bir tanıdığı  vardı, zaman
zaman ona uğrar onunla sohbet ederdi. O da ona elindeki kitaplardan söz
ederdi.Sonradan da onun o ilişkisi beni de oraya yönlendirdi.
Adamın Uzun sokakla, Maraş caddesi arasında açık sergi bir kitaplığı vardı.
Gelen geçenle sohbet ederdi.
Remzi zaman zaman da resim yapardı.Bir kez de beraber klasik batı müziğinin
plaklarını almaya yöneldik.Bir hayli de plak aldık ortak olarak.
Hatta aldığımız plaklar arsında Bethoven'nin 9. Senfonisini bir gece sabaha kadar
Vadön'da açık havada , yıldızları seyrederek dinlediğimizi anımsıyorum.
Sonunda plakları bana devretti gitti.O plaklar da benim başıma başka işler açtı.O da ayrı bir öykü.

Remzinin hiç beğenmediğim yani maymun iştahlı oluşu.Daldan dala çok konardı? Bir bakarsın resimle ilgileniyor, bir bakarsın müziğe dönmüş, bir bakarsın tarihle ilgileniyor, kısa zamanda ondan kopar hiç alakasız olana gider bulaşır.
O zaman da elindeki birikimleri yok pahasına en yakınındakine devreder, sıfıra
sıfır, elde sıfır bir yaşantısı vardı.
Sonradan anladım Remzinin bu savurganlığının altında neyin yattığını.
Remzi hiçbir şeyi kalıcı görmüyordu.Eline geçen bütün olanakları kendi keyfince
kullanıyor, istediği zaman da vazgeçebiliyordu.Onun için de  toplumsal bir risk almıyordu.
Hasan daha başkaydı.O okumayı yazmayı , okul başarısını önemsemiyordu.
Babası Osman Ağa okumasını çok istiyordu, fakat okumamaya karar vermişti.
Diğer yönden çok iyi anlaşıyordum.
Üçümüz de doğayı çok seviyorduk.Yazın geceleri balığa çıkıyorduk.
Harmancıktan başlayarak Şimadiyoz'un altına kadar akşamdan başlayarak
tel döküyorduk.Yarı geceden sonra döktüğümüz telleri geri toplaya toplaya
geri dönüyorduk.Sabah olunca Harmancık'a geri dönmüş oluyorduk.
Elimizdeki balıklara bakınca koskocaman bir sürü balık oluyordu
Gölün kenarında elimizdeki kırmızı pullu alabalıklardan değişik,yemekler
yapıp yiyorduk.Ekşilisini mi ararsın, tavasını mı? Gerisini de paylaşarak akşamları
eve götürüyorduk.
Bir gece de eldeki lüks devrilip dereye düştüğümüzü hiç unutmuyorum.
O zaman da yukarıdan gelen kütük kamyonlarını bekledik, onlara binerek geldik
Harmancık 'ta indik.
Hasan sonradan babasıyla ormancılığa soyundu.Ormancılık ağır meslek .
Bir müddet yaptı, ondan sonra da karısını Almanya'ya gönderdi.O da onu istek
yaparak arkadan o da gitti.Uzun süre kaldı  Almanya 'da . Zengin oldu.
geri döndü, yarım kalan işlerini tamamladı, köye yerleşti.Hasan'ı geçen yıl kaybettik.
Allah rahmet etsin.
O üçlü grup sonradan dağıldı, doğal olarak.Herkes iş güç sahibi oldu.Bir meslek
tuttu , bir yerlere atandı, o sorumluluğun bilincini almaya çalıştı.
Ben de sonradan öğretmen oldum, köy öğretmenliği, sonradan ortaokul, lise,
dershane ....
Yurdun değişik yerlerinde atanmalar, haksızlıklar,  onlara karsı direnmeler,
Atatürk 'un gösterdiği doğrultuda, işsiz kalmalar , çoluk çocuk .
Ancak,doğru yada yanlış, ben her attığım adımda önümü görmeye çalıştım,
hiçbir şeyi hazır bulmaya çalışmadım , her elde ettiğimin karşılığını çok ağır ödedim,
yani işin toplumsal tarafını hep düşündüm , her işin böyle bir tarafı da olduğunu
bastan biliyordum.
Peki Remzi ne oldu?
Remzi de en sonunda öğretmenlik mesleğinden istifa etti.
Gerekçesi de ne?
Babası ondan altından kalkamayacağı işler istedi (!)Ne istedi?
"Babası ona dediği  hazır kendi köyüne gelmişsin , evlen çoluk çocuk sahibi ol,
eve sahip çık , biz de sana yardımcı olalım,ben seni bunun için okuttum, adam
ettim, şimdi sıra sende."
Remzi de sen öyle mı dersin, a ha ben istifa ediyorum, senin verdiklerin bunlarsa
hepsini geri veriyorum .Hatta baba evini terk etmeler,köyün içinde tek başına
terk edilmiş evlerde oturmalar.
Amaç ne?
Amaç mutlu olacağı bir dünyanın varlığına inanmak (!)
Kimdir o dünya?
O dünya kapitalist emperyalist batı dünyasıdır.
Remzi yaptığı hesaba göre Avrupa'ya bir kapağı atabilse her şey düzelecek.
Orda onun yeteneklerine bakılacak, sen nerdeydin, senin yeteneklerine neden
kimse sahip,çıkmadı?
Ben yarım yamalak öğrendiğim toplumsal bilgileri , görüşleri önüne koyup
anlattıkça hepsine duyarsız kalıyor , ilgi duymuyordu.Sadece dinliyordu o kadar.
Ve nihayet bir gün yurt dışındaki akrabalardan birisi aracılığı ile yurt
dışına çıkma fırsatı buldu.Orda da ancak iki ay kalabildi, gerisin geri gönderildi.
Kendinin anlattığına göre yolu Viyana'ya düşmüş, çok sesli müziğe meraklı olduğu
için konsere gitmeye çalışmış , oraya da almamışlar, geri dönüm Park'ta yatmak
zorunda kalmış.
Vatan önemlidir, vatan için her riski göze almak gerekir, sıradan olaylar gibi yurt
meselesine bakılmaz.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —