HAKİKAT
Hz. Süleyman (a.s.)’ın bir çobanı vardı. Günlerden bir gün koyunları güderken aniden bir kurt çıkageldi ve çobandan kendisine bir koyun vermesini istedi.
Çoban şaşkınlıkla cevap verdi:
“Ben bu koyunların sahibi değilim, sadece emanetçisiyim.”
Kurt ise şöyle dedi:
“O hâlde Hz. Süleyman’a git, benim için bir koyun vermesini söyle.”
Çoban tereddüt etti:
“Ya ben yokken sürüye saldırırsan?”
Kurt yemin ederek cevap verdi:
“Sen dönene kadar koyunları koruyacağım. Eğer ihanet edersem Allah beni helâk etsin.”
Çoban yola koyuldu. Henüz yolun başında hayret verici bir manzarayla karşılaştı:
Bir ineğin, yavrusu tarafından emzirildiğini gördü. Dehşet ve hayret içinde Allah’a sığındı:
“Bunu daha önce hiç görmedim. Bunun hikmetini efendim Hz. Süleyman’a soracağım.”
Biraz ilerleyince üzerleri yırtık pırtık elbiselerle örtülü, etraflarında altınlar saçılı, ellerinde altın keseleri taşıyan insanlar gördü. Şaşkınlığı daha da arttı:
“Ey Rabbim! Altının içinde yüzen ama fakir gibi yaşayan insanlar… Bunun da bir hikmeti olmalı.”
Yoluna devam etti. Uzaktan berrak bir su kaynağının şırıltısını duydu. Susuzluğunu gidermek için yaklaştığında ağır ve iğrenç bir koku aldı. Akan su kirliydi. Geri çekildi:
“Akan bir suyun bu kadar kötü kokması ne büyük ibret! Bunun anlamını da soracağım.”
Nihayet Hz. Süleyman’ın huzuruna vardı. Kurdu anlattı.
Hz. Süleyman (a.s.) buyurdu:
“Bırak, bir koyun alsın.”
Çoban yolda gördüğü gariplikleri anlatmaya başladı.
İneğin yavrusu tarafından emzirilmesini sorunca Hz. Süleyman şöyle buyurdu:
“Bu, ahir zamanın işaretidir. Anneler, kızlarının geçim kaynaklarına muhtaç hâle gelecek; fıtrat tersine dönecek.”
Altın içinde yoksul görünen insanları sorunca buyurdu ki:
“Bunlar hırsızlar ve yol kesicilerdir. Haramla kazanılan servette bereket olmaz. Ahir zamanda kazanç artar ama huzur azalır.”
Akan ama kokan suyu sorunca Hz. Süleyman (a.s.) şu ibretli cevabı verdi:
“Ahir zamanda bazı insanlar dışarıdan dindar görünür. Onlara yaklaştığında sana Allah’ı hatırlatmalarını beklersin, fakat içleri dünya sevgisiyle kokmuştur.”
Çoban ürpererek:
“O günün insanlarından Allah’a sığınırız.” dedi.
Dönüşte sürünün başına vardığında kurdun sözünde durduğunu gördü.
Kurt, sürüden hasta ve zayıf bir koyunu seçti.
Çoban dayanamayıp sordu:
“Neden en güçlü olanı değil de bunu aldın?”
Kurt şu ibretli cevabı verdi:
“Çünkü bu koyun, Rabbini anmakta en gaflet içinde olandı. Gaflet, en büyük hastalıktır.”
Ve kıssa şu dua ile tamamlandı:
“Allah’ım! Seni anar, seni tesbih ederiz.
Gaflete düşmekten, nefsimizin oyununa aldanmaktan sana sığınırız.”