ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ MÜYDÜ?!
Üzüldüm, utandım ve şaşırdım! Çalışan Gazeteciler günü müydü acaba?! Kendime birkaç kez sordum.
Çalışan gazeteciler günüyse, gazeteci olmayanların kahvaltıda ne işi vardı? Çalışan gazeteciler günü değilse neden davet edildim?
Edep, adap diye bir şey vardır. Herkes her yerde olacak diye bir şey yok. Kendini bilenler, bilir.
Trabzon Büyükşehir Belediyesi 10 Ocak Cumartesi günü çalışan gazetecilere kahvaltı organize etti. Etti de, salonu dolduran kimlerdi?
İşte, burası çok önem arz ediyor. Gazeteci, dedin mi, onurlu, gururlu, kültürlü bilgili olur. Toplumu aydınlatandır. Siyasi görüşü yoktur. Olsa bile profesyonel çalıştığı için tarafsız yazar ve yorumlar.
Kültür markette satılmaz, sokakta dolaşmaz, caddede boy göstermez.
Bir insan, her şeyden önce insan olmayı bilecek daha doğrusu insan olduğunu unutmayacak. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler gününde düzenlenen kahvaltıdan sonra yaş pasta kesilir. Geleneksel bir durumdur. Ancak bu yıl Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in doğum günü pastası olarak da, gündeme geldi.
Geleneksel kesilen yaş pastada hemen hemen aynı kişiler baş köşeye kurulur. Bir şekilde pasta kesiminde belediye başkanının yanında bulunur. Bu yıl her nedense ben de, yaş pasta kesiminde bulunmak istedim.
Ben, pasta kesilecek olan masaya gidene kadar bir çok kişi baş köşeye kuruldu. Önümde bir hanım, rahatsızlık hissetti. Kareden çıktı. O kareden çıkınca bende kareden çıkmak istedim. Neyse, belediye başkanı Ahmet Metin Genç, o hanımı yanına çağırdı.
Pasta kesildi de!.. Duygular, düşünceler ne oldu? Hiç bunları, kimse hesaba kattı mı? Ya da katabildi mi?
Kırıldım, üzüldüm, sinirlendim. Bir daha böyle bir programa katılır mıyım, asla! Hiçbir zaman. Sözde gazetecilerin bulunduğu hiç bir etkinlikte yer almam. Onlarla bir çatı altında bulunmak mı? Allah korusun.
Pasta kesimi böyle olurken, sıra geldi. Hediye takdimine. O da, ayrı bir rezalet! Rezalet diyorum. Çünkü rezilce hediye dağıtıldı. Gazeteci sıraya girecek. Hediyeyi veren görevli ağız burun edecek dahası sitem de bulunacak. Sonra da, hediyeyi kafanıza çakacak gibi verecek. Yazıklar olsun, yazıklar olsun, yazıklar olsun.
Demokrasi diyoruz, demokrasiden sınıfta kalıyoruz. Hiç kimse kusura bakmasın!
Kimi kime diyeceksin. Her şey o kadara banalleşti ki!.. asıl sorun nedir biliyor musunuz? Asıl sorun insanların hep önde olmak istemeleridir. Bir yıl, on yıl onlara hiç yetmez. Şunu bilmeliler ki, önde olmak önemli değil.
Önemli olan toplum için bir şeyler yapmak, toplum için endişe duymak, toplum için kaygılanmak. Sorunları yerin de görüp, yetkililere aktarmak.
Bugün varsın, yarın yoksun. Bu camiadan kimler gelip geçmedi ki, kimler daha gelip geçecek! Ancak geriye güzel bir hoş seda bırakmak gerekir.
Kalem, yazdıkça yazar…
Böyle bir organizede, dağıtılacak olan hediyeler isime göre verilmeliydi. Kapı önünde; kaptı, kaçtı görüntüler hiç de hoş olmadı.
10 Ocak Çalışan gazetecilere, hediyeleri bu şekilde verilmemeliydi. Eminim benim gibi bir çok gazeteci arkadaşım bu görüntülerden ve uygulamadan rahatsız olmuştur.