DUYGU KARAHASANOĞLU


VAY İNSANLIĞIN HALİNE! 

Nuh Aleyhisselam, ağlayan kadına neden ağladığını sorar. Kadın oğlunun öldüğünü ve onun hasretine dayanamadığını söyler.


                                             VAY İNSANLIĞIN HALİNE!         

                   Nuh Aleyhisselam, ağlayan kadına neden ağladığını sorar. Kadın oğlunun öldüğünü ve onun hasretine dayanamadığını söyler. 

Nuh Aleyhisselam oğlunun kaç yaşında öldüğünü sorunca kadın yaşlı gözlerle bakarak; “iki yüz yaşında olduğunu söyler.”

Nuh Aleyhisselam; “üzüldüğün şeye bak. Oğlunun iki yüz yaşında öldüğünü söylüyorsun ve üzülüyorsun. Öyle bir gün gelecek ki, insan ömrü 80-90 yıl olacak.  O yıllara bir çok bina ve iş sığdıracaklar.”

Kadın  göz yaşlarını silerek; “ben olsam, iki direk çakar, üzerine bez gererim. O kadar kısa olacaksa.”

              İşte, hayat bu kadar kısayken, paraya, mala, mülke, mevkiiye, makama tapmanın ne manası var? Hayatlar, sanıldığı kadar uzun değil. Her güne mana yükleyerek, hayatın uzun olduğu sanılır. Oysa bunların hepsi bir aldatmacadır. 

Dünya hayatı belli zaman dilimiyle sınırlıyken, hala para uğruna, şaklabanlık yapmanın anlamı var mı? Dalkavukların her geçen gün artması, dürüstlüğün her geçen gün yok olması, başını secdeye koyup, yalan konuşanların sayısının artması.

Gelinen noktayı özetlemiyor mu? Hangi tarafa baksanız, paranın ön planda olduğunu görürsünüz. Sınıf ayrımı yapanlar, kibirlenenler , kendini beğenenler, her kesimde  boy gösterenler, kime neyi anlatacaksınız.

Hiçbir şey eskisi gibi değil. Gözler, başka bakıyor, dudaklar, farklı söylüyor, kulaklar değişik duyuyor, her kafadan ayrı bir ses çıkıyor, eller şaklabanlıklar için çırpıyor, ayaklar, daha çok para kazanmak için koşturuyor!..

Maddiyattan çok daha önemli olan, maneviyat vardır. Ne yazık ki, günümüzde maneviyat para etmediğinden maddiyat ön plana çıktı. Maddiyat peşinde koşanların  sayısı hızla artıyor. 

Kimseye sözümüz yok, kimseyi de, suçlu ilan etmiyoruz.

 Suç kürk olsa kimse giymez. Onun için sözlerimiz, kendisini herkesten farklı ve üstün görenleredir. Her şeyi maddiyatla ölçenleredir. Mala, mülke tapanlaradır. Hoşgörü bilmeyenleredir. İnsanları ötekileştirenleredir.     

                   Öyle bir dönemde yaşıyoruz k, kimsenin kimseye tahammülü kalmadı. Her geçen gün, bir önceki  günü aratır oldu. Anlamsız para yarışları, anlamsız dedikodular, anlamsız kavgalar, neyin nesi, kimin eseridir? 

Dürüstlük bu kadar erken mi tüketilecekti?

 Saygısızlık bu kadar erken mi toplumu saracaktı? 

Sevgisizlik kendini bu kadar mı övecekti? 

Şiddet her yerde kendine yer mi bulacaktı? 

İnsanlar hep parayla mı ölçülecekti? 

Toplum değerleri bu kadar mı erken yok edilecekti?

 Gelenek ve görenekler  eskiden kalma, masallar olarak mı anlatılacaktı?   

                  Gören gözler, görmezden geliyorsa, duyan kulaklar duymazlıktan geliyorsa, dudaklar doğruyu söylemiyorsa, vay insanlığın haline! Vay, insanlığın geldiği noktaya.

Yetmiş seksen yıllık ömre bu kadar çirkinlikler sığdırılıyorsa…

                  Dünya malı gelip geçici olduğu kadar dünya malı dünyada kalır sözü, ne yazık ki unutulur oldu. 

Şu kısacık hayat çizgisinde,  saygı ve sevgiyi unuttuk ya!

Manevi değerleri, maddiyatla ölçer olduk ya!

İşte, sözün bittiği yerdeyiz.