DUYGU KARAHASANOĞLU


SAVAŞIN KAZANANI OLMAZ

Uluslararası anlaşmaların ihlal edildiği, ülkelerin iç işlerine karışıldığı, hak hukuk tanınmadığı bir dünya düzeninde yaşıyoruz.


                              SAVAŞIN KAZANANI OLMAZ 

 

                      Uluslararası anlaşmaların ihlal edildiği, ülkelerin iç işlerine karışıldığı, hak hukuk tanınmadığı bir dünya düzeninde yaşıyoruz. 

ABD, her zamanki senaryolarla gündem yaparken, İsrail’le birlikte İran’a saldırması hiçbir uluslararası anlaşmayla bağdaşamaz. 

Amerika ve İsrail, bölgeyi adeta ateş çemberine çevirdi. Müslüman ülkelerin arasında tek Yahudi ülke olan İsrail, ne yazık ki, Müslüman  ülkelere saldırılarını her geçen gün artırıyor. Çeşitli bahanelerle, ülkelere saldırarak, katliam yapmasının açıklanacak bir tarafı yoktur.

İran, on günden beri Amerika ve İsrail’in bombalarına hedef olurken, bir çok can da, hayatını ne yazık ki kaybetti.

Ancak İsrail hala kana doymadı. Lübnan’a saldırarak, nasıl saldırgan bir ülke olduğunu bir kez daha kanıtlamış oldu. 

Bu bölgeden istenen nedir? ABD, koca kıtasına sığmamış olacak ki, Ortadoğu’ya on bin kilometre uzaklıktan uzanmaya başladı. Tabii pis ellerini bu bölgeye uzatırken, yine bölge ülkelerinden istediği desteği almaktadır. O ülkelere kurduğu üslerle, rahat dolaşım sağlamaktadır. 

Sonuç olarak ABD’nin yapmaya çalıştığı; dünyadaki bütün yer altı kaynaklarına sahip olmak. Nasıl bir anlayış içerisindedir. Daha doğrusu nasıl bir düşünceye sahiptir?

 Bu dünya hiçbir zaman Amerika’nın istediği şekilde olmaz. Daha doğrusu olamaz. Trump, kendi ülke içerisindeki sorunlarını çözse daha iyi olur. Bıraksın, Ortadoğu’da ki ülkelerin yakasını. 

28 Şubat İran ve 2 Marttan bu yana Lübnan’a atılan füzelerin, ölen insanların sayısı ortada. Hal böyle iken, hala ABD Başkanı Trump’un bir şeyler konuşması kabul edilemez. 

İran’da yanan petrol kuyularının dumanı nereye gidiyor? Atılan füzelerin gazları ne oluyor? Bir başka dünya yada gök kubbe  mi var? bu kadar arsızlık, bu kadar sorumsuzluk, olamaz! İsrail, her defasında çıban başı oluyor. 

Lübnan’a saldırarak, sivillerin öldürülmesi nasıl açıklanabilir?

                 ABD ve İsrail, bir an önce saldırganlıklarından vazgeçmelidir. Türkiye hiçbir şekilde bölgede savaş istemediğini söylemektedir. Sorunlar, füzelerle değil, diplomasi yollarla çözülmesi gerektiğini her defasında vurgulamaktadır. 

Ancak İsrail, bölgede kaos yaratmak için elinden geleni ardına koymuyor. Gazze’de taş üstüne taş bırakmayan İsrail, bu sefer bir başka Müslüman ülkesi İran’a 2 Marttan bu yana da Lübnan’a saldırı düzenledi. 

Her defasında farklı senaryolarla, saldırılarını meşrulaştırmaya çalışan İsrail, bir an önce durdurulmalı. Bölge bu kadar kaosu, bu kadar karmaşıklığı, bu kadar can kayıplarını kaldırmaz. Her gün kayıp giden canların, yakınlarının feryadı  göğe yükseliyor. Çığlıklar, füzelerin sesine karışıyor. Gökyüzünü kaplayan kara dumanlar, insan beynini karartıyor. 

Turmp, Netanyahu, bölgede barış, olmaması için her gün bir başka saldırı planları yaparken, kayıp giden canları umursamıyorlar.

Bir an önce saldırılarından vazgeçip, bölge sukuta barışa kavuşmalıdır. Savaşın kazananı olmaz ama savaşın kaybedeni çok olur.