MERHAMET KAPILARI
Merhametin azalmasıyla birlikte insanlardaki doyumsuzluğun sınırı kalmadı. Her nedense aç gözlülük ve hırs bir çok insanı etkisi altına aldı.
Ne yana baksanız, bu tip insanları görmeniz mümkündür.
Hangi ara; bu kadar fena, bu kadar merhametsiz, bu kadar düşüncesiz olundu.
İki kişi arasında geçen konuşmaya istemeyerek de olsa kulak misafiri oldum. Ev sahibiyle kiracı arasında konuşma şöyle geçiyor; ev sahibi; “aylık kira 10 bin TL. bir yıl peşin isterim.”
Kiracı; “ o kadar kira ödeyemem dahası bir yıllık peşinde veremem.”
Ev sahibi ısrarında devam edince, kiracı el mahkum kabul etti. Yapacak başka şansı yoktu.
Ev sahibinin bu denli anlayışsız ve hoş görüsüz olması toplumun geldiği noktayı da, bir kez daha göstermiş oldu.
Herkesin evi olacak diye bir kayıt yok. Kiminin evi var, kiminin de evi yok. Bu nedenle birileri ev sahibi olma rolünü üstlenirken, birileri de kiracı olma rolünü üstlenmektedir.
Bu roller, her zaman aynı olmaz, bunu hiç kimse unutmasın. Gün gelir, kiracı ev sahibi, ev sahibi kiracı olur.
Kiralar belli bir yüzdeyle artırılır. Bu oranın ne kadar olacağı bellidir.
Bir başka ev sahibi, kiracısının verdiği kirayı az bularak, kirayı yüzde yüz artırmak istemesi, hiçbir insan haklarına girmez.
Ticaret kurallarında kar yapılır. Ancak kar, yapmak için müşteriyi yonmak anlamı taşımaz. Bir malın fiyatı üzerine yüzde yirmi veya yüzde yirmi beş fiyat konulabilir. Fakat yüzde yüz veya yüzde iki yüz bir malın üzerine fiyat konulması sadece aç gözlülük ve doyumsuzluk anlamına gelir.
İnsanlarda bu değişimin nedeni nedir? Ne için bu kadar acımasız, merhametsiz oldular? Yeryüzü merhametsiz olmaz. Yeryüzünde merhamet kapıları kapanırsa, kainatın boynu bükülür ve insan bunun altında kalır.
Kainatın belli kuralları vardır. Bu kuralları hiçe saymak felaket zincir halkasına, bir halkada eklemiş olur.
Yaşamak bu kadar güzelken, hayat belli zaman aralıklarıyla sınırlanmışken, hala neyin hesabı görülüp yapılmaktadır.
Yunus Emre’nin dediği gibi; “Ben gelmedim dava için benim işim sevi için dostun evi gönüllerdir, gönül yapmaya geldim. Gönül kırmak kolay; bir söz, bir bakış yeter. Öte yandan gönül yapmak da kolay, bir bakış bir söz, bir tebessüm yeter.”
Yeryüzünde hiç kimse ev sahibi değildir. Herkes yeryüzünün bir kiracısıdır. Bu gerçek asla unutulmamalıdır. Unutulduğu vakit bir çok denge kendiliğinden bozulur.
Siz siz olun, ister kiracı, ister ev sahibi olun, merhameti ve hoş görüyü asla terk etmeyin. Çünkü bir gün merhamet ve hoş görü size de, lazım olur.
