ismet eyüboğlu


İKİ UĞURSUZ İKİLEM VE BÜYÜK  KARAR

İKİ UĞURSUZ İKİLEM VE BÜYÜK  KARAR


İKİ UĞURSUZ İKİLEM VE BÜYÜK  KARAR

içinde yaşadığımız gezegen zannedildiği gibi küçük değil.Bir ucunda ne oluyorsa 
anında diğer ucuna da yansıyor.Belki bundan asırlarca önce dünyada olan bitenden 
kolay kolay haberdar olmayabiliyorduk.
Bu da bize teknolojinin bize sağladığı olanaklar.Her olanak gibi bu da insanın onu
nasıl kullandığına bağlı.
Özet olarak söyleyeceğim şu ki, bizde olan biten anında dünyanın çeşitli ülkelerine 
yansıyor.Ama deprem olsun, sel olsun, seçim olsun  ne olursa olsun her ne olursa 
olsun...
Bundan bir ay önce hepimizin bildiği on üç ilimizi yerle bir eden deprem oldu, 
Çin'den Amerika'ya , Japonya 'ya kadar herkes ayağa kaktı, geldi, yardım elini 
uzattı, bizim insanımızla hemhal oldu, kucaklaştı, sevgisini, yüreğini paylaştı.
Hani insan bu manzaraya bakarak diyor ki bu dünyada böyle yaşamak varken 
kavgaya gürültüye ne gerek, hatta sınırlara bile ...Herkes ne güzel böyle yaşasın
gitsin.Belki bir gün dünya böyle güzel günlere ulaşacaktır, dönüp geriye baktığı
zaman bugün yapılan aptallıklara, insanın kendisini böylesine acımasızca kıymasına 
şaşıracaktır. Açıkçası insani böyle bir günün beklediğini biliyorum, buna inanıyorum.
Kim bilir, belki..
Evet. TÜRKİYE  seçimlere  doğru gidiyor, bu seçimler son yüz yılın en önemli 
seçimleri.Neden?
Çünkü  artik bu seçimlerde insanımız artik parti seçmeyi , adam seçmeyi değil 
nasıl bir Türkiye'de nasıl bir yaşamla yaşayacağına karar verme noktasına 
gelmiştir.
Dile kolay, tam yüz yıl geçti aradan, cumhuriyetin kuruluşundan bu yana tam yüzyıl .
Bunun 15 yılı cumhuriyeti kuran büyük devrimci Atatürk’le beraber, geri kalan da 
ona ihanetle.
Artik insanımız "Bu böyle gitmez diyor."
Gitmezse insanımız yeni bir seçenek üretmek istiyor demektir.
Kırk yıllık dış kaynaklı terör  belâsından kurtulmak istiyor, köyden kente göç 
edenlerin şehir kenarlarında oluşturdukları sağlıksız yapılardan kurtulmak istiyor, 
köylerde oluşan binlerce dönüm boş araziler , işleyecek adam bekliyor, kentlerdeki 
nüfusun bir an önce köylerine dönerek üretim yapılmasını bekliyor.
Ayağa düşmüş eğitimin ayağa kaldırılması gerekiyor.İşsiz gençlerimiz iş istiyor.
.................
Bunları tek tek saymaya kalkarsak liste uzar gider.
Kim  yapacak bunları?
Bugünkü partiler mı?
Bunları yapmak bir program işi, bir inanç işi, Türkiye'nin  yapısal bir değişikliğe 
ihtiyacı var.Bu değişikliğe inanç işi. Her babayiğidin işi değil.İşte secim bunun için 
yapılır ve yapılıyor.
Gel gör ki karşına uğursuz iki ikileme doğuyor. Nedir onlar?
Bir tarafta PKK, diğer tarafta HUDA PAR. Tut birini vur öbürüne. 
Anladık da bunlar nerden çıktı, bunların seçimle ne alakaları var ?
Demek ki var.Amerika boş mü duracak, o hiç bir şeye karışmayacak mı?
Yarın ummadığı bir durum olursa o zaman stratejik ortaklık ne olacak?
Emperyalizm girdiği ülkelerdeki feodal, yobaz akımları birer birer sindikleri köşelerinden çıkartır, onları yeniden körükler, kışkırtır harekete geçirir, kendi 
egemenliğini onlar üzerine kurar.
Bizde de öyle olmuştur, kırklı yıllarda, ilk ayağa kalkıp emperyalizmden medet 
umanlar toprak ağalığı sistemi olmuştur.Doğal olarak o sisteme bağlı olarak da 
diğer gerici kurumlar.
Kimdir onlar : Tarikatlar, cemaatler, Kur'an kursları ..
Demek ki cumhuriyetin en önemli eksikliği bir toprak reformunu yapamaması 
olmuştur.Bugün  Kürtçülük adına yola çıkan hangi partinin programında toprak 
reformunun bir işaretini bulabilirsiniz? HDP'nin mı, HUDA - PAR'in mı, kimin?
Bulamazsınız , çünkü onlar efendilerinden aldıkları talimat gereği , ırkçılıklar ama
asla milliyetçi değildirler, hatta milliyetçiliği "ayakları altına almışlardır". Doğal olarak
bütün tarikatlar, cemaatler da bu durumda.
Onun için bu tip partiler böyle kritik seçim zamanlarında ortaya çıkar ve her iki tarafta 
da uğursuz bir ikilem oluştururlar,kim nereyi seçerse seçsin karşısında kendini 
bulur.Bugün ülkemizde toprak aralığının en az bulunduğu bölge içinde yaşadığımız 
Doğu Karadeniz Bölgesinde bile topraksız torak ağalığı vardır, insanların toprağı yoktur ama kafaları hep o kültürle yoğrulmuştur, örneğin hepsi kadının ikinci sınıf 
E de bir vatandaş  olduğuna inanır.
İşte o zaman büyük karar devreye girer ve der ki bir üçüncü yol vardır, o da devrimci 
yol, o bağımsız, bası dik özgürce yaşama yoludur. 
Ey insanlar, ey büyük halk gelin bir de o yolu deneyin , göreceksiniz gerçek kurtuluş
yolu O'dur!

İSMET EYUBOGLU
OKURYAZAR ÖĞRETMEN