Osman Konak


Emekli Öğretmen TAHİR BALOĞLU

Bu tanıtım yazısı Maçka'ya değer katanlar yöneticisi Osman Konak Bey'in talebi üzerine Tahir Baloğlu-Tahir Bey- Tahir Hoca'nın yaşamı hakkında kendi anlattıkları, bizde kalanlar çocukları, torunları ve eşlerinin bilgileri ile kaleme alınmış olup, bazen biz bazen kendi ağzından düzenlenmiştir.


Emekli Öğretmen TAHİR BALOĞLU 

Bu tanıtım yazısı Maçka'ya değer katanlar yöneticisi Osman Konak Bey'in talebi üzerine Tahir Baloğlu-Tahir Bey- Tahir Hoca'nın yaşamı hakkında kendi anlattıkları, bizde kalanlar çocukları, torunları ve eşlerinin bilgileri ile kaleme alınmış olup, bazen biz bazen kendi ağzından düzenlenmiştir. 

Yaşamı boyunca düzenli planlı olduğu, toplumla iç içe yaşamayı sevdiği, sağlıklı ve uzun ömürlü olma mücadelesinde başarılı örnek teşkil ettiği, köyde yaşamasına rağmen daima daha iyi şeyler yapmayı denemeyi, duyduklarını gençlere anlatmayı kendine hedef seçmiştir. 

Maçka Sevinç (SOLDOY) köyü Kıran Mahallesinde "1914-1922 yılları arası 8 yıl askerliğini jandarma olarak Gümüşhane'nin Torul ilçesine bağlı Krom vadisinde yerine getiren İstiklal Madalyalı Osman Baloğlu eşi Hanım Şahin Baloğlu'nun oğlu olup" 1924 yılında doğdu. Beş kardeşten 3. çocuktu. İlkokula başlama çağlarında tifo hastalığı ile mücadele etti. Bu nedenle okula geç başladı. 1933-34 yıllarında köyümüz okulunda okudu. Öğretmeni köyümüzden Hüseyin Aydemir idi. Komşu köylerden öğrenciler bizim köye okula gelirlerdi. Hüseyin Aydemir 1959-60 Eğitim-Öğretim yılında Tahir Baloğlu'nun oğlu Ali Kemal Baloğlu'nu da okuttu. O yıl emekli oldu. 1935 yılında Örnekalan Köyü'nden öğretmen Ali Osman Öztenköyümüze atandı. 17 yıl kaldı. Tahir Baloğlu öğretmen olarak köyümüze 1957 yılında atandı. Öğretmeni Hüseyin Aydemir ile birlikte çalıştılar. 

Orta okulu Trabzon'da okudu. Köyümüzden Murat Büyükyılmaz' ile Moloz'da bir oda kiraladılar. Köyden gelen ekmeği günlere bölerek yerlermiş. Hem okuyor hem çalışıyordu. Kendi söylemi; "Orta okul 2.sınıftayken 70 kuruş yevmiye ile Taşköprü'de çalışan işçi ve araçların muhasebesiniyapıyordum. 5-6 kişi vardı. Büyük bir taşın (kayanın) altında yatıyorduk. Gece sancılandım. Hiç unutmam Yahyalılardan Hüseyin oğlu Mevlüt beni bırakmadı. Allah rahmet eylesin." 

Ortaokula İstanbul Vefa Zeyrek Ortaokulu'nda devam etti. Yine kendi söylemi ile İstanbul Fatih'te Çarşamba'da oturan Ablası Saliha Bal'ın eşi Sabri Bal'ın kalaycı dükkanında çalıştı. Yattığı yer iyi değildi, hastalandı. Aynı yıllarda Ağabeyi Hasan Baloğlu'nun yanında kaldı. Yorgancılık yaptı. Liseyi İstanbul Erkek Lisesinde okudu. 1946 yılında mezun oldu. 

Yedek subaydı. Karadeniz Ereğli'sinde eğitim gördükten sonra 21 Ekim 1948 yılında eğitimini tamamlayarak asteğmen oldu. Kendi söylemi; "200. Piyade alayı 7.Bölük komutan vekili olarak tamamladım. Adım muvazzaf subaya çıktı. Kolordu kumandanı 'Nurettin Baransel'idi.1950den önce askerliğimi yaptığım için ordu yedek subay almıyordu. 1950 den sonra almaya başladı. Konya'ya Askerlik sınavları için gittim. Yaş dolayısıyla olmadı. Öğretmen olmaya karar verdim." 

25 Ocak 1948 yılında Köyümüz eşrafından İsmail Çuhadar'ın ilk çocuğu 1925 doğumlu Melek'le evlendi. Aralık 1948 de ilk çocuğu Ali Kemal, 1950 de Emine Nuray, 1954 de Yıldız, 1960 da Nursel, 1966 da Birsel olmak üzere 5 çocuğu oldu. Köyde oturuyordu. Bütün maddi ve manevi zorluklara rağmen çocuklarını okutmayı başaran bir baba oldu. Özlem, Çiğdem, İlkay, Uğur, Senem, Sertaç ve Beril adında torunları olup hepsi yüksek tahsillidir. Bazıları Ekmek Baba derlerdi. 

1949-50 yıllarında Sakarya Karasu Lahana Köyünde vekil öğretmenlik yaptı. Muhtar evinde kalmasını söylemesine rağmen kabul etmedi ve eski bir binada kaldı. Üstüne kar yağmış ve üşütmüş zatürre oldu, sulu vereme döndü. Büyük zorluklar yaşadı. Heybeli adada hastanede yer bulamadı. 6 ay sonrasına gün verdiler. Girişgendi, Cesaretliydi, Zamanın Cumhurbaşkanına mektup yazdı. Olumlu cevap üzerine hastaneye yattı. Siyami Ersek tarafından 2 günde 4'er saat olmak üzere ameliyat oldu. Kaburga kemiklerinden 4 adet alındığını bilmekteyiz. 6 ay hastanede kaldı. Kendisini hastanede çok yakınlardan kimse ziyarete gelmedi. Bir pazar günü Muazzez Çuhadar bir başka pazar günü Abdurrahman Genç ve Şevket Aydemir geldi. Heybeliada, Haseki, Cerrahpaşa Askeri ve Numune hastanelerinde yattı. Ona bakan Senem hemşireyi sonradan ziyaret etmişler. Kızı Yıldız'ın ilk çocuğunun adını Senem koydu. Bir buçuk sene sonra Köye döndüğünde kimse ümitli değildi. 1950 yılında doğan Emine Nuray kızını ilk gördü. Babaannem onu bizim yakın yayla Mezraya çıkardı. Orda bakımını yaptı. Babamın en küçük kardeşi Fatma GENÇ yaşıyor.Anıların da "Tahir ağabeyime yumurta almak için beni anam köye yollardı." Mezraya gidiş 2,5 saat dönüş 1,5 saat. İyi bakım sonucunda Tahir Baloğlu iyileşti. 

1953 yılında öğretmen oldu. İlk ataması Gümüşhane Şıran Giriftin Köyü oldu. 1954 de Gümüşhane Torul Koryana(Kirazlı) köyü oldu. 1955 de Atasu (Galyan) Mesailli(Dere kenarında bir okul)Köyü. Bu köye yaya gidip geliyordu. Soldoy'dan Mataracı, sonra Zelfiri(Zaferli) ve sonra GalyanMesailli sabah gidip akşam döndü. İki hafta oğlu Ali Kemal de gitti. İlkokul 2.sınıfa gidiyordu. Hastalanınca daha gitmedi. 

1955'lerde köyde ev yapmaya başladı uzun yıllar sürdü. Yol yoktu. 5km yol boyu malzeme taşımak zordu. 1957 de Kendi Köyü Sevinç'e atandı. Hem köylümüz hem meslektaş olan Öğretmen Besim Şahinoğlu, Halit Aydemir, Hayri Aydın, Seyfettin Aydın, Ziya Aydın, Necmi Aydemir, Ömer Koçhan, İlhami Özdemir, Turan Özdemir, Aykut Özdemir, Aynur Ersoy, Esvet Uzun, Yüksel Şahinoğlu ile çalıştı. Bu yıllarda Sevinç Köyü'nde 250 öğrenci ve 8-10 öğretmen görev yapıyordu. Kızı Emine Nuray Bal Nene Hatun Kız Öğretmen Okulunu bitirdi. 1969-76 yılları arası beraber çalıştılar. Tahir Baloğlu Başöğretmendi. 5.sınıf sınıflarında Örnekalan ilk okuluylaMümeyiz değişikliği yapılırdı. 

1982 yılında 30 yıl üzerine emekli oldu. Emekli ikramiyesiyle bir Anadol taşıt aldı. Bu yaşta ehliyet aldı. İyi bir sürücü oldu. Köyde taşıt en kıymetli araçtır. Köyden Maçka köy arası arabasına binmeyen yaya kalmamıştır. Zaten arıcılık yapardı. 100 adet kovan sahibi oldu. Köyümüz arıcı arkadaşları ile Bayburt dolaylarına gitti geldi. Aileye maddi katkı sağladı. Köyde köy işlerinin hepsini devam ettirdi. İstanbul da 2 arsası vardı. Birinin üstüne tek katlı bir ev yaptı. Sonra satıldılar. Maçka'da kardeşim Nursel'in dairesinde kaldı. Şehirde yaşamayı, dolaşmayı, sohbet etmeyi, çamurdan uzak olmayı çok severdi. Eşinin hastalığında 10 yıl yanından hiç ayrılmadı. Bakımına özel ihtimam gösterdi. 

Köylümüzü, akrabalarımızı, çevrede yaşayanları teferruatlı tanırdı. Çok tanıdığı olup unutmazdı. Bize de anlatırdı. Bir kulağımızdan girer öteden çıkardı. Yazdıkları bize hatıra kaldı. Şimdi onları öğrenmekte zorluk çekiyoruz. Baloğlu'lar soy çizelgesi yaptı. 1750 yıllarına dayanan ve bu gün 400 haneyi geçen bir soy şeması. Bu soy şemasında Osmanlı arşivinden alınan bir belgede 1835 yılında padişahın yaptırdığı nüfus sayımında Baloğlu Osman ve 5 oğlunu gösteren 10 hane Baloğlu Sevinç Köyü kayıtlarında bulunmaktadır. Yalnız erkekler yazılmıştır. 

1964-65 yıllarında Amerika Barış Gönüllüleri adı altında görevliler gelmişti. Carol adında bir bayan da bizim köye verilmişti. Babam evin üstünde 2 oda vermişti. 2 yıl kaldı. Bir gün; "Tahir Bey, 'yolda giderken bana laf atıyorlar' diye şikayet etmiş, Ne diyorlar diye sormuş. Carol; 'Amerika'ya git Türkiye'den git, ne işiniz var burada' diyorlar. Tahir Bey ise 'burası Türkiye Cumhuriyeti… Sence de normal değil mi?' Diye cevap vermiş. 

Köyümüz adına iki genç bayanı halı dokumasını öğrenmek üzere teşvik etmiş ve Tuzla'ya gönderdiler. Çeşitli dallarda bilgi ile döndüler. Yine o yıllarda öğretmen okullarına ve ebe hemşire okullarına teşvikler yaptı. Köyümüzde ilk hemşire ve ebe yetişti.

 Köyümüze yol 1964'lerde geldi. 1980'lerde su çalışmaları yapılmış. Mahallemizde yol yoktu. Gerekli çalışmaları yaparak mahallemize 500 metre yol yapımını sağladı. Ayrıca aynı günlerde köy yoluna da 2km yol ilavesi yapıldı. Köyün işleri devamlı takibinde idi. Bu çalışmalarda Emekli Öğretmen Ali Aydemir'le çalışmalarına şahit oldum. Son zamanlarında okul arsasına bir kültür merkezi yapılması için herkesi teşvik ediyordu. Bugünlerde böyle bir binaya köyümüz kavuşmak üzeredir. 

Köyde yaşayan Hadi Genç inşaat ustası ve Kemal Genç inşaatçı ısrarlarıyla sigortalı olmalarını sağladı. Bir çok kişiye de ön ayak oldu. Emekli olanlar söz açıldığında "Allah razı olsun onun sayesinde ekmek yiyoruz" derler. Hadi Genç "mezarının duvarlarını ben öreceğim" dermiş. Ona nasip olmamış oğlu Mustafa Genç ördü. 

Girişken olduğunu söylemiştik. Hala bir çok gayrimenkul tapusuz veya kayıt altında yokken köyde yol yokken at üstünde 2 ayrı zaman da Hakim getirerek evinin tapusunu almayı başarmıştır. Soyadları verilirken soyadımız Bal olarak kaldı. Mahkeme kararıyla esas soyadımızın Baloğlu olduğunun tashihini yaptırdı. Hastalıklarla mücadele etmek kolay değildi. O zamanlar kaynatmalı enjektörler vardı. Bize iğneyi hatırladığım kadarıyla İlaksa Köyünden Bekir isimli biri gelip yapardı. 2,5TL o zamanın parası öderdik. Kimi zaman gelemezdi. Bu zorlukları aşmak için enjektör aldık. Önce kendisinde denemek üzere evde herkes iğneci oldu. Sağlıkçılar yetişinceye kadar devam etti. Bir aksilik çıkmadı. 

1980 yıllarında Akşamdan Bayburt'tan arıları Hayri Şahinoğlu'nun BMC Kamyonuna yükledik. Şoför’ün yanında ben, yanımda Hala oğlu Orhan Bal yanında Tahir Hoca ile Bekçileri geçtik. Kiremitli'ye iniyoruz alaca karanlık saat 5,5 gibi -Sürücü Hayri Bey Allah rahmet eylesin- fren patladı dedi. 200 metre sonra yana vuruyorum dedi ve vurdu. Dışarda neler oldu göremedik. Ancak taşıt durmadı bu sefer tam uçuruma döndü gidiyoruz. Şoför Hayri atlasa kurtulma şansı var. Atlamadı direksiyona tüm gücüyle yüklendi. Taşıtı tekrar kara tarafına çevirmeyi başardı ve kenara vurdu. Taşıt durdu. İndik önce korkmadık sonra kazayı fark ettik. Maskelerimizi giyindik. Yol kesildi. Arıcılar yardım etti. Arıların çoğu yerlerdeydi. Tahir Bey ucuz atlatmıştı. 

Köyde komşu çok önemlidir. Karşı komşusu Süleyman Aydın eşi Zehra ile iki akşamda birbirlerine gidip gelirlerdi. Ta ki elden ayaktan düşene kadar. Çarşamba günleri Maçka pazarına gidildiğinde veya o zaman köy kahveleri vardı zaman bulunduğunda tanıdıklarla buluşmak bir oyun oynamak çağrışmak gülmek havadis sormak neşeli bir saat geçirmek yaşamın içine renk katıyordu. Köyde de yaşarken fırsat buldukça Gözcü, Sözcü gazetesi okur köşe yazılarını biriktirir ziyaretine gelenler ile yorumlar, karşı fikirleri beklerdi. Duygu ve düşüncelerini gizlemez taraf seçmeden herkese anlatırdı. Görüşlerini tutmadığı tanıdıkları da olurdu. 

O zamanlar Köy yolcularını Kemal Mataracı taşırdı. Tahmes Minibüsü vardı. Öyle hatırlıyorum. Hayrı Hoca'nın evini geçtikten sonra Yılmaz Çuhadar'ın evine yani rampa bitimine 5 metre kala fren patlamış. Geri arka tekeri meyile vermiş minibüs 2 takla atarak yolda kalmış. 3.taklada param parça olurdu. İçinden 21 kişi çıkmış. Tahir Hoca da vardı

Türk sanat müziğini çok severdi. Ne kadar dinledi, katıldı bilmem. Ancak Kardeşi Bahri Bal'ın Hereke'deki evinde kalırken sahilde Nezahat Bayram konser veriyormuş. Bu sanatçıyı da çok severdi. Gidememiş. 

Bir hatırasında 3 kardeş Bektaş Yaylasında Babalarını ziyarete gitmişler. Babaları bir koyun kesmiş bunlara vermiş. Hoca Mezarı Yaylasında yemişler. Arada Hohordüzü ve Ağursa Yaylaları var. 1956-57'lerde Ayeser'de dedem ve oğullarını aynı kolda horon oynarken gördüm. Halam Fatma Genç "Trabzon'da 3.gün 3.gece horon oynadılar ve hastandı" diye bir hatırasını anlatır. 

Göz ameliyatları, prostat ameliyatları, son kolon kanseri ameliyatı derken idare ediyor. Yürüyor, yemeğini yiyor. Bu hastalıktan olanlar 96 yaşına kadar yaşarmış diyordu. 30 Ocak 2016'da Kalp yetmezliğinden kaybettik. Mahallemizde özel yaptırdığı mezarlıkta 2011 yılında kaybettiğimiz eşi Melek'le yatmaktadır. Allah rahmet eylesin. Görmek istediği adalet, hak, hukuk, eşitlik ile insanımızın huzurlu ve mutlu şekilde yaşamasıdır. Aynı şekilde Cumhuriyetimizin de ilelebet yaşamasını isterdi. 

Yazan Emekli Öğretmen Tahir Baloğlu'nun oğlu:

Emekli Öğretmen Ali Kemal BALOĞLU