Fatma Karahasanoğlu


BİLEN BİLİR, BİLMEYEN ÖĞRENİR 

Son günlerde nereden geldiği belli olmayan bir böcek türüyle mücadele başladı. Öyle bir böcek ki; camlardan, perdelerden, sinekliklerden içeriye girebiliyor.


                                          BİLEN BİLİR, BİLMEYEN ÖĞRENİR         

 

 

                       Son günlerde nereden geldiği belli olmayan bir böcek türüyle mücadele başladı. Öyle bir böcek ki; camlardan, perdelerden, sinekliklerden içeriye girebiliyor.

Daha önce böyle bir türe rastlanmadığı söylense de, Esiroğlu’nda görülen drakulanın boynuzsuzu.   

Nereden geldi, nasıl türedi? Bilinmese de, evlerde görülmesi gerçeği değiştirmez. Bu böcekle nasıl bir mücadele edilecek onu da bilen yok. 

Bir böcek türü var. Bu gerçek, ancak nasıl yok edilmesi gerekecek o bilinmiyor. Böcek görüldüğü yerde imha ediliyor. Ama ardında başka böcek var mı yok mu, orası da meçhul. 

                       Böcek türleri çabuk çoğalıyor. Onun için imha edilmeleri çok önem arz etmektedir. 

Zararları nelerdir? Bu bile doğru düzgün anlatılmadı. Bir böcek var, imha edin. Şekli şemali budur. İmha edilsin de, bu böcekler nasıl türüyor, ona bakmak lazım. 

Bir yerlerden mi, geliyor, yoksa iklimli yaratıyor?

                       Doğada bir çok canlı türleri mevcut, her birinin doğada belli görevleri vardır. ancak bu böceğin doğadaki, görevi nedir? İnsanlığa faydalı bir böcek olmadığı kesin. 

Evlerde görülüyorsa, bunun altında yatan gerçek başkadır. 

Bu böceğe karşı önlem alınmalı,  artarak devam etmesi halinde zararları daha da büyük olacaktır. 

Doğa her türlü canlıyı bağrında besler büyütür. Canlı türleri konusunda herhangi bir araştırmam olmasa da, birkaç haftadan beri evlerde ve kapı önlerinde görülen kahverengi böceğin iyi niyetli olmadığını biliyorum.  

Bizim bu bölgede, bu böceğe benzer bir böcek olsa da, o böceğin aynısı değildir. bu böcek sanki insanlara duyarlı olarak üretildi. Laboratuarda üretilen bir böcek gibi. Sese oldukça duyarlı, perdelerde ve cam kenarlarında kendine yuva ediniyor. 

                     Her şey o kadar değişti ki, alışkanlıklar, yaşam tarzları, giyim kuşam, yeme içme, vb. bu değişimlerin içinde insanlığın biraz daha yok olduğuna şahit oluyoruz.

Var oluş, yada yok oluş. Bu iki kavram arasında süre gelen hayatlar. Birbirine benzemeyen yaşayışlar. Her şey bir başlangıç ve bir sonlanmadır. Bilenler, bilir. Bilmeyenlerden öğrenir. Zor değil ya! 

                    Doğada yaşam zor olduğu kadar bir şeyler öğrenme fırsatını insanlığa tanıyor. İnsan yaşadığı süre içerisinde bir çok şey öğreniyor. Öğrendikleriyle de, yaşantısına yön veriyor. 

Beton yığınlarıyla inşa edilen kentlerle, bakir olan doğa arasında bir hayli fark vardır. bu fark öyle sanıldığı kadar basit bir fark değildir. 

Doğada her türlü pörtü böceğe rastlanır. Beton yığınları arasında neye rastlanır?