ismet eyüboğlu


ANÏLAR-8

Köylünün halinden kızanlar?


ANÏLAR-8
Köylünün halinden kızanlar?
Tonyalı Hüseyin köye yaklaşık on yıl once gelmişti.Köyde iki  üç yıl kalmış ,
iz bırakmış birisiydi.Ve Tonyali bizden bir kuşak önceki Ve hepsinden önemlisi Tonyalı Hüseyin  BEŞİKDÜZÜ köy enstitüsü mezunubir ögretmendi.Tıpkı beni ilkokulda birinci sınıfta okuyan Ahmet Uzun gibi.
Köyde iz bırakmasının nedeni de enstitütülü olmasıydı .Onlar hem köy çocuklarıydı,
hem de köy öğretmeniydiler.Köyün dilinden anlarlardı.Tonyali olmasıyla ilgisi yoktu.Daha sonra biz  orda iken Tonyalı bir öğretmen gelmişti,
sanat okulunu bitirmiş, yeni mezundu Onu bir yer bulup yerleştirene kadar
akla karayı seçmiştik.Adama yer buluyorsun beğenmiyor, çöpleri nereye dökeceğini
soruyor sana .Böyle trajikomik,bir durum yaşatmıştı bize.
Günler gelip geçiyordu, günler geçtikçe bizler yeni yeni insanlar tanıyorduk.
her gün dersten çıkışta kahvelere gidiyorduk, oturuyorduk, şaka şamata ...
Bazan da politika konuşuyorduk.Köylülerin soruları uzerine olaylar üzerine yorumlar yapıyorduk.O yıllarda konuşulacak konu çoktu.Malüm 1970'li yillar.Gençlik
hareketleri, siyasi çekişmeler, bölünmeler, Amerikan oyunları...
O zaman TV'de yok , ajans var.Haberleri dinleyip yorumlayacaksın.Dinleyenler
soru sorar biz de aklımızın kestiğince cevap verirdik.Hatta öyle oldu ki bir gün
kahveye gitmesen seni arar oldular, adam gönderip çağırılardı.Öylesine içli
dışlı bir içtenlik kurduk aramızda.
Köylüler çok zeki insanlardır, kafaları nettir.Görünüşte saf görünürler.Biraz üstüne
gittin mi hiç de öyle kayıtsız olmadıklarını görürsün .Kaba bile olsa espirileri çoktur.
Hani bazan insan terettüte düşer, hangisi şaka, hangisi ciddi diye.
Bir gün hiç unutmuyorum, Ocak ayıydı galiba.Aramızda denetmen (müfettiş)
Sönmez Yılmaz da var.Konu Ahmet öğretmene geldi.Müfettiş kaç  kez sorduysa
Ahmet hakkında bizden sağlıklı bilgi alamadı.Bir de köylülere sorayım dedi herhalde.
Ahmet. malüm pek okula uğramıyor, arada bir gelip , ondan sonra da uzun
süre kayboluyor, üstelik de okul müdürü .
Kahvede beş on kişi varız.Çay içiyoruz, köylüler de dikkatlice izliyorlar.
Müfettiş sözü aldı, dedi ki:
"Yahu, arkadaşlar ben bu bölgenin müfettişiyim  o nedenle köyünüze sık sık
gelir giderim.Kaç kez geldiysem aynı zamanda okul müdürü olan Ahmet Malkoçu
hiç göremedim, buradaki diğer öğretmenlere soruyorum, hiç birinden doğru
düzgün yanıt alamadım, bir de size sorayım dedim, bu Ahmet öğretmen buraya
hiç uğramaz mı ?"
Kanalınin Hasan vardı, avcı, müfettişi dinledikten sonra dedi ki :
"Ben her gün bu köydeyim, Ahmet'i ayda yılda, arada bir defa  görürüm,
sen senede iki defa gelmekle Ahmet'i  nah görürsün."
Müfettiş dahil oradakiler düştü gülmeye .
Ondan sonra da mesele anlaşılmıştır, müfettiş rapor tuttu. Ahmet'i oradan alıp
yerine başka  birisini verdiler, sonunda o da rahat etti, biz de.
Ben bu arada yeni yeni insanlar tanıyorum.
Mustafa çavusu tanıdım, Mustafa Akyüz’ü.Hikmet Uzun'u tanıdım.Bunlar köyün
orta yaşlı delikanlıları.Mustafa Çavus’un Sürmene'de akrabaları varmış, dağda
eşkiyalik yaparlarmış, Sürmene'nin Viynit köyünden.Namlı eşkıyalarmıs.İkide
birde onlardan söz ederdi.Okulda öğrencisi de vardı, sık sık görüşürdük, ilerde
onu köy muhtarı bile yaptık.
Hikmet Uzun da öğrenci velimiz.Sanırım üç öğrencisi vardı okulda, O da uyanık
kafası çalışan bir adamdı.Aynı zamanda da berberdi.