ismet eyüboğlu


ANILAR-10

İlk Veli  toplantısı :


ANILAR-10
İlk Veli  toplantısı :
Öğretmenler kuruluyla ayaküstü toplantıda ilk veli toplantımızı ne zaman 
yapabiliriz diye düşündük.
Karar verdik toplantıyı gelecek pazar günü yapmaya. Bu da ekim ayının son pazarı günü oluyor.Onu da pazartesi günü bütün öğrencilerimize duyuracağız.
Pazartesi,olunca da her öğretmen kendi öğrencilerine sıkı sıkı duyurdu, ayrıca da 
haftanın son günü de ben de bütün sınıfları tek tek dolaştım, bir de ben tembihledim.
Toplantı için bir sınıfı hazırladık, ek sandalyeler bulduk, yerleştirdik. Öğretmenlere
yer ayarladık.
Toplantı günü velilerin çoğu geldi, öğretmenler onları kapıda karşıladı,yer gösterdi,
bazılarıyla şakalaştı, herkesi güler yüzle karşıladık,  her kesi yerleştirdik.Bizim ziyaret ettiğimiz Hafız Hüseyin Kurt amcamız da gelmişti.Kafasında boyunbağı sarığı 
ve elinde değneğiyle.Onunla bizzat ben ilgilendim, ayaküstü sohbet ettik, bana 
takıldı, "Söz verdik  geldik işte, nerde senin adamlar? Geldiler mı?"
"Geliyorlar yavaş yavaş, sen geldikten sonra ..."
"Hadi hayırlısı!" 
Kalisli Mustafa da gelmiş, iyi anlaştığımız bir insan,üstelik orman işinden de anlıyor, 
çalışkan birisi.
Toplantıya umduğumuzdan fazla sayıda veli katıldı .Herkes yerleştikten sonra 
toplantıyı başlattık.
Biz dört öğretmen olarak bir masanın etrafında toplanmıştık.Önce kendimizi 
tanıttık , veliler de kendilerini, hangi çocuğun velisi olduklarını  tanıttılar.
Böylece tanışmış olduk.
İlk konuşmayı ben yaptım  ve dedim ki mealen:
Arkadaşlar hepiniz  hoş geldiniz, nasılsınız, iyi mısınız!
"Toplantının genel düzenini belirttik , İlk önce sorunlarımızı paylaşacağız, çözümler üzerinde duracağız, daha sonra da tek tek çocuklarla ilgili görüşeceğiz.
İnsan yaşamındaki en önemli eğitim kurumunun aile olduğunu , annenin de en
önemli eğitici olduğunu söyledim.
Biz bu toplantıyı yapmakla bu iki kurumu yan yana getirdiğimizi anlattım.
Nasıl ki evimizde bazı eksiklikler olursa bunlar o evin hayatını olumsuz yönde 
etkilerse okul dediğimizde  de çok eksiğimiz olduğunu görüyoruz.
Bu okulu buraya devlet yaptı. Görünüşte bu okul devletin okulu.Bakimi, 
onarımı, geliştirilmesi elbette devlete ait olmalıdır.Hatta buraya gelen öğretmenlerin
de barınması da devlete ait olmalıdır.Fakat görüyoruz ki bunların hiç biriyle devlet
İlgilenmiyor. İyi kötü bir okul yapıyor, öğretmen gönderiyor o kadar...
Ele alalım bu okulu, görüyorsunuz okul harap olmuş durumda, Sıralar kırık dökük, 
pencerelerin hali belli, onlar da kırık dökük, doğru düzgün masa , sandalye bile
yok. Bu toplantıyı düzenlemek için kahvelerden emanet sandalyeler aldık.
Yağmur yağdı mı her şey daha da beter oluyor. Sıraları, masaları, çek o yana
çek bu yana.Bahçenin halini görüyorsunuz, okulun kapısından içeri giren ilk
tuvaletle karşılaşıyor, bahçenin görüntüsü  hiç hoş değil. Buraya gelen resmi
görevliler bu gibi işlerle hiç ilgilenmezler, onlar sadece resmi evraklarla ilgilenirler.
Zaten görevleri de değildir. 
Biz geldik en az üç dört yıl buradayız, bu eksikleri gidermek istiyoruz, bir şeyler 
yapmak istiyoruz, bu toplantıyı da bunun için düşündük . İş başa düşmüştür.
Sizden başka derdimizi anlatacağımız kimse yok. Sıkıntılarımızı sizinle paylaşıyoruz,
nasıl,yaparız,nasıl ederiz?
Milli Eğitimle de konuştuk, bize bir ay süre verdiler, bu bir ay süreyle işlerimizi 
bitirmek zorundayız."
Sözü velilere verdik, uzun bir sessizlikten sonra Hafız Hüseyin Kurt söz aldı.
Dedi ki:
"Komşular, susmakla bir şey olmaz.Hocalar söyleyeceklerini söylediler, sağ olsunlar.
Şimdiye kadar kimse gelip bizden böyle bir şey istedi mı?Herkes zamanını doldurdu ve gitti.İlk defa okulumuzdaki öğretmenler bizimle bunları konuşuyor,ilk defa bunları duyuyoruz onun için bu sorun bizim sorunumuz.Ben bu okula sahip çıkmamız 
gerektiğini düşünüyorum. Bunun için de aramızda para toplayalım, ustalık işini
bilenlerimiz vardır,onlar kimdir öğrenelim, ne gibi malzemeler gereklidir, onları 
tespit edelim, yapılacak her şeyi bir düzene koyalım ve işe başlayalım derim ben"
Kalisli Mustafa söze girdi:
Ben de Hafız ağanın görüşüne katılıyorum, sorun biraz da bizim sorunumuz.