Fatma Karahasanoğlu


ACI VE GÖZ YAŞI

Bir müsibet, bin nasihattan iyidir.


                                          ACI VE GÖZ YAŞI 

 

                     Bir müsibet, bin nasihattan iyidir. Sözüyle başlamak istedim. Türkiye deprem ülkesi olmasına rağmen binalar depreme dayanaklı yapılmıyor. Binaların yapımı gelişigüzel. Binalar yapılırken, öncelikle dış görünüşe önem veriliyor. Bir bina yapım aşamasına gelene kadar geçen süreçler iyi analiz edilmelidir. 

 O suçlu, bu suçlu, demek yerine binaların yapım aşamasına başlamadan önce önlemler alınmalıdır. 

                   Nasrettin Hoca, bir gün oğluna su testisi verir ve su almaya gönderir. Çocuk, yola çıkmadan önce Nasrettin Hoca, çocuğa iki tokat vurur. Arkadaşı; “hoca efendi ne yapıyorsun? Çocuk, ne yaptı?” der.

Hoca; “testi için vurdum.” Der. Hocanın arakadaşı; “testiyi kırmadı ki?” deyince Nasrettin Hoca; “testiyi kırdıktan sonra dövmenin önemi yoktur.”

                    Bir iş yapılırken, dikkat edilmesi gereken, hususlar vardır. Bu hususlar, yapılacak olan işe göre değişir. Her işin kendine göre plan ve programı vardır. Bu plan ve program çerçevesinde işler yürümüyorsa, diyecek söz de, yoktur. 

                   Merkez üssü Kahramanmaraş olan iki ayrı depremde bir çok ocak söndü. Yollar, caddeler sarsıntıdan etkilendi. Evler, kibrit kutusu gibi devrildi. Şehirler hayalete döndü. Yaşanmışlıklar hiç yaşanmamış gibi oldu. Kentlerin üzerine kara bulutlar çöktü. 

Hayatta kalanlar, başka kentlerde yaşam aramaya gitsede, akılları hep memleketlerinde kaldı. Sürdürülebilir işleri, başlarını sokabilecek evleri vardı. Şimdi hiç biri kalmadı. Başka kentlerde yeni hayatlara yelken açtılar. Acılarını yüreklerine gömerek, yaşadıkları topraklardan koptular. 

Geride kalanlar, kurulan çadırlarda, konteynır evlerde yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. Yeni evler yapılana kadar bu hayata devam edecekler. 

                   Ya çocuklar! Her biri masum, her biri günahsız. Enkazdan çıkan bebeklerin bir çoğunun yüzünde yaş ve toprak iz yaptı. 

Hele bir tanesi koskocaman mavi gözleriyle sorgular gibiydi. Çatık kaşlarıyla herkesten hesap soracağım dercesine avazı çıktığı kadar bağırması dikkat çekici olduğu kadar yürekleri dağladı. Topraklı yüzünde yaşlar kurumuştu. Minicik elleriyle enkazın üzerine sıkıca basmıştı. Ağzındaki iki dişiyle dünyaya sesini duyurdu. 

                  Afetler, ders alınması gereken felaketlerdir. Depremler, seller, yangınlar olur. Her biri insanın yüzüne tokat gibi iner. Öyle bir tokat ki, vurduğu yerde acı ve göz yaşı bırakır.  Felaketin üzerinden birkaç ay geçer. Her şey eskisine döner. Hiç yaşanmamış gibi hayatlara devam edilir.. 

Oysa ilk anda bıraktığı hüzün ve kabus yaşanmalı ki,  dersler çıkartılarak  önlemler alınmalı.