DUYGU KARAHASANOĞLU


      VİRÜS GİTTİ BOMBA GELDİ

                           Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının üzerinden iki ay geçmesine rağmen


                                          VİRÜS GİTTİ BOMBA GELDİ

 

                      Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının üzerinden iki ay geçmesine rağmen taraflar müzakere  masasına oturmamaya kararlı görünmesi Ukrayna halkını mülteci konumuna düşmesine neden olurken, hayalete dönen kentlerle birlikte can kayıpları da, olması herhalde  iki  liderinin, bu konuda düşünmesi gerekmektedir.    

İnsanlığın nereye gittiği sorusu, ister istemez akla gelmektedir. Dünyanın hangi kara parçasına baksanız; mutlaka ateş, gözyaşı görürsünüz. Savaşın kazanımı olmadığı gibi kaybedeni fazladır. Yıkılmış binalar, hayalete dönen kentler, kayıp giden canlar, savaşın bıraktığı izler arasındadır. 

Yöneticiler, halkını düşünmek mecburiyetinde olduğunu asla unutmamalıdır.

                       Dünya barışında bütün ülkelere görev düşmektedir. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması, kabul edilir bir durum değildir. Ancak ABD’nin de savaşı kızıştırmak için sürekli ateşi körüklemesi de kabul edilemez. Burada Ukrayna halkı göç ederken, Ukrayna kentleri bombalanıp, yıkılmaktadır. Olaya yaklaşırken, savaş çığırtkanlığı yapmamak gerekir. Amerika, İngiltere silah satmanın peşinde. ABD’nin karnesinin Ortadoğu’da zayıflarla dolu olduğunu gördük. Barış tohumları yerine, zehirli gazlar kullanması tercihleri arasındadır.

                     Türkiye, barış masasını oluşturmak için iki lidere de, çağrı yapmasına karşılık batı da, o kadar barış masasını oluşmasına engel oluyor.

Kullanılan yada kullanılacak olan silahların, atmosferi ne şekilde etkilediği ortadayken, bir de Rusya’nın nükleer tehdidinde bulunması dünyayı nasıl  bir kaosa sürükleyeceği ortadayken, ABD’nin silah satarak para kazanma peşinde olması komik ve gülünçtür.

Güç gösterisi yapmak, dünyaya hiçbir şey kazandırmaz. İnsanlığın bitme noktası anlamını taşır.

               Çok yakın bir tarihte, dünyayı tehdit eden salgınla mücadele, ne erken unutuldu. Ülkeler Covit virüsüyle bir takım önlemler almasına rağmen günlük vakalar ve ölümlere engel olamamıştı. Her gün üç bin, dört bin vatandaşını kaybeden ülkeler vardı. Maske bulamayan, ilaca erişemeyen ülkelerde, mevcuttu. Yoğun bakım üniteleri, ihtiyaca cevap veremeyecek duruma geldiği günler vardı. Lokomotif durmuş, insanlar evlerine kapanmıştı. Uzaktan eğitim ve uzaktan çalışma hayatı günlerce hatta aylarca devam etmişti.  Market raflarındaki ürünler aç kalma korkusuyla birkaç saat içinde tüketilmişti. Avrupa ve ABD’nin temizlik ürünlerine ulaşması haftalar sürmüştü.

Tüm bunlar yaşanırken, virüsün aşısı gündeme geldi. Çin’den yayılan virüsün ilk aşısı da Çin’den dünyaya dağıldı. Ülkeler adeta aşı kapma yarışına girmişti. Sonra diğer ülkelerden aşılar gelmeye başlayınca, ülkelerde rahat nefes aldı. Derken iki yıla aşkın süren virüs, yavaş yavaş dünyamızı terk etmeye başladı.

Virüs dünyamızı terk etmeye başlamasına başladı ancak başka tehlikeler kapıda.  İnsanlığı nükleerle tehdit etmek, hiç bir aklı insanın yapacağı iş değildir. Patlayan her bomba insanlığın geldiği noktayı göstermektedir.

                     İki yıl aradan sonra bu yıl, Ramazan bayramını  sevdiklerimizle birlikte kutlayıp, mezar ziyaretlerinde bulunabileceğiz. Hasret kaldığımız bu değerlere sahip çıkalım. Tek dünyamız var. Onu da, kirletip, yok etmeyelim.