ÜST GEÇİTLERİN DİLİ
Cumhuriyetin kuruluşu , Atatürk'ün on beş yıllık kurucu iktidarı döneminde
biz millet olma sorunumuzu halledemedik.
Arkasından ikinci Dünya paylaşım davası geldi, üç beş sen de o o savaşın
esintiyle kaynadı gitti.
Derken kırk beşten sonra emperyalist batı bloğuna giriş, onun gerici odaklara
işbirliği, o gerici odakların yeniden tarih sahnesine çıkışı, bütün gerici güçlerin
bir araya gelişi, emperyalizmin desteği ile bir blok oluşturmaları tarihin tekerleğine
önemli bir çomak sokuşu , Uluslaşmayı yavaşlattı, hatta durdurdu, yönünü saptırdı.
Peki nedir uluslaşma?
Uluslaşma derebeylik (feodal toplumdan) kurtulmaktır.
Bu nasıl olur?
Bu emperyalist çağda sosyalizme açılan milli demokratik devrimle olur.
Yani cumhuriyet esaslı bir toprak devrimi yapsaydı, ne köy enstitüleri kapatılırdı,
ne cumhuriyet döneminde bin bir emekle kurulmuş sanayi kuruluşları ortadan
kaldırılırdı, ne yeni kurulan takyap kuruluşları şimdiki gibi belli bölgelere kurulurdu.
Ve hepsinden önemlisi ne şehirler köy olur, ne de köyler bu günkü gibi ıssız hale
dönerdi.
Dahası var millet olma bilinci bugünkünün kat kat üstünde olurdu.Kimse kimseyi
ne aşağılar, ne hor görür, ne ötekileştirir, ne de ikinci sınıf yurttaş yerine koyardı.
Ülkemiz yeni kurulan köy enstitüleri sayesinde baştan sona kadar okuma yazma
sorununu çözmüş olurdu.Eğitimin hem kalitesi, hem niceliği açısından ilkokuldan
üniversiteye kadar sorunu çözülmüş olurdu.
Türk insani Anadolu'nun tarihine yakışır bir biçimde kültürel birikimi açısından gelişmişlik düzeyine yükselmiş olurdu.Anadolu'da yaşayan bütün halkların her
biri kendisini Türkiye cumhuriyetini birinci sınıf insani olarak görür , bu Anadolu
toprağını kendi öz vatanı olarak götürdü.
O zaman "Türk de biziz , Kürt de biziz "sözünü ulusal bir anlamı olurdu.
Kuşkusuz Türkiye'nin ulusal bir dili olacaktır.Bundan kimsenin şüphesi yoktur.
Ancak bütün anadiller de kendi mecralarında özgürce kullanılabilecek,
yaşayabilecektir.Bugünkü gibi sözde Türkçe konuşuyoruz,kullandığımız dile
bakar mısınız içinde olmadık sözcük yok.
Sokaktaki tabelalara, evdeki televizyonlara...Sorsan bu necedir.
Yetmiş beş yıldır cumhuriyetin başaramadığı bunlardır.
Korkak, ürkek, çıkarsak politikalardır, bunlar Atlantik politikalardır.Bunlardan
kurtulduğumuz an kendi gerçek kimliğimize dönebiliriz, bugüne kadar
yapamadıklarımızı da kısa zamanda başarabiliriz, hiç kuşkum yok.
Eğer bunları başaramazsak daha çok caddelerdeki üst geçitlerde bu memleket
adına şehit düşen gencecik insanların ismini okuruz, ahlanırız, vahlanırız Cumhuriyetin , Atatürk'ün isteyip de yapamadığı yada eksik bıraktığı budur.
Bağımsız, onurlu , başı dik Türkiye’ye ulaşmak öyle kolay değil,emek ister,
yürek ister.
