DUYGU KARAHASANOĞLU


TOPRAK KAVGASI

Dünya dönüyor, zaman geçiyor! Canlar gidiyor, canlar geliyor.


                                                         TOPRAK KAVGASI 

 

                        Dünya dönüyor, zaman geçiyor! Canlar gidiyor, canlar geliyor.

Değişmeyen tek şey, değişimin kendisidir.

                          Dünyaya şöyle bir göz atacak olursak; karşımıza neler çıkar. Herkes kendine göre yorumlayabilir. Buna karışacak değiliz. Her kim hür iradesini kullanmak istiyorsa kullansın, buna da karışacak değiliz. 

                           Dünya öyle bir hal aldı ki, insanlığın bittiği yüzyılı yaşıyoruz. Aç gözlülük, menfaatçilik, dahası toprak kavgası. Kimse yaşadığı ülkenin topraklarına sığmaz oldu. Bir başka ülkenin toprağına göz diker oldu. Havada uçuşan bombalar, tanklarla ezilen bedenler, hedefini şaşmayan mermiler…

Kısacası, ülke toprağına sığmayanların yarattığı kaos çemberi!

Dünya haritası  yeniden şekillenip şekillenmeyeceğini bilmem ama insanlık adına utanç olayların yaşandığı aşikardır. 

                            İsrail 07 Ekimden bu yana abluka altına aldığı Gazze’yi vurmaktadır. Kadınlar, çocuklar bombaların altında can verirken, sakat kalanlar, yaralananlar dünyanın  gözleri önünde hayat mücadelesi veriyor.

Netanyahu’nun işlediği savaş suçunu  ne yazık ki ABD  göremiyor. Ölen masumların olmadığını iddia ediyor. 

Bu nasıl bir devlettir. Her şey gözler önündeyken, Netanyahu’nun yaptığı katliamları görmezden gelmek bir insanlık ayıbıdır. Hala toprak kaygısı, hala yeraltı kaynakları, hala bir başka ülkenin yönetim şekli. 

Kısacası, insanlığın geldiği nokta.

Dünyanın her karış toprağı senin olsa ne olacak? senden önce de, bu topraklarda yaşayanlar vardı. Hani nerede? Senden sonra da başka insanlar gelecek!..

Bunu anlamak bu kadar zor mu? 

                           Volterin Candide, adlı kitabında, Candide dünyayı dolaşır. Bir ülkeye gider. Ülkenin her yanı altındır. Sokaktaki taşlar dahil altındır. Candide her birini toplar, cebine doldurur. Rast gele bir lokanta görür. İçine girer. Kendine uygun bir yere oturur. Karnını güzelcene doyurur. Gitmeden önce hesabı ödemek için yoldan toplayıp cebine doldurduğu altın taşlardan birkaç tane masanın üzerine bırakır. Kapıdan çıkacağı sırada arkasından bağırırlar. “utanmıyor musun? Yoldan topladığın taşları masanın üzerine bırakmaya.” Candide, önce durur, sonra şaşırır. Arkasına dönüp bakarak; “ben, yediğim yemeğin ücretini ödedim, hata mı ettim bilmiyorum.” Deyince, “bizim burada para, altın geçmez. Yoldan topladıklarında bizim için değersizdir. Şimdi onları  masanın üzerinden al.”

                          Dünya böyle bir yerdir. Her şey parayla ölçülür oldu. Dostluklarda parayla kurulu olunca, dünya devletleri de, menfaatleri doğrultusunda, bir başka ülkenin toprak bütünlüğünü hiçe saymaktadır. 

Bunun örneklerini  yakın tarihte gördük. ABD’ye her defasında  büyük şeytan diyen İran, 2003 yılında  Irak’ı işgal eden ABD’ye destek vermedi mi? 

                          Biz faniler için dünya sadece bir durak yeridir. Bu asla unutulmamalıdır.