TOPRAĞIN SAĞLIĞI BOZULDU
İki adam, yolda yürürken, uzun boylu orta yaşlı olanı birden durup, etrafını incelemeye başlar. Yanında yürüyen daha genç, kısa boylu adam da, durup, etrafına bakar. Bir müddet sonra neden durduklarını sorar.
Orta yaşlı adam, arkadaşının gözlerinin içine bakarak; “ şu, gördüğün binalar var ya! Onlara iyi bak.” Der.
Yanındaki adam, gördüğünü söyler. Adam sözlerine devam eder. İşte; “o binalar var ya! Sekiz katlı, on katlı. Bu gördüğün binaların olduğu yerde ne vardı biliyor musun? Portakal, mandalina, limon, zeytin ağaçları vardı. Aklına gelebilecek her türlü sebze yetişirdi. Şimdi, şimdi ne var? Beton yığınları.” Dedi ve sustu.
Genç adam, etrafına iyice baktıktan sonra; “demek, buraları biliyorsun.” Dedi.
Diğer adam; “ah! Bilmez miyim? Çocukluğum buralarda geçti. Toprak bize baktı. Bize türlü türlü meyve sebze verdi. Biz, biz ne yaptık? Toprağın sağlığını bozup, öldürdük.”
Yukarıdaki kısa anektod her şeyi anlatmaktadır. Doğaya ne kadar eziyet edildiğini çok güzel anlattı. Verimli olsun olmasın her toprak parçasına bina inşa etme arzusu her geçen gün artmaktadır.
İnşaat yapmak için büyük iş makineleriyle toprağın altı üstüne getirilerek, orada yaşayan canlılar hiçe sayılmaktadır. Ekolojik dengeyi sağlayan canlıların o toprakta yaşadıkları hiç hesaba katılmadan hoyratça yok edilmektedir.
Sadece inşaat yapmak için mi? Elbette, hayır! Altın arayıcıları da, toprağın kalbini hançerlemektedir.
Buradaki, amaç. Bencillik, egoistlik, bilinçsizlik, aç gözlülük, doyumsuzluk, kültürsüzlük, görgüsüzlük, vb.
Toprağın sağlığı bozulunca ürünlerinde tadı ve lezzeti kalmadı. Toprak biz insanlara baktı. Ancak biz toprağa yeterince bakamadık ve sağlığını bozduk. Her gördüğümüz toprak parçasına binalar inşa etme lüksüne kapıldık.
Durum böyle olunca, toprakta verimini her geçen gün kaybetti.
Toprak diye geçmeyin, sakın! Cansız toprak hiçbir şey vermez. Ne kadar tohum atarsanız atın, ürün alamazsınız. Toprağın da, bakıma ihtiyacı var.
Topraktaki karbon miktarı belli bir oranın altına düşünce verimde, lezzette kaybolmaktadır. Bunu bilmeyenler, olsa da, çifçilik yapanlar bunu çok iyi bilmesi gerekir.
Canlı, sağlığı yerinde olan toprak öyle mi? Eskiden domatesin kokusu ve tadı her nedense bugün yok.
Nedenlerinin başında toprak sağlığı gelmektedir. Bunun için neler yapılmalı, nasıl bir yol izlenmeli?
Üretici de, tüketici de, toprağın değerini bilmelidir. Tarım alanları asla imara açılmamalı. Dahası toprağın sağlığının bozulmaması için gerekli bakım yapılmalıdır.
Bu görev herkese düşmektedir.
