DUYGU KARAHASANOĞLU


NEREYE GİDİYORUZ!

İnsanı anlamak kadar dünyanın, nereye doğru evirildiğini anlamak da, oldukça zor!..


                             NEREYE GİDİYORUZ!

 

                İnsanı anlamak kadar dünyanın, nereye doğru evirildiğini anlamak da, oldukça zor!..

Uluslararası anlaşmaların yok sayıldığı, bir düzene doğru ağır ağır ilerlerken,  sekiz buçuk milyar insanın nasıl hayat süreceği de, muamma. 

Ülkeler, arasında her daim gerginlik, her daim huzursuzluk, her daim savaş çığırtkanlığının yapılması, dünya düzeninin nereye geldiğinin açıkça göstergesidir. 

 İnsanlık nereye gidiyor? 

Sen, ben kavgası ne kadar daha sürecek? 

İç huzursuzluk ne zaman, iç huzura dönüşecek? 

Ne zaman dünyanın geçici bir durak yeri olduğu öğrenilecek? 

Ne zaman dünyadan göç ederken, hiçbir şey alınamayacağı bilinecek? 

Ne zaman dünyada kiracı olarak yaşandığı akla getirilecek? 

Dünya mülkünün sadece yaratıcının olduğu ne zaman kabul edilecek?

                 Ey can! Biçare olduğunun farkında mısın? Evet, can sen biçare olmadığını kabul etmesen de, aslında, gerçeği değiştiremezsin. Gerçekler, acı olabilir. Ancak gerçek her daim gerçektir. 

Sen, aynı zamanda zavallısın. Dünyanın her malını kendi malın gibi görürsün de, ondan. Dünya malını gözünde büyüten nedir? Önce bunun cevabını bulup, yanıtlaman gerek. 

Sen, acizlik nedir bilir misin? Aciz olduğunu bile, bile hala neyin hesabını yaparsın? 

Dünyaya gelişinde, dünyadan ayrılışında belli. Ancak sen bunun farkında mısın? 

Dünyada belli süreliğine kalacaksın!. Sonrası, evet sonrası, işte bunu da, bilip, ona göre davranacaksın. 

                 İnsan her şeyi düşünmelidir. Bunca yıkım, bunca göz yaşı, bunca doyumsuzluk. Misafir, olarak gelinen  bu dünyaya, fazla anlam yüklemeye gerek yok. 

Ey insan! Dünya senin için sadece imtihan yeridir. Oysa, sen dünyayı o kadar parlattın ki, hiç ölmeyeceksin sandın. 

Hani nerede büyüklerin? Hani nerede tanıdıkların?

Bir gün sende onlar gibi bu dünyadan çekilip gideceksin. Dünya hayatın sona erecek. Ahret hayatın başlayacak.

İşte, o zaman dünyayla, ahret arasındaki ince çizgiyi anlayacaksın. 

               Yeni dünya düzeni getirmek isteyenler, dünyada ne kadar kalacak ki, tüm insanlığı kendi egosuna mahkum ediyor. 

Dünyanın kara parçalarında ağlayanların göz yaşını görmek istemeyenler, bir gün o göz yaşlarında boğulacaklar. Bir gün mazlumların ahları onları tutacak. 

Bırakın, herkes ülkesinde barış, huzur içinde yaşasın. 

Bırakın, herkes kendi kararını kendi versin. 

Bırakın, herkes istediği şekilde yaşasın. 

Bırakın, insanların düzenini bozmayı. 

Bırakın, o ülkenin zenginliklerine göz dikmeyi. 

Bırakın, herkes kendi ülkesinde son nefesine kadar yaşasın.

Bırakın, savaşmayı herkes barış, hoşgörü içinde ömür sürsün.