Fatma Karahasanoğlu


NASREDDİN HOCA FIKRALARI(5)

Nasreddin Hoca, sağda solda “Ben şöyle yay çekerim, şöyle ok atarım.” diye konuşur durur.


                                  NASREDDİN HOCA FIKRALARI(5)

 

                 Nasreddin Hoca, sağda solda “Ben şöyle yay çekerim, şöyle ok atarım.” diye konuşur durur. Bunun gerçek olup olmadığını anlamak isteyen gençler onu yarışmaya davet ederler. Hoca, ilk okunu atar, ama hedefin çok uzağına düşer. Çevreden gülüşme sesleri artınca Hoca; “Bu bizim subaşının atışı; o, oku böyle atar.” der. İkinci olarak oku attığında, hedefi yine vuramaz, yine gülüşme sesleri arasında Hoca; “Bu da bizim Kadı Efendi’nin atışı…” der. Üçüncü olarak oku atan Hoca hedefi vurunca; “Bu da Hoca’nın atışı…” deyiverir.

                             ***

                       Nasreddin Hoca’nın Akşehir kadısı olduğu zamanda makamına bir adam girer. Bu adamın sıkıntısı olduğu hareketlerinden kolaylıkla sezilmektedir. 

Hoca; “Anlat, bakalım, nedir derdin?” dediğinde adam; “Kadı Efendi benim bir tamburam vardı, onu filan adam çaldı, ondan davacıyım.” der. Kadının emri üzerine davalı huzura çağırılır. 

Kadı; “Sen bu adamın tamburasını çaldın mı?” deyince adam; “Hayır, Kadı Efendi bu tambura benim babamdan kalmıştır, istersen şahitlerimi getirebilirim.” der. 

Kadı’nın emri üzerine şahitler davet edilir ve onlardan birincisine; “Tamburanın sahibi kimdir?” diye sorulduğunda şahit; “Tambura dava edilen adamındır.” Öbür şahit de; “Evet aynen öyledir, hatta ben tamburanın beş teli olduğunu bile biliyorum.” der. 

Şahitlerin anlattıklarını duyan şikâyetçi ifadelere itiraz edince, Kadı Efendi sebebini sorar. Bu defa şikâyetçi adam; “Kadı Efendi, şahitlerden birisi düğünlerin köçeği, birisi şarkıcısı” deyince Kadı adamın sözünü keser ve; “Be adam! Böyle bir davada bunlardan daha iyi bir şahit bulunabilir mi?” der.

                                         ***

                   Hoca ile hanımı bir gece yataklarında mışıl mışıl uyurken evlerine hırsız girer. Usta hırsızın, onlar uyurken evde bulduğu değerli eşyaları bir çuvala doldurup kapıdan çıkacağı sırada Hoca Efendi uyanır. Bir bakar ki hırsız eşyalarını çuvala doldurmuş götürmektedir. Aceleyle kalkan Hoca, epeyce bir süre hırsızı takip ettikten sonra ikisi birlikte bir eve girerler. Bu ev de hırsızın evidir. Karşısında Hoca’yı gören hırsız heyecanlı bir şekilde; “Hoca Efendi, benim evimde senin ne işin var? Burası benim evim, haydi var git işine!” der. 

Hoca, hırsızın pişkinliğine aldırmadan cevabını yapıştırır: “Be adam ne kızıyorsun? Senin sırtındakiler bizim evin eşyaları değil mi? Ben de buraya yeni taşındığımızı sanıyordum!

                                             ***

                          Günün birinde ciritçiler cirit oynamak için Hoca’yı meydana davet ederler. Hoca da at yerine bir öküze biner ve meydana varır. Hoca’nın bu hâlini gören herkes bir taraftan güler, bir taraftan “Hocam, hiç öküz koşar mı, niye ata binmedin?” deyince Hoca; “Dostlar, niçin gülersiniz, ben bunun buzağı iken koştuğunu ördüm, onun için bununla geldim.” Der.

                                              ***

                      Birkaç şehirli dağda gezerlerken bir kirpi bulurlar. Bilmedikleri bu hayvanı torbalarına koydukları gibi Hoca’nın kapısını çalarlar: “Hocam, biz böyle bir yaratık bulduk, buna ne derler?” “Efendiler, ben bir araştırayım, bana bu gece izin verin, yarın gelin size cevap vereyim.” der. Belirtilen saatte şehirliler gelince Hoca; “Arkadaşlar, ben bunu araştırdım, buna kocaman bülbül derler.” der.