MAÇKA'YA TEREYAĞ NEREDEN GELİR?
Bilir misiniz bilmem Trabzon'un otuz metre güneyinde bir ilçesi var , adi Maçka.
Hani o manastırların Sümelâ'nin , Vazelon'un, Kuştul'un egemen olduğu
yer var ya, işte orası.
Maçka sadece manastırlarıyla ünlü değildir, Maçka yaylalarıyla da ünlüdür.
Bakın size bir çırpıda kaç tane yayla ismi sayabiliyorum?
Lişer, Mulaga, Beypinari, Leveğra, Yeri, Haya, Paparza, Zenhaşütka, Kadirga,
Zigana ...
Bor solukta tam on tane yayla ismi.
Bu yaylalar üretim merkezidir.Çok eskilerden beri vardır.
Ne üretirler?
Hayvan üretirler.Koyun , keçi, sığır, ...
Hayvanın üretildiği yerde ne olmaz ki, süt olur,yoğurt olur, yağ olur, peynir olur,
et olur.
Kendin tükettiğini tüketirsin , tüketmediğini alır pazara götürürsün , satarsın;
yem alırsın, diğer gereksinimlerini karşılarsın.
Bu üretim tüketim ilişkisinin adı da ekonomi olur.
Ekonomik sıkıntıyı son zamanlarda duymayanımız kalmamıştır.Nedir bu ekonomik
sıkıntı?
Demek ki bu denge bozuldu, demek ki ÜRETEMİYORUZ.
Üretim tüketimin neresinde denge bozuldu?
Tüketmeler sıkıntı yok, her gün daha çok tüketiyoruz, nüfus artıyor, daha çeşitli
tüketim kaynakları da artıyor.
Demek ki üretimden kaynaklanan sıkıntı var, tüketimi karşılamak için daha çok
üretim yapmak gerekiyor.Yapılamayan bu.
Sıkıntının kaynağı da bu.Yaylacı komşumuz Şöhret bacının dediği gibi :
"Bacası tütmeyen evden hayır gelmez, sıkıntı gelir. "
Bizim yıllardır ekonomik kırız dediğimiz şey üretememek, yada asil üretim yapacak
insanların bacalarının tütmemesi, sıkıntının kaynağı burası.
Geçenlerde hanımla ikimiz çarşıya çıktık, Maçka'ya.
Evde de yağ bitmişti, şuradan biraz tereyağ alalım dedik, her zaman alışveriş ettiğimiz
esnafa gittik, bize bir kilo tereyağ ver dedik, seçti verdi, eve gittik.Hanıma dedim ki
"Şu yeni aldığımız tereyağdan bir yumurta kırması yapsana ."
Tamam dedi, yapalım.
Ben mis gibi tereyağ kokusu mutfağı dolduracak diya düşünürken bir de baktım,
nahoş kokular burnuma gelmeye başladı.Hanıma dedim ki "Ne kokuyor bu tereyağ,
sanki margarin kokusu burnuma geliyor?"
Hanım da baktı baktı dedi ki, "Galiba haklisin bu sahte tereyağa benziyor."
Sorduk soruşturduk, baktık ki bizim gerçek tereyağ diye aldığımız çakma tereyağmış.
Ve bu tereyağ Maçka'ya Trabzon'dan geliyormuş.Ana maddesi dışarıdan geliyor.Trabzon'da da işleniyor oradan da pazarlanıyormuş.
Ondan sonra da tereyağını ilk üreten bir üreticiyle anlaştık , halen ondan alıyoruz.Çok da memnunuz.
Oysaki eskiden Trabzon tereyağ Türkiye'de bir numaraydı.Herkes O'nu arar bulur
almaya çalışırdı.
Meğer işler ne çok değişmiş de biz farkında değilmişiz.
Yine geçende komşu mahallede hayvanlarını kışın barındırmak için bir barınak
yapıyordu.Baktım ki örtü olarak kullandığı tenekelerde bol keseden reklam bar.
Kaymak reklamı.
.Yaklaşıp sordum:
"Bu örtü malzemesini nereden aldın ?" diye .
Komşu da : Falan yerden deyince , tereyağ yapılan yer aklıma geldi.
Dedim ki bu sahte tereyağ üreten merkez olmasın.
Adam durdu , düşündü. Dedi ki: "Galiba haklisin."
Fazla uzağa gitmeye gerek yok daha dün gençliğimizde yaylalarda gördüğümüz
manzara aklımıza geldi.Ne çok insan yaşıyor, ne çok hayvan besleniyordu
o güzelim yaylalarda.O zaman Türkiye’nin nüfusu şimdikinden kat kat azdı.
Şimdi ise nüfus almış başını gitmiş, yaylalarda adam bulamıyorsun .
Çarşıda, pazarda sahte tereyağlarla, sahte peynirlerle, sahte ballarla , almış başını gitmiş et fiyatlarıyla cebelleşiyorsun.
Çözüm yok mü?
Var elbette, büyük çözüm, vakti saati gelmedi henüz fakat Türkiye hızla
orya doğru gidiyor.Maçka'nın dağlarında , yaylalarında süt ürünlerinin bol bol
ucuz ucuz bulunduğu büyük çözüm.
İSMET EYÜBOĞLU
OKURYAZAR ÖĞRETMEN