Fatma Karahasanoğlu


KUSURSUZ BİR KAİNAT

KUSURSUZ BİR KAİNAT


                                    KUSURSUZ BİR KAİNAT 

 

                   Menekşeler, papatyalar her biri canlanan doğanın vazgeçilmezleri arasındadır. Yeşil çimen üzerinde mor rengindeki menekşelerin dansı görülmeye değer niteliktedir. Baharın  müjdecisi bu çiçekler kainata baharın gelişini ardından yaz mevsiminin geleceği haberini vermektedir. 

Baharın gelişinin bir başka habercisi de, cıvıldayan kuşlardır. Seher vakti. Güzel sesleriyle ötüşen kuşları dinlemek, dünya huzurunun en güzelindendir. 

Dağların ardından ağarmaya başlayan günle birlikte en güzel şarkılarını okuyan kuşlar, sabah ezanına da, eşlik etmeyi ihmal etmezler. 

Her gün farklı bir melodiyle yeni açan günü karşılayan kuşların sevincine diyecek yok gibidir. Yeni açan yaprakların üzerinden sağa sola uçan kuşlar, hepsinden bir haber olma gayretini göstermektedir.

Mor menekşelerin arasında zıplayarak gezinen bu kuşlar, tehlikeyi sezdiklerinde küçük kanatlarını çırparak uzaklaşmaları, canın ne kadar tatlı olduğunu bir kez daha göstermektedir. Minicik bedenleriyle, insanların kulak pasını açan kuşların her birinin yaşam sevinci aynıdır. 

 Kuşlar, yuvalarını tehlikeden uzak yerlere yaparlar. O yuvalarda fazla kalmazlar. Dünyaya getirdikleri yavruların uçmasıyla birlikte yuvalarını terk ederler. 

            Kırlangıçlar yılın belli ayında gelirler. Yaşadıkları yeri asla unutmazlar. Özellikle sıcak yer olmasına dikkat ederler. Yuvaları binada olsa, yuvalarını gelip o binaların bir taraflarına inşa ederler. 

Evimizin bu davetsiz misafir kırlangıçları her yıl muntazaman gelip, yuvarlarını tamir eder yumurtalarını bırakır. 

Yavrular yumurtadan çıktıktan sonra anne kırlangıçlar, yavrularına uçuş dersi verir.  Binanın  önünde başlayan uçuş dersi arka tarafa doğru uzanır. Sonra yavru kırlangıçlar yuvaya, anne kırlangıçlar yemek rızık aramaya gider. 

Yıllardır bu döngü aynı şekilde devam etmektedir. 

Bu binalar inşa edilmeden önce kırlangıçların yaşadıkları kayalar vardı. Kırlangıçlar, atalarından kalan kayaları binada olsa hiç unutmadılar.   

                    Kuşlarında çiçeklerinde kendilerine göre dünyaları farklıdır. Papatyalar minicik beyaz yapraklarıyla doğada kendini farklı bir yere koyar. Gelişigüzel çimenlerin üzerine motif gibi işlenir. 

Beyaz açan erik çiçeklerinin doğadaki yeri kendine göre çok da farklı olurken, sapsarı çiçek açan kızılcık ağacıda ben de varım dercesine doğada kendini gösterir. fındık yaprakları da, yeşilin en güzel tonuyla onları selamlar. 

              Doğa bir bütün olarak güzelliklerini cömertçe sergiler. Her kim ne görmek istiyorsa, onu görür. Rengarenk açan çiçekleri görmek isteyen doğaya bakması yeterli olacaktır. 

Hoş bir müzik dinlemek isteyen seher vakti, ötüşen kuşları dinlese yeter. Ilık esen seher vaktinde ötüşen kuşlarla birlik olmak isteyenler ezanı da birlikte dinler. 

Kusursuz bir kainatın, güzellikleri saymakla daha doğrusu yazmakla bitmez. Onları  gören gözler, dinleyen kulaklar anlar.