Fatma Karahasanoğlu


KUŞLARIN DÜNYASI

Kuşların, nasıl dünyası olduğu hep merak etmişimdir. Göçmen kuşlar hakkında anlatılan bir çok hikaye dinledim. Ancak sizlerle paylaştığım hikayeler ilgimi çok çekti.


                                       KUŞLARIN DÜNYASI 

 

                 Kuşların, nasıl dünyası olduğu hep merak etmişimdir. Göçmen kuşlar hakkında anlatılan bir çok hikaye dinledim. Ancak sizlerle paylaştığım hikayeler ilgimi çok çekti. 

                “Bir gün eğlenmek isteyen orman sakinleri, Efsane, haline gelmiş, olan kuşlar arasında bir güzellik yarışması düzenlemeye karar vermişti. Tüm kuşlara haber salınmış bir panayır alanında toplanmışlardı.

Ormanların kralı kuşlara muhabbet kuşu hikayelerini anlattıktan sonra onlara seslenmiş: “Aranızda seçilecek olan en güzel kuş, yarışmadan sonra sizlerin kralı olacak” demiş.

Bütün kuşlar güzellik yarışmasının yapılacağı güne hazırlanmak için hemen dere kenarına gitmişler yıkanmışlar, temizlenmişler sonrada tüylerini tarayarak iyice süslenmişler.

Ormandaki kuşlardan, muhabbet kuşları, papağanlar, saka kuşları, Bülbüller, Kanaryalar ve diğer tüm kuşların hepsi öylesine güzel olmuştu ki hepsi pırıl pırıl bir şekilde parlıyorlarmış.

Diğer kuşların hepsinin birbirinden güzel olduğunu bilen bir karga, her ne yaparsa yapsın onlar kadar güzelleşemeyeceğini biliyormuş.

Karga da hemen dere kenarına giderek diğer kuşların tüylerini tararken düşürmüş olduğu o tüyleri toplayarak kendisine taktırmış.

Karga o kadar güzel bir hale gelmiş ki, bütün kuşlar hayretler içerisinde ona bakıyorlarmış, gün gelmiş çatmış  nihayet yarışma vakti gelmiş. Kuşların hepsi orman sakinlerinden oluşmuş jürinin önünde toplanmışlar.

Jüri, sırasıyla tüm kuşları tek tek dikkatli bir şekilde incelemişler o kuşların içinden türünü bilmedikleri bir kuşu çok beğenmişler.

Herkesin hayran kaldığı o kuş bizim kurnaz ve zeki karga imiş, bu yarışmayı da o kazanmış, o günden sonra kuşların kralı karga olmuş.

Kuşlar, yeni kralları olan kargayı tebrik etmek için ona sarılmaya başlamışlardı, her sarılışta karganın tüyleri dökülmeye başlamış ve en sonunda kral  o eski kara kuru görüntüsüne dönmüştü. Onu o halde gören jüriler kargadan krallığı geri almışlar.

Karga da yaptığı hilenin aldatıcı ve geçici olduğunun farkına varmış, yaptıklarından pişman olmuş sonrada herkesten özür dilemiş, tekrardan yapılan yarışmada güzellik yarışmasını yapan kuş kral ilan edilmiş.”

                                          ***

                        “Evvel zaman içinde gezgin bir kırlangıç dünyayı dolaşa dolaşa çok şeyler öğrenmişti.

Çok meşhur bir atasözü vardır ya: “Çok gezen, çok bilir.”, “Çok görenin kafasında bir şeyler kalır.” Gibi.

Bizim bu göçmen kırlangıç önceden tahmin edermiş meydana gelecek büyük, küçük tüm fırtınaları,

Gemiciler fırtına haberini ondan alırmış, günlerden bir gün köylü adamın biri göçmen Kırlangıç’ın tarlasına kenevir tohumu ekiyormuş.

Kırlangıç hemen küçük kuşları çağırarak “Baksanıza bu adam sizin kuyunuzu kazıyor, bana göre hava hoş, en fazla çeker giderim buralardan, ama korkarım ki sizin haliniz duman olur.” Demiş

Kuşlar bir köylü’ye birde gezgin Kırlangıç’a bakmışlar ses çıkarmamışlar sonrada sözlerine devam etmiş.

“Şu adamın elinde savurduğu tohumlar var ya, işte o sizin başınıza örülen bir çoraptır, her attığı tohum her birinizin öksesi, benden size söylemesi, bir gün gelirde bu tarlaya serpilen kenevir sicim oldu mu işte o zaman seyreyleyin size kurulacak olan dolapları.”

Hayat zindan gayrı sizlere, kiminize göre kafes, kiminize görede tencere onun için, gelin ve beni dinleyin, hep beraber şu serpilen tohumları yiyelim.” Demiş

Havalar sıcak olduğundan kırlangıcı kim dinler, o küçük kuşlar canları istedikleri yemi yemişler, kimse de kenevir tohumlarını yememiş. bu duruma üzülen kırlangıç yine tüm kuşları toplayarak onlara, kuşlarla ilgili hikayeler anlatmış. Ama yine kuşlar hiç oralı olmamıştı.

Gün gelmiş Kenevirle filizlenmeye başlamış, kırlangıç kuşları yine toplayarak onları bir kez daha uyarmak istemiş. Önce kuşlara ay kuşu hikayesini anlatmış sonrada; “Bakın şu filizleri bir bir koparın ki büyümesin onlar bir büyüdü mü artık kendinizi yok bilin” demiş

Göçmen Kuşların bazıları bu sefer kırlangıca kızmış, Kimisi “ Aman sen de ne şom ağızlısın” demiş kimisi de “hem o filizleri koparmak için kaç bin kuş gerekli biliyor musun?” demiş. Ama bilmedikleri kenevirlerin büyüdükçe büyümeye başladığıydı.

Kırlangıç, vazgeçmeyerek kuşları bir kez daha uyarmıştı: “ Bakın, farkında değilsiniz ama işler kötü, bugüne kadar bana inanmadınız, peki, ama bir gün gelirde avcılar, tarlada kuş avlamaya başlasalar, kurmuş oldukları ağlarla, ya hiç yuvanızdan çıkmayın, ya da başka bir yere göç edin, göçmen turna kuşları ve ördekler her ne yapıyorsa sizler de onlar gibi yapın ama şu var ki siz küçük olduğunuzdan bizim gibi çölleri, denizleri aşamazsınız.”

Kuşcağızlar artık kırlangıcın anlattığı kuş hikayelerini ve öğütleri dinlemekten yorulmuşlardı, başlamışlar etrafta cıvıl cıvıl ötüşüp durmaya. Tıpkı Troyalılar da olduğu gibi, zavallı Kassandra onların başına gelecekleri onlara haber verirken, olan bizimkilere de olmuş.

Birçok kafes kuşlarla dolmuştu,