DUYGU KARAHASANOĞLU


KÖY MÜ, ŞEHİR Mİ?

Kırsal alan üzerine inşa edilen tek katlı evlerin her birinde farklı hayat hikayesi vardır.


                                             KÖY MÜ, ŞEHİR Mİ?

 

                     Kırsal alan üzerine inşa edilen tek katlı evlerin her birinde farklı hayat hikayesi vardır. Bağ bahçe, hayvancılık derken , tüm günler bu meşgalelerle geçip giderken, köy yaşantısına yakışır şekilde hayat sürülür. 

Katlı binaların inşa edildiği parke taşlarla caddelerin olduğu; resmi dairelerin, özel şirketlerin bulunduğu rengarenk ışıklarla aydınlatılan mağazaların yer aldığı eğlence mekanlarının, olduğu şehirler bir çok insanın yaşamak için göç ettiği yerlerdir. 

Çocuk parkları, cafeler, lokantalar, okullar, vb. 

Şimdi köyden şehirlere göçlerin olması bir çok kafalarda soru işareti bırakmaktadır. 

Köy mü, şehir mi? Sorusuna herkes farklı cevap verse de, köyde kimse kalıp,  bağ bahçede uğraşıp, hayvancılık yapmak istememektedir. 

Son yıllarda hobi olarak köylere dönenler, vardır. Ancak köye dönenler, köy işi yapmak için değil, emekli olduktan sonra yaptırdığı beton arme evinde bir kaç ayını geçirmek için!

                      Her şey o kadar değişti ki! Üretende yok, üretilen ürünün fiyatı da yok denecek kadar yetersiz. 

Fındığa, istenilen fiyat verildi mi? Elbette, hayır. Fındıkta diğer ürünler gibi zahmetli bir ürün. Anlatayım, efendim! Bir ton fındık üreten  bahçe, hangi aşamalardan geçmektedir. 

Gübresi, ilacı, temizliği, her türlü bakımı için kırık b in yada kırk beş bin TL harcanmaktadır. 

Seksen liradan satılsa, bir ton fındık seksen bin TL eder. 

Üreticinin karı nedir? Yaptığı emek de, çabası.   

Bazı üreticiler dönüm başına destekleme almaktadır. Ancak alınan bu destekleme nereye veriliyor? Bunun takibi çoğu kez yapılmamaktadır. 

Destekleme yerine fındığın kilo başına bir ücret verilse bence daha iyi olur. Hem verilen destek yerine gitmiş olur, hem de haksız yere destekleme alanların önü kesilmiş  olur. 

                       Geçenlerde bir arkadaşımın sosyal medyadaki paylaşımı dikkatimi çekti. Kendince iyi bir makamda olduğunu düşünen arkadaşım. Her hafta sonu köyüne giderek, bir ürünü özendire, özendire anlatıyor. 

Geçen haftada mısır tarlasından topladığı mısırları sobanın üzerinde pişirip, kendine özgü şivesiyle anlata anlata bitiremedi. “Mısır şöyledir, tarlada üretilen mısırın tadı hiçbir yerde yoktur.  Herkes tarlasına mısır eksin” gibi sözler sarf ederek, ne için özendirdiğini de, anlattı. Amacının herkes köyüne dönüp, tarlasına ekin eksin istiyor. 

Tamam, bende herkesin bağına bahçesine dönsün istiyorum. Ancak fındık gibi olacaksa, insanlar neden köyüne dönüp bağ bahçe işiyle uğraşsın. Benim çocukluğumda fındık iyi para ederdi. 

Gel gör ki, günümüzde fındık kendi bakımını bile karşılayamaz duruma geldi.