DUYGU KARAHASANOĞLU


İLKEL SEVİNME YÖNTEMİ

Asker uğurlamada, gelin almada, konvoy yapmada. Hemen silahlara davranılıyor.


                                    İLKEL SEVİNME YÖNTEMİ

 

                             Asker uğurlamada, gelin almada, konvoy yapmada. Hemen silahlara davranılıyor. 

Sorsanız; “seviniyoruz.” Diye sizi cevaplarlar. Bu nasıl sevinmedir ki bir başkası ağlarken, sen havaya rast gele kurşun sıkıyorsun. O kurşunlar, nereye gittiğini bilmeden, düşüncesizce tetiğe durmadan basıyorsun. Hiç düşünmüyor musun ki, silahtan çıkan kurşunlar bir başkasının hayatına mal olacağını. 

Her gün mermiden hayatlar sönüyor. Yada sakat kalıyor.  On bir aylık bebeğin balkonda oyuncaklarıyla oynarken, düğün konvoyundan düşüncesiz birinin silahından çıkan kurşunla ölmesinin bedelini kim ödeyecek? Sokakta yürürken, nereden geldiği belli olmayan mermiyle ağır yaralanan gencin hesabını kim verecek? 

Bu facialardan sadece bir kaç tanesi. 

Sevinmenin başka yöntemleri de vardır. Elbette  sevineceksin. Ancak bir başkasının ocağına, ateş düşürerek değil! 

Halay çek, horon oyna, kemençe çal,  dans et, şarkı türkü söyle, vb. 

                               Her nedense insanlarda anlaşılmaz şekilde rast gele silah kullanma merakı hasıl oldu. Hiç bir şey düşünmeden sadece kendi egosunu tatmin etmek için bu gibi çağ dışı sevinmelere baş vuruluyor. 

Ne kadar can sıkıcı bir sevinme yöntemi. Kendi mutluluğu için bir başkasının mutsuzluğunu isteyen bir egoistlik. 

Yahu, ne anlamaz insanlar olduk. “silahla sevinmeyin, mutluluğa kurşun sıkmayın, kendi mutluluğunuz için bir başkasının mutluluğuna gölge düşürmeyin…” bu kadar uyarılar yapılmasına rağmen hala ilkel sevinme yöntemi ne için kullanılıyor? 

İnsan olana laf bir kez söylenir. İnsan olmayana da ne kadar söylenirse söylensin, almaz. 

“Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.” 

                              İkazlar neden dikkate alınmaz. Bunu da anlamak mümkün değil. “Havaya kurşun sıkmayın”  denildikçe, ille de, kurşunlar havaya sıkılacak. Kasıtlı yapılmaktadır. Başka bir açıklaması olamaz. 

Anladığım kadarıyla her şeyin zıttı yapılmak isteniyor. Kurşun sıkma deniliyor, adamlar daha çok silaha sarılıyor.  Bizim bir ineğimiz vardı. Yasak olan yeri tercih ederdi. İneği ne kadar oradan çevirirsek çevirelim, bir yere olduğumuzda inek hemen hop oraya. Biz, ineği aldıkça inek, yasakladığımız yere gitmeye çalıştı.

                             Günümüzde de, mutluluğa kurşun sıkmayın söyleniyor, laf anlamazlar zıddını yaparak, ortalığı ateşe çeviriyor. 

Bugüne kadar kaç can yandı?

Kaç aileye ateş düştü? 

Kaç kişi yorgun mermi yüzünden sakat kaldı?