Fatma Karahasanoğlu


HAYALLERDE, HAYALLER DE KALDI

Hayallerle yaşanıp yaşanmadığını bilmem ama hayalsiz de olmaz.


                                                    HAYALLERDE, HAYALLER DE KALDI

                           Hayallerle yaşanıp yaşanmadığını bilmem ama hayalsiz de olmaz. Benim kendi görüşüm bu. Kabul edilir yada edilmez. 

Hayaller vardır, gerçekleşmesi mümkün olan. Hayaller vardır gerçekleşmesi mümkün olmayan. Siz hangi hayali kurarsanız kurun, gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini   zaman içinde görürsünüz. Buna karışacak değilim. Herkesin hayali kendisine.

                          Nasıl hayal kurulur? Öncelikle bu sorunun yanıtını bulmaya çalışalım. Hayal kurarken nelere dikkat edilir. O kadar farklı hayaller var ki, kişiye göre bunlar değişir. 

Herkes aynı hayali kurmaya bilir. Demokrasi vardır. Kimsenin hayal kurmasına karışılmaz. Hayaller kilit altına da, alınmaz.  Zincire de vurulmaz. Hayaller zindana da atılmaz. Rutubetli, penceresiz odalara da, hayaller hapsedilemez.

                            Hayaller, yaşlara göre değişir. Yaşam koşullarına ve şartlarında göre de, değişiklik gösterir. 

Çocukla, yetişkin arasındaki hayaller elbette farklı olacaktır. Bundan şüpheniz mi, var. Sakın olmasın. Bilirsiniz şüphe hastalık yapar. Hasta olmak istemiyorsanız şüphe duymayın. Çocuk nasıl hayal kurar diye de, hayrete düşmeyin sakın! 

Yetişkin nasıl hayal kurabiliyorsa, çocuk da, hayal kurar.  Tabii çocuğun kurduğu hayalle yetişkinin kurduğu hayal aynı değildir. 

Nasıl aynı olsun. Arada kuşak farkı vardır. Kuşak farkı, duymadınız mı?

Kuşak farkı var ya! Anne, babayı evladından soğutur. Nasıl mı? Gayet basit, herkeste cep telefonu var mı? Cevaplıyorum, evet var. Herkes kendine göre sitelere girip çıkıyor mu? Yanıtlıyorum; evet sitelerde dolaşıyor. Aynı ortam içerisinde oturulduğunda herkes kendi telefonuyla meşgul oluyor mu? Yanıtlıyorum; evet meşgul oluyor. Herkesin sosyal  medyadaki arkadaş grupları farklı mı? Yanıtlıyorum; evet farklı. 

Bu işte. Karmaşa haline getirmeye gerek var mı? Her şey gün gibi ortada. 

Eskiden evlerde bir televizyon tek kanal vardı. Ev halkı aynı oda içerisinde tek kanallı olan televizyonu seyrederdi. Arada bir de birbirleriyle konuşurdu. Ne zaman? Reklam verildiği zaman. 

Bunun yanında tek numaraya sahip sabit telefon vardı. Ev halkı aynı telefonla arkadaşlarını arardı. Telefon zili evde çaldığı vakit aynı anda ev halkı başına toplanırdı. Kimin aradığı merak uyandırırdı. Arayan her kimse, tanıdık olurdu. Ev halkını yakından ilgilendiren konuşma yapılırdı. Telefonla konuşan kişi, konuşmasını bitirdikten sonra olan biteni anlatmaya başlardı. Can kulağıyla dinlenilirdi. Sevinçli haberse sevinçler paylaşılırdı, üzücü haberse, keder paylaşılırdı. 

Kısacası telefon görüşmesi ev halkının tümünü sevindirir yada üzerdi.Böyleydi.

Yaşı gereği yazdıklarımı bilenler bilecek, bilmeyenlere de, masal anlattım gelecek. Öyle ya! Yaşamayan yazdıklarımı nereden bilecek. Masal deyip geçecek. Olsun, onlara da, kızmıyorum.   

                            Aradan,  haftalar, aylar, yıllar geçti. Cep telefonları birden hayatlara girdi. Herkes akıllı telefona sahip olmak için birbirleriyle yarıştı sonra ne oldu? Akıllı telefon akılları baştan aldı. Sonra ne oldu? Sohbet ortamları bitti. Cep telefonunu eline alan, kendi kendine güler oldu.   

Cep telefonları hayatlara girince hayallerde hayaller de kaldı. Cep telefonu hayal kurmaya bırakmadı ki! Kim mesaj attı, kim nereye gitti! Kim beğeni aldı! Kim canlı yayın yaptı! Falan filan. Sonrası malum…Biliyorsunuz, yazmaya gerek yok.

Hayallerde, hayallerde kaldı.